“Acayip Büyüyoruz, Bütün Dünya Bize Hayran” Sezonu Açılmak Üzere

0
2081

Yılsonu yaklaşıyor ve “Acayip büyüyoruz, bütün dünya bize hayran” sezonu açılmak üzere. Bazı tartışmaları takip edebilmek için bazı kavramlara açıklık getirmek gerekir. Çoğunuzun bildiğini biliyorum; ama ben yine de kendi tarzımda büyüme ile ilgili bir şeyler anlatmak istiyorum. Böylece büyüdüğümüz halde neden refahımızın artmadığını anlatmış olacağım. Başlamadan önce şöyle etrafınıza bakın. Bilgisayar, telefon, lamba, masa, kitap görebilirsiniz. Pencereden bakınca arabalar, binalara, iş makinaları gibi çeşit çeşit üretilmiş ürünler de görebilirsiniz. Hata ortalığı temizleyen, araba süren, saç kesen, garsonluk yapanlar gibi hizmet üretenleri de görmek mümkündür. Bu gördükleriniz içerisinde son bir yıl içerisinde üretilenleri gözünüzün önüne getirin. Son bir yıl içerisinde üretilen bütün bu mal ve hizmetlerin toplamına gerçek milli gelir denilir. Bu toplamı düşünürken sonuçta TV ile çay servisini veya araba ile ekmeği fiziksel olarak ya da cismen toplamış gibi olduk. Biraz garip oldu gibi. Bunları toplamak imkânsızdır. Bu mal ve hizmetleri sadece sayabiliriz ancak o da fazla kullanışlı olmaz. Bunun yerine bu mal ve hizmetler için hayali bir fiyat belirleyebiliriz. Sonra o fiyatlar ile üretilen miktarları çarpıp toplayabiliriz. Fiyatların gerçekçi olabilmesi için uygulamada geçmişteki bir yıla ait fiyatlar kullanılır. Bu şekilde elde edilen toplam TL ile ifade edilir ve gerçek milli gelirdir. Söz konusu toplam artarsa gerçekten de üretilen mal ve hizmet artmış demektir çünkü fiyat sabittir. Türkiye’de şu sıralarda 1998 yılındaki fiyatlar gerçek milli gelir hesabı için kullanılıyor. Dolayısıyla gerçek milli gelirdeki artış gerçek büyüme olarak adlandırılır. 2002 – 2012 yılları arasındaki gerçek büyümemiz %62’dir. Yani aşağı yukarı 10 yıl öncesinin sadece yarısı kadar büyümüşüz.

2013 yılında üretilen bütün mal ve hizmetleri 1998 yılındaki fiyatlar ile çarpıp toplayınca gerçek milli geliri buluyoruz ama sonuçta 2013’te o mal ve hizmet için 2013 yılındaki fiyattı ödüyoruz. İşte bu 2013 yılındaki fiyat ile 2013 yılındaki mal ve hizmet üretimini çarpıp toplarsak nominal milli geliri buluruz. Nominal gelir artığı zaman büyüdüğümüzü söyleyemeyiz çünkü artışın nedeni fiyat yükselişi olabilir. Eğer gerçek büyüme yoksa ve nominal gelir artıyorsa fiyatlar artmış demektir. Bu da insanların fakirleştiği anlamına gelir. 2002-2012 dönemindeki nominal artış %303’tür. Yani üç katı! Bu ifadeye yabancı olmadığımızı düşünüyorum . Bu artış gelirin üç kat artığı anlamına gelmez. Ödediğiniz fiyatın artığı anlamına gelir. Artışın yarıya yakın olduğunu (%62) yukarıda gösterdik.

Refah açısından bunun yorumu tam olarak şöyledir: 2002 yılında 100 TL’lik mal ve hizmet için 100 TL ödeniyorken, bu gün aynı mal ve hizmet için 162 TL ödememiz gerekirken 303 TL ödüyoruz. Büyümeye rağmen refahın artmayışının nedeni budur işte. Bu durumda “üç katı” ifadesi iyi bir şey değildir.

Yazar: Profesör Ramazan Sarı, ODTÜ İşletme

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş