Türkiye Ekonomisi, Dış Gelişmeler ve Nba Anayasasına Genel Bakış

Türkiye her zaman ki gibi gündem olarak çok hareketli günler geçirmekte. Hem içeride yaşanan ekonomik anlamda doların TL karşısında yükselişi , siyasi ve politik anlamda şehit cenazeleri, terör olayları patlamalar , Rus Büyükelçisine suikast derken bu zor günlerden geçmekteyiz. İsterseniz önce ekonomik anlamda doların gidişatına değinelim. Dolar şu an 3.53 TL durumda . Her şey Trump’ın Başkanlık seçimini kazanmasından sonra başladı. Aslında Amerika’daki think-tank yani düşünce kuruluşları Hilary Clinton’nın Abd ekonomisi için daha iyi olacağını düşünseler de piyasalar Trump’ın başkan olmasını oldukça iyi karşıladı ve doların gelişmekte olan piyasalarda(Türkiye de dahil) ezici bir üstünlüğü söz konusu duruma geldi. Amerikan Federal Rezerv Bankası ( Fed ) in de elinde bir de faiz aracını da düşünürsek herhangi bir faiz arttırımı, 3.60 seviyelerin üzerini görme durumunu bize gösterebilir. Bu da hem kamu hem de özel sektörün dolar ile borçlandığı ülke veya şirketlere borcunun katlanarak artması demektir. Peki dolar arttı TL ucuzladı. TL para biriminin de fiyatı düştü ve TL olan mallarımız da ucuzladı. Bu ihracatımıza niye yansımıyor ve ihracat yapabilir miyiz sorusunu akla getiriyor.Ama gerek dış ticaret yaptığımız Avrupa veya Dünya ülkeleriyle politik olarak kriz yaşamaktayız. Ve mallarımız ne kadar kaliteli diye kendimize sormalıyız. Avrupalıya cazip gelecek bir fiyat var ama mal kalitesi şüpheli olduğu için ihracatımıza doğrudan olumlu yansıyacağını düşünmüyorum. Merkez Bankasının acilen kuru kontrol altına alma silahı olan ‘faiz’ bir an önce kullanılmalı çünkü her olay da olduğu gibi ekonomide de zaman kavramı çok önemlidir. Yaraya zamanında müdahale etmezseniz oluşan yara başka yaralara da sebebiyet verebilir. Siyasi iktidarın Merkez Bankasına faizleri düşür baskısıyla Merkez Bankası, bu baskı altında nasıl bir karar alacağı merak konusu ama yetkinin Merkez Bankasına bırakılması şart. Ekonomiyi de ekonomiden anlayanlar konuşmalı tartışmalı veya demeç vermeli. Örneğin Başbakan Binali Yıldırım’ ın doların yükselişi 20 Ocak’a kadar sürecek diyerek süre vermesi doları talep eden yabancı yatırımcıya da güven aşıladı ve maalesef TL’yi olumsuz yönde etkileyecek bir açıklama oldu. Trump’ a dönelim. Trump göreve 20 Ocak’ta başlayacak. Ve başladıktan sonra da Trump seçim zamanı yaptığı konuşmalar da bir sürü projeden ve yapacaklarından bahsetmişti. Demek ki bu kamu harcamalarına yöneleceğine işaret ediyor. Kamu harcamalarına yönelirse Trump, bu enflasyonu da arttıracaktır ve artan enflasyon ile birlikte Abd deki faizleri de arttıracaktır. Eğer Merkez Bankamız doları 3.20-3.30 seviyelerine getirmezse çok zorlu zamanlar bizi bekliyor. Fakat gerek ülkemiz gerek içinde bulunduğumuz Orta doğu coğrafyasında ki patlamalar, katliamlar, iktidar değişimleri, darbe girişimleri gibi politik olaylar fazlasıyla ülke ekonomimizi olumsuz yönde etkiliyor ve bu da dolar karşısında para birimimizi geri plana itiyor. Dünya üzerinde ki yatırımcı da parasını ülkemizden ya çekiyor ya da başka bir ülkeye gidiyor veya yatırım için ülkemizi tercih etmiyor. Ülke ekonomimiz serbest piyasa ekonomisine dayalı atomisite ve mobilite koşullu bir piyasa bu ortam da yatırımcıya fazlasıyla ihtiyacımız var . Yapısal reformlar çare mi? Kesinlikle. Yapısal reformları şöyle anlatalım. Bir ülkenin her türlü olumsuz gelişmeyi kaldırabilmesi bunu karşılayacak bir sisteme sahip olması için tekrardan yapılandırılmasına ihtiyaç vardır. Örneğin cari açığı düşürmeliyiz, ithalatı düşürmek veya ihracatın ithalatı karşılama oranını arttırmalıyız. Büyüme , işsizlik, enflasyon , sosyal transfer harcamalarına , hukukun bağımsızlığı ve egemenliğine, eğitimde tıpkı Finlandiya’nın yaptığı gibi köklü reform, Teknoloji Bilim Sanayi ve Arge konusunda ayrılan payın arttırılması, Liyakat sisteminin gelmesi ve otarşik bir yapıya gelmeye yakın olması istenen tablo. Bir an önce yapısal reformları hayata geçirmek zorundayız yoksa ülke olarak orta gelir tuzağı ile uğraşmaya(10 bin dolar) üretimdeki kapasitenin artmaması bu da büyümeyi, üretimin düşmesi ihracatımızı arttırmamızı ve dışarıdan ürün almamızı da engelleyecek bir takım gelişmeleri de kötü yönde etkileyecek bir dış politikadan uzak durulması gereklidir. CBA yani Nba ‘nin anayasası toplu iş sözleşmesi ne verilen ad. Nba de 1998 ve 2010 da olmak üzere 2 defa oyuncular lokavta gitti yani orda çalışma ücretleri ve çalışma koşulları konusunda Nba yönetimi ve Oyuncular birliği başkanı Chris Paul anlaşamamış bir çok Nba oyuncusu Amerika’yı terkedip kısa süreli kontratlarla Avrupa’ya gelmişti bunlardan birisi de Ünlü Nba yıldızı Deron Williams’ın Beşiktaş a gelmesiydi.  Carmelo Anthony ne kadar bu sefer de anlaşmayı zor olarak görse de anlaşma bu hafta içerisinde gerçekleşti. Ve anlaşılan maddeler kamuoyuna yansıdı. Tek tek maddeleri yazma taraftarı değilim . Nba bu sene inanılmaz anlaşmalara imza atarak bu sene ki kazancını 6 milyar dolar lık bir pasta payına kadar çıkarmakta. Yani bunu bizim Fransa’dan yaptığımız ithalat kadar düşünebilirsiniz. Bir spor organizasyonun bu noktalara gelmesi korkunç. Tabi artan gelirler kulüplere ve oyunculara yaptıkları transfer trade(alım-satım) anlaşmalarında max kontratlar konusunda bir çok düzenleme yapıldı. Nba’ye girme yaşı hala 19 da kaldı.(Nba 20 yaşını istese de gerçekleşmedi.) Anlaşmayı oyuncular Nba yönetimine diz çöktürdü desek daha doğru olacak. Özellikle Chris Paul , Carmelo Anthony ve Lebron James yönetimindeki oyuncular birliği neredeyse bütün isteklerini Nba başkanı Adam Silver a kabul ettirdiler.Böyle önemli bir organizasyonun gittikçe büyüyen bir pastanın tekrardan 1998 de ve 2010 da yaşadığı krizi yaşamaması için ellerinden gelen özveriyi gösterdiklerini düşünüyorum.

Türkiye Ekonomisi, Dış Gelişmeler ve Nba Anayasasına Genel Bakış
9 3

Ne aradılar:

  • nba ekonomisi

OVP ANALİZİ

Başbakan Yıldırım yakın bir zamanda Türkiye’nin geleceğine dönük Orta Vadeli Programı(OVP) açıkladı.2017-2019 yılını kapsayan bu program da büyüme den, enflasyona, cari denge den, işsizlik oranına bir sürü parametre sunuldu. Burada 2016-2017 yılını yani bu yılı ve gelecek yılı baz alırsak rakamlar şöyle; Büyüme tahminleri 2016 için %4.5 iken %3.2 ye inmiş. Enflasyon 2016 için %7.5 2017 için %6.5. İşsizlik oranı 2016 için %10.5 2017 için %10.2. Bütçe Dengesi 2016 için %-1.6 2017 için %-1.9. Cari Denge 2016 için %-4.3 2017 için %-4.2. Kişi Başına Gelir 2016 için 9 bin 243 dolar 2017 için 9.529. GSYH 2016 için 2.148 milyar TL 2017 için 2.404 Milyar TL. Bu verilere göre büyümeyi ele alalım çünkü beklentimiz %4.5 iken %3.2 ye neden düşürdük? Büyümeyi etkileyen en önemli faktör sermaye birikimidir. Yani yatırımların olması şart. Yatırım tasarrufa bağlı. Tasarruf ise gelir artışına endekslidir. Yani bir insanın geliri artarsa yastık altına koyabileceği para da o kadar artacaktır. Ülkemizde milli gelir beklentisinin 10 bin dolarlardan 9 bin dolarların konuşulduğu bir ortamda sermaye birikiminin arttırılması zor görünmektedir. Bir diğer büyüme kalemi teknolojik gelişme. Ülkemizde  teknolojik gelişmeye dair neredeyse hiçbir kayda değer gelişme yok. Üçüncü bir parametre ise nüfus ve işgücüdür. Nüfus arttıkça işgücü de artacaktır. Yani üretim faktörü gelirlerini arttırmalıyız. Ve geçen günlerde World Justice Project ( Dünya Adalet Projesi) 2016 yılı hukukun üstünlüğü endeksini açıkladı. Sıralamaya göre 113 ülke arasında 99.sırada kendimize yer bulduk. Listeye baktım ve Özbekistan , Sierra Leone, Myanmar gibi ülkeler ile aynı konumdayız. Bu endeks şu açıdan önemli büyümeyi etkileyen en önemli kalem , sermaye birikimidir. Yani yatırımları arttırabilmeniz için ülkedeki sadece ekonomik değil insan hakları ve adalet gibi nitel kavramları sağlamanız lazım ki yabancı yatırımcı gelsin yatırımını yapabilsin. Türkiye’nin ülkedeki insan hakları hak ve hürriyetin konumu , terör sorunu gibi önemli konuları halledip yapısal reformları harekete geçirmeli ve büyümeyi arttıracak politikalar izlenmesi gerekmektedir.

OVP ANALİZİ
4 2

Ne aradılar:

  • expectation manager
  • role expectation
  • türkiyede enflasyon

Suriye Krizi ve Dünya Devletlerinin Ekonomik ve Siyasi Emelleri

Öncelikle Ankara’daki patlamada hayatını kaybeden 28 vatandaşımızın ailelerine başsağlığı ve yaralılarımıza acil şifa dileyerek cümlelerime başlamak istiyorum. Ekonomiden daha önemli şeyler de var ‘insan hayatı’ gibi. Ama maalesef daha da kötüsü böyle facialara alıştırılmış bir toplum olmak o her şeyden daha da kötü olsa gerek. Umarım artık bu ülkede ‘insan hayatının’ önemi anlaşılır ve gerekli istihbarat güçleri bombalar patlamadan eylemler olmadan önce haberdar olurlar da bu insanlar sokaklara bu korkuyla çıkmazlar. Tabi anlayana.

Konumuza gelecek olursak biliyorsunuz ki ülkemizin cumhurbaşkanının zamanında ‘Kardeşim Esad ‘ ile başlayan serüven Katil Esad ‘ a kadar ilerledi. Araları bozuldu. Kanlı bıçaklı oldular. Tabi iki ülke ilişkiler bundan fazlasıyla zarar gördü hem ekonomik hem de diplomatik açıdan zararları olduğu gayet açık. Komşunuzla iyi olmak zorundasınız. Uzağa mal satabilecek gücünüz var mı kendiniz mi üretiyorsunuz gibi sorular gelebilir bizim ülkenin büyüklerine tabi ki de bu konuda sessiz kalacaklarına eminim. Çünkü daha önceki yazılarımda dile getirdiğim gibi ithal girdiği dayalı bir ihracatımız var. Yani malımızın alet edevatın bir kısmını dışardan ara mal olarak ithal ediyorsun sonra bu parçaları birleştirip dışarı ihraç ediyorsun ama ihraç ederken dışardaki ülkenin vergi gümrüğü derken o sattığın malın bedeli ya vergiye ya da onu birleştirmek için kullanılan ara mal ithalatına gidiyor. Komşu ülkeler bu konuda daha hesaplı davranabiliyor petrol konusunda İran örneğinde olduğu gibi. Suriye’ de uzun zamandır bir Işid tehdidi sürmekte. Işid petrol kaynaklarını ele geçirmek için silahlanarak hem Suriye Ordusu hem de Rus askerleri ile çatışmak zorunda kalıyor. Nato ve BM’nin  Işid tehdidi karşısında Nato birliğindeki ülkelere çağrı yaparak Işid tehdidine karşı tek yürek olalım çağrısında bulundu. Dünya devletleri orada . Herkesin bir çıkarı var. Amerika hem Esad rejiminden rahatsız hem de Petrol ü kendisi ele geçirmenin peşinde. Türkiye : Esad ve Suriye içerisinde bulunan YPG terör örgütünün yok olmasından yana. Rusya ise Esad’ın yanında ve Işid’ den kurtulmak istiyor. Herkesin ortak bir amacı var Işid ‘ den kurtulmak. Bunun yanında rejim değişikliği isteyen Türkiye ve Ruslar karşı karşıya. Rus uçakları Türkiye Suriye sınırında keşif yaptığı sırada Türkiye hava sahası ilan edilmesinden sonra Rus uçağı düşürüldü. Ve diplomatik kriz daha da büyüdü. İki ülke ilişkileri tıkanmış durumda. Rusya düşmanımın düşmanı dostumdur hesabıyla Türkiye’nin yok olmasını istediği YPG in Moskova da büro açmasına izin verdi. Amerika ise Işid ile savaşta kendisine yakın gördüğü YPG ile silahlı mücadeleyi sürdürmekte ve Türkiye ile araları bu sebepten bozmuştur. Kısacası herkes kendi isteklerini Suriye üzerinden diretmekte.  Suriye halkı ne düşünüyor kimse sormuyor. Suriye’nin geleceğine yine Suriye Halkı karar vermelidir şahsi fikrim. Bu savaş ortamlarında hem Türkiye’de hem Amerika ‘da borsa inişli çıkışlı.’ Güvenli Liman ‘ olarak adlandırılan altın ise son zamanların en büyük çıkışını kaydetti. Altında gramın 120 lira çeyreğin ise 198 lira ya gelmesi an meselesi. Borsa 73 bin seviyesinden ve dolar da 2.96 seviyesinden işlem gördü. Fed in kademeli de olsa faizleri arttırma ihtimali olması ise doların TL’yi baskılamasına devam ediyor. Ve Türkiye’deki  Doğu da süren çatışmalar ve ülkenin olası Suriye’ye askeri harekatı ihtimali ise Doların 2.95 ile 3.00 arasında işlem görmesine neden oluyor.

Emtialar da durum ne peki? Petrol  de arz yönlü konuşmalar sürdükçe Brent Petrol  ün varil fiyatı 33 dolar seviyesinde. Bu da Petrol İhraç eden ülkelerinde İhracat rakamlarına olumsuz yansımakta. Madem az fiyattan satıyoruz bari arzı arttırıp bol bol satalım diye uğraşmaktalar fakat bunlarda üretilen malın fiyatını olumsuz etkilemekte. Ve petrolün bu seviyelerde olması  gelir kalemini sadece buna bağlayan Suudi Arabistan Kuveyt gibi ülkelerin önünü kapatıyor. Bir de Suriye’ye olası kara harekatı  durumu bulunun Suudiler petrol ü olumsuz etkileyen Işid güçlerine karşı Türkiye gibi Katar gibi ülkelerle birlikte saldırma yapması gündemde. Türkiye’nin özellikle müttefiki Amerika ve fazlasıyla ihracat ve ithalat yaptığı ve Türk turizmini canlandıran Ruslarla arasının kötü olması bizi her yönden kötü etkileyecek gibi görünüyor. Orta Doğu çok karışık durumda petrol doğal gaz dolar terör olayları mezhepsel olaylar derken çok karışık bir coğrafyanın tam göbeğindeyiz umarım devlet politikaları insanların canını tehlikeye atmaz.

Suriye Krizi ve Dünya Devletlerinin Ekonomik ve Siyasi Emelleri
2 2

Ne aradılar:

  • suriye krizi ve dünya

Büyüdükte Ne Oldu ?

Türkiye ekonomisi şok bir büyümeyle 2015 yılının 3.çeyreğinde %4  büyüdü. Beklenti %2.8 civarındaydı. Fakat beklentilerin çok daha üzerinde gelmesi piyasaları oldukça şaşırttı. Bu beklentilerin dışında ve çok iyi gelen büyümenin arkasında sebep ne peki? Öncelikle Türkiye 3.çeyreğinde seçim maratonundaydı daha doğrusu Haziran seçimlerinde koalisyon çıkmasıyla ve tek başına iktidar kurulamamasıyla, erken seçime gidildi ve en yakın tarih olarak 1 Kasım belirlendi. Bu zaman boyunca artan belirsizlikler dışarda yatırım kararlarını etkilese de iç piyasa da talebin ne denli arttığını göstermekte. Devletin yaptığı kamu harcamalarını da sayarsak iç talep canlandı. Tarım sektörü en fazla büyümeden etkilenen sektör olurken %11 civarında bir büyüme elde ederken onu sanayi sektörü ve hizmet sektörü izlemekte.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek; cari açık/GSYH %3 ‘e düşürmek istediklerini söylese de ihracat rakamlarının düşüklüğü ve son zamanlarda kavgalı olduğumuz ihracatçı dostumuz Rusya ile azalacak ihracatı düşünürsek  bunun da cari açığa yansıyacak olması aşikar. Eğer doğal gaz da Rusya ile sorun olursa ithalatı kısacağımız fakat daha ucuz olan Katar’a gideceğimiz konuşuluyor. Rusya’ya yaptığımız meyve sebze ve giyim ihracatını başka bir ülkeye kaydırarak bu ihracat açığımızı kapatmamız şart. Devlet Başkanları her geçen gün keskin cümleler kurdukça köprüler atılmaya yüz tutmuş durumda. En kısa zamanda ülkelerarası bu sorun çözülmezse hem siyasi hem ekonomik açıdan sıkıntılara gebe olacağı açık.

Peki bu büyüme kuru nasıl etkiledi? Kur da pek bir oynama olduğunu söyleyemeyiz. Dolar/TL 2.95 seviyelerinde. Aslında hem Türkiye’den gelen 3.çeyrekte beklenmeyen büyüme rakamlarındaki artış hem de Amerika’daki işsizlik maaşı başvurularındaki artışın Dolar/TL ‘i bir nebze aşağı çekeceği umuduna sahip olanlar bekledikleri düşüşü göremediler. Bu da Türk ekonomisinin kırılgan olmasından ve yaşanılan artışların spekülatif olarak değerlendirilmesinden kaynaklanmakta. Türk ekonomisinin potansiyel büyüme hızı %5 olarak görülür. Bu veya bunun üzerinde büyüme yakalasın ki artık etkilenen değil etkileyen bir ekonomi haline gelsin. Yoksa dışa bağımlı tüketen tasarruf yapmayan üretmeyen bir ekonomi ile ne cari açığı ne de büyümeyi ne de buna paralel olarak işsizliği belli bir noktalara getirmesi zor görünüyor.

Yazıyı Değerlendirin!

Sükunet

Ülkece hepimizin başı sağolsun diyerek başlamak istiyorum izninizle.Ülke gergin. Siyasetçisinden yazarına, esnafına , öğrencisine , akademisyeninden, doktoruna , avukatına , mühendisine mimarından öğretmenine daha bir çok meslek grubundan insanına. İçi yaralı ve mutsuz kaygılı. Bu ortamda yazı yazmak ne kadar anlamsız olsa da daha güçlü daha sabırlı ve sükunet içinde birlik ve beraber içinde kardeşçe yaşamaya çalışmalıyız.Deneyelim artık çok can gitmedi mi? Çok ağlayıp üzülmedik mi ? İçimiz parçalanmadı mı? Yeter kardeşim bir yerden başlayalım…Birimiz değil . Hepimiz..  Koalisyon sonucunda 3 tl nin üzerine çıkan dolar son günlerde 2.90 nın altına kadar inmeye başladı.Bunda Amerikan’ın yani Fed in faiz i arttırmaması ve kurdaki volatilite den kaynaklanmakta.Doların önceki gibi 2.50 lere kadar inmesi için hükümetin kurulması reformların hayata geçirilmesi makro ekonomik politikaların uygulanması ve iktisadi kurumların alacağı kararlar ile ülkemizde süregelen güvenlik endişelerinin bir an önce kalkmasından geçmekte.Komşularımızında siyasi ve ekonomik anlamda şaha kalkmaları bizim için çok önemli.Özellikle yanı başımızda olan Suriye’deki Işid tehdidi ve diğer terör örgütlerinin çatışmaları , ülkedeki seçim ortamı hükümetin belirsiz olması yatırımları geciktirmekte.Üreten bir ekonomiye sahip değiliz . İthalata dayalı bir ihracatımız var , ara mal ithalatımız çok fazla. Kısalım diyoruz, ithalat düşüyor ama verilere bakınca ihracatımızda düşüyor. Eğer başka ülkelerin mallarını alıp onları satma gibi bir politikamız yerine kendimiz üretsek dışarı satsak İhracat ın İthalatı karşılama oranı fazla olucak bu da cari açığa yansıyacak.Ve artan üretim kapasitesi, refahı yükseltip işsizliğe yansıyacak büyümeye başlayacağız. Ama maalesef ARGE yatırımlarımız çok düşük teşvikler az. Devletin,insanların teknoloji konusunda yapacağı projelere destek vermesi şart. Aziz Sancar ı tebrik etmek istiyorum Türkiye’den ilk kez bilim adına Nobel kazandı.Fakat bakıyorsunuz Aziz Sancar Türkiye’de doğmuş fakat çalışmalarını yerleştiği ve vatandaşı olduğu Amerika ‘da yapmak zorunda kalmış. Türkiye’de olsa sizce bunu başarabilir miydi sizlere bırakıyorum bunun cevabını. Yeterli destek ve imkan konusunda çok gerideyiz. En son Mete Atatüre Cambridge Üniversitesi’nde kuantum fiziği üzerine çalışan Doç.Dr. Mete Atatüre ölçülemez denilen ışığın sesini ölçtü. Bilim dünyası onu konuşuyor.Bilkent mezunu Mete hocayı canı gönülden kutluyorum.Seçim 1 kasımda az bir süre kaldı.Ülkemiz zor günlerden geçiyor herkesi Sükunete çağırıyorum. Biz, birimiz eksikken çok zayıfız hep birlikte çok güçlüyüz unutmayın. Seçim sonrası görüşmek üzere sağlıcakla kalın…

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • prof mete atatüre

Erken Seçim

Bildiğiniz gibi 7 Haziran milletvekili seçimi sonucundan halk koalisyonu işaret etmişti.Seçim sonrası AKP-CHP ve AKP-MHP koalisyon görüşmeleri için belirli günlerde buluşup istişarelerini gerçekleştirdiler.Hdp ise Akp ile koalisyonun içinde olmayacağını başından itibaren belirtmişti.Partiler görüşmelerine devam ettiler.
Chp’nin 14 Mhp nin ise 10 şartı vardı ama 4 madde olmazsa olmaz olarak açıklandı.Cumhurbaşkanı kanadından da sürekli ‘Erken Seçim’ vurguları devam etmekteydi.
Ülkede seçim sonrası gelen şehit haberleri ile askeri operasyonlar derken TL de artan riskler ve ABD den gelen iyi veriler ve eylül ayındaki muhtemel faiz
artışı beklentisi ile dolar/tl 2.84 e kadar dayandı.Ülke içerisinde artan güvenlik sorunları Suruç’ta 32 gencin öldüldüğü terör eylemi sonrası Işid in ülke
içindeki terör eylem planları derken bir yandan PKK terör örgütünün doğuda gerçekleştirdiği terör eylemleri ülkenin kaos ortamına girmesine sebep oldu.Küresel Ekonomi’ye
gelicek olursak ABD Merkez Bankası(FED) in olası faiz artışı beklentisi ile gelişmekte olan ekonomilerin para birimlerine karşı değer kazanan dolar yükselişine devam etmekte,
Çin’deki devalüasyon borsanın son bir ayda kaybettiği değer yatırımcılarını da hayal kırıklığına uğrattı. En son ünlü yatırımcı SOROS Ünlü teknoloji e-ticaret devi
ALi BABA’daki 370 milyon dolarlık menkul kıymetini Çin’deki yavaşlama sonrası satma kararı aldı.Çin’deki resesyon havası tüm dünyayı etkilemekte.ABD’de
10 yıllık tahvil faizleri ise artmaya devam etmekte.10 yıllık tahvil faizleri çok önemlidir çünkü Amerika’da bütçe kongresi ve Fed in faiz kararları buna göre şekillenmektedir.
Tahvil faizlerinin düşmesi için ancak ülkede kötü bir beklenti olması halinde düşme eğilimi göstermektedir.Türkiye’deki volatalite havası ABD’deki faiz beklentileri ile Tl’ye
olan baskı doların kuvvetlenmesine sebep oluyor.Peki ABD tahvil faizleri gelişmekte olan piyasaları nasıl etkiliyor? 2 durum var. 1- Eğer ABD’de faizler artıyorsa gelişmekte olan ülkelerdeki faizinde artması
durumunda fonlama maliyeti artıcağından bu gelişmekte olan ülke piyasaları için bir risk algısı oluşturur. 2-Eğer ABD’de faizler artıcak ama gelişmekte olan ülkeler de faiz düşük olucaksa
o zaman Tahvil atma isteğini gelişmekte olan ülkeler için kullanmak isteyecek yatırımcı ve ülkedeki tahvil fiyatları düşme eğilimi göstericek.Ülkemizde faizler yüksek
bundan dolayı yatırımcı gelişmekte olan piyasa olan Türkiye’den tahvil almıyor neden? Çünkü tahvil fiyatları artıyor.ABD deki 10 yıllık tahvil faizleri ülke
borsalarını da çok derinden etkiledi Bist 100 endeksi 77 bin seviyesinde ve güne %0.29 primle yükselişle devam etmekte ama hala erken seçim beklentisi ülkedeki savaş ortamı
küresel ekonomideki büyüme endişesi, Emtia fiyatlarında düşüş, Amerika’da faiz artışı beklentisi ve gelişmekte ülkelerdeki(Türkiye,Güney Afrika,Brezilya gibi) risk ortamı ve risk primlerinin yani CDS lerinin yüksek olması.Türkiye’de kasım’ a kadar hala hükümetin olmayacak
olmasından dolayı yatırımların gecikmesi reform paketlerinin gecikecekolması derken Türk ekonomisi için 2015 2016 senesi büyük bir risk taşımaktadır.Bazı anket şirketlerine
göre Kasım’da olası erken seçimdende koalisyon çıkma ihtimali ile doların Tl karşısındaki seyrinin 1 dolar=3 tl seviyesinde veya üzerinde olacağı açık.
Petrolde ise, İran’a uygulanan yaptırımların kalkması üzerine İran petrolüne artan talep sonrası fiyatların artacağı bekleniyor.İran Petrol Bakanı ise arzın arttığını söyledi.Fiyatta da gerekli düzenlemeler
yapılırsa talepte de fazlasıyla canlılık olabilir.Bu da İran’ın ihracatı açısından çok önemli.Bir diğer konuda emtia fiyatları, altın, bakır, brent petrol ve gümüşte bir yavaşlama söz konusu.
İstatistiklere göre Dolar ile altın arasında ters bir seyir devam ediyor.Dünya üzerinde artan dolar altını da fazlasıyla olumsuz etkilemekte.Brent petrol ise 49 bin dolar seviyesinde.
Petrol ihraç eden ülkelere yapılan yaptırımlar sonrası 100 bin doların üzerinde olan petrol ün şu an da 49 bin dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz.ABD’deki 10 yıllık Tahvil faizlerinin tekrardan ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.
Erken seçimi değilde yatırımları reformları hayata geçirmek için uğraşsaydık doların en azından bu artan seyrini ve ABD Merkez Bankası Fed’in faiz artışını engelleyebilirdik
ve onları genişleyici bir para politikasında tutmasına neden olurduk ama maalesef ki FED eylül ayında daraltıcı para politikasına geçip faizleri arttırıp doların bu iyiye giden seyrini daha da önemli hale getirmek isteyeceğine eminiz.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • çin ekonomisinin günümüzdeki yeri

Koalisyon ve İç Piyasalar

Seçim bitti.Sonuçlara göre halk koalisyonu işaret etti.Yani bir araya gelin ve birlikte seçim meydanlarında söyledikleri vaatleri makul bir biçimde gerçekçi bir şekilde bize yansıtın dedi.Seçimin üzerinden 27 gün geçti.Bu sırada meclis başkanlığı seçimi yapıldı.Seçim muhalefetin de desteğiyle AKP’nin adayı İsmet Yılmaz’a gitti.Şimdi önümüzde bir koalisyon var.Cumhurbaşkanı 45 içerisinde hükümetin kurulmasını isteyecek.En yüksek oy alan partiden başlayarak hükümeti kurma görevini verecek.Eğer bir anlaşmaya varılamaması halinde ise ‘erken seçim’ gündemde olacak.Meclis Başkanlığı seçimleri sonucunda Akp-Mhp daha ön plana çıkmış durumda.Piyasalarda bu belirsizliklerle kaynamaya devam ediyor.Dolar kuru 2.69’a kadar yükseldi.Euro ise 2.96-2.99 arası gidip geliyor.Tabi ki euro’daki bu hareketliligin sebebi Euro bölgesinde olan Yunanistan’da ekonomik çöküşün ön planda olmasından kaynaklı.Kreditörlerin Yunanistan’a sunduğu yeni reform paketini Başbakan Çipras halka götürüp referanduma sunacak.Euro’da neler olacağını zaman gösterecek. Acaba Yunanistan Euro bölgesinden çıkacak mı? Çıkarsa arkasından başka ülkelerde gelir mi? Her şey referandum sonucunda HAYIR çıkmasına bağlı.Dolar kuru , ABD Merkez Bankası Fed in güvercin davranması sonucu küçükte olsa hareketlilik yaşanmaktadır.Ayrıca tabi ABD’DEKİ tarım dışı işsizlik oranları ,fabrika mal siparişleri, iç borç dış borç miktarları ihracat ve ithalat oranları ve enflasyon oranları da Kur’u oynatan Diğer Etkenlerdir. İç piyasaya gelecek olursak haziran ayı enflasyon eksilere kadar indi.Bu memurlara yapılacak enflasyon farkı temmuz ayı zammı’nın vergilere gideceğini gösteriyor.Çünkü zamlar bir üst vergi matrahı geçecek memurlara bu enflasyon farkı vergi olarak geri dönecek.Nitekim enflasyon artınca büyük dalgalanmaların olması beklenir.Ama enflasyon düşmesine rağmen hala

kur da bir düşme bir iyileşme söz konusu değil bunda siyasi belirsizliklerin bir an önce giderilmesi yeni bir hükümetin acil olarak

kurulması gerekir.

Yazıyı Değerlendirin!

Piyasadaki Hareketlilik

Türkiye’de piyasalar seçim öncesi oldukça hareketli.Borsanın 90 bin’i bulması ve artan doların 2.54 lere kadar düşmesi seçim öncesi piyasalara hareketlilik getirdi.Geçmiş aylarda herkesin de bildiği gibi Dünya piyasasında doların artışı Türkiyeyi’de yakından ilgilendirdi.Merkez Bankasına yapılan baskılar , hükümet cephesinde faizlerin azaltılması istenmesi ve bunun karşılığı olarak 2.70 i bulan dolar. Neyse ki Merkez Bankasına yapılan müdahale fazla uzun sürmedi ve beklenen dalgalanmalar yaşanmadı. Amerika’da son zamanlarda beklenenin dışında gelen veriler Dolar/TL  yi 2.54 e kadar getirmiş durumda.Seçimde ne olur bilemeyiz ama şu an ertelenmiş yatırımlar tüketimler i göz önüne alırsak hemen hemen bu bantlarda gezmesi bekleniyor.Türkiye ‘deki piyasalar küresel kaynaklı daha çok Fed kaynaklı verilerden etkileneceği için ABD deki faiz kararları çok önemli olacaktır Türkiye için.Son zamanlarda ekonomide bir durgunluk olduğu kesin. Yapıcı reformlar sağlanmadığı sürece ülkelerin ekonomileri sallantıda olacağı açık.Komşumuz Irak’ın toprak bütünlüğü içinde olmaması, İran’ın bir süre yaptırım içinde olması, Yunanistan’ın ekonomik krizi derken ihracat yaptığımız ülkelerin kötü gidişatı bizim cari açığımızı da olumsuz etkiledi.Belki İthalatı kıstık geçmiş dönemlere göre ama ihracatı arttıramayınca yine dış açık vermekten kaçamıyoruz.Cari açığın yanında bütçe açığı da veren bir ülkeyiz yani ikiz açıkla büyümeye çalışan bir ülkeyiz eğer bu ikiz açık artarsa o zaman krizi yaşayabiliriz ama şu an için o noktada olmadığımızı söylemek isterim.O zaman üretim i arttırmalıyız fakat o da düşük düzeylerde geçmiş dönemlere göre.Son zamanlarda Oyak Renault firmasının işçilerinin üretimi durdurması , işçilerin  fiyatlarda iyileştirmeye gidilmesini istemesiyle şu an Renault’nun Batı Avrupa dışında ki en büyük otomobil sattığı yer olan Bursa’daki üretimi şu an durmuş durumda. Yunanistan İMF ye borcunu ödeyemeyeceğini söyledi.Yunanistan’ın yardım istediği Almanya ise gerekli reformları yapması durumunda yardım edebilceklerini söyledi.Fakat Yunanistan’ın o reformlara nasıl cevap vereceğini bilemiyoruz.Orta Doğu’da savaş ortamında Suriye deki olaylar Mısır ın hala eski rejim ile hesaplaşması ve geçen gün Mursi için verilen idam kararı derken iç çatışmalarla Orta Doğu kaynamış durumda.Rusya daki ekonomik krizi ve Ukrayna olaylarından dolayı uygulanan yaptırımı ve Arjantin in akbaba fonları ile iflasını da sayarsak şu an Dünya tamamen karmaşık bir halde.Bu küresel piyasaları da hareketlendiriyor.Dışa bağlı ekonomiler sertleşmiş durumda.Bazı kararları almakta şu an için güç.Amerika Merkez Bankasından Yellen in 2015’te faiz artışı yapıcağını açıklamasına rağmen halen bir sonuç göremedik.Fakat  gelen kötü veriler faiz artışını şu an için durdurmuş durumda.Ama yapmak zorunda oldukları aşikar.Son olarak petrole de değinelim OPEC için üretimi kısmasını beklemiyorum. İran’a yaptırımlar kalktı ve fiyatlar artabilir 100 doların üzerine çıkarsa başta Türkiye olmak üzere petrol ithal eden ülkeler bundan fazlasıyla zarar görecektir.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • piyasadaki hareketlilik dolar

Soykırım Fiyaskosu

1915’te yaşanan Rusya, Ermenistan ve Osmanlı arasında geçen çatışmalar sonunda birçok kayıp verildi, her iki taraftan da. Öncelikle olaya kısaca bir değinelim isterseniz.1914’te başlayan 1.dünya savaşı sırasında Rusya ile Osmanlı arasındaki çekişmeye Ermenilerde katıldı. Ermeniler o zamanlar bağımsızlığını ilan edememişler ve Osmanlı himayesinde varlıklarını sürdürmekteydiler. Hatta Osmanlı Ordusu arasında Ermeni uyruklu askerlerde barınıyordu. Rusya’nın baskıları artmaya başladıkça Ermeniler umutlanmaya başladı. Ve Rusya’nın Osmanlıya saldırılarında Ermenilerin büyük yardımları oldu. Osmanlı bünyesindeki Ermeni askerleri Rusya’nın yanında yer aldı. Osmanlı ise kendi ülkesinde yaşayan Ermeni kökenli kanaat önderlerini çağırdı gerekli toplantılar yapıldı. Ve Rusya cephesine giden Ermeni askerlerine tutuklama kararı çıktı. Daha sonra ülkeden terhis edilmesi konuşuldu ve kabul edildi. Binlerce Ermeni ülkeden terhis edilecekti ama gerek savaş ortamında olunması gerekse ülke içindeki intikamcı grupların yaptığı faşizan saldırılar sonucunda, savaş anında istenmeyen olaylar gelişti ve birçok Ermeni vatandaşı hayatını kaybetti. Uluslararası sözleşmeye göre bir olaya soykırım denebilmesi için, ulusal, ırksal, etnik veya dinsel bir grubu kısmen veya tamamen yok etme eylemi olarak tanımlanır literatürde. Osmanlı Hükümeti kasten mi yoksa savaş ortamında çeşitli ırkçı grupların hataları sonucu mu bunlar oldu bilemiyoruz ama yaşananlar oldukça üzücü. Ki şunu unutmayalım devletlerin uyguladığı politikaları insanlardan bağımsız tutalım Ermeni hükümetinin politikası ile ermeni vatandaşı aynı klasmanda tutulmamalı. Bir ülke katliam yapmışsa devlet eliyle yapmıştır askeriyle yapmıştır yapmışsa, halkı bundan bağımsızdır ondan her Ermeni’yi gördüğümüzde sen şöylesin böylesin denmemeli kesinlikle. Neyse Avrupa Parlamentosunda alınan karar sonucunda yine gördük ki Türk hükümetinin dışarda ne kadar zayıf ne kadar güçsüz olduğunu bir kez daha görmüş olduk. İhracat yaptığımız ülkeler bile ekonomik anlamda işbirliğinde olduğumuz ülkeler bile soykırım ifadesini kullandı. Herkes ABD’nin ne diyeceğini merakla bekliyordu. Amerikan devlet başkanı Barak Obama ise, Ermenice büyük felaket anlamına gelen ‘Meds Yeghern’ diyerek aslında iki tarafı da memnun edemedi. Türk hükümetinden soykırım ifadesini kullanmaması yönünde talepler gelmesine karşın bu olayı büyük bir felaket olarak nitelemesi bile doğrudan olmasa da dolaylı anlamda ‘soykırım’ ifadesini çıkarabiliriz. Ermeni hükümeti ise tam olarak Obama ‘nın ağzından soykırım ifadesi çıkmamasını da ağır bir dille eleştirdi. İki tarafı da memnun edemedi Obama fakat kaçak dövüşerek en azından olayda başrolde yer almak istemedi Türkiye ile ilişkilerini de düşününce diyebilmesi çok ta kolay değildi ama büyük felaket demesi bile aslında bazı şeyleri bıyık altından çok ta rahat anlattı. Başta Rusya olmak üzere çoğu Avrupa ülkesi ise soykırım ifadesini kullandı. Türk hükümeti ise yine dış politika da tam bir fiyasko yaşadı. Türkiye’den soykırım ifadesini kullanan ülkelere karşı yaptırım konuşmaları başladı. Fakat başta 2014 verilerine göre en çok ihracat yaptığımız Almanya olmak üzere Rusya gibi ülkelerin soykırım demesi ve bunlara ekonomik yaptırım uygulamamız durumunda çok ama çok büyük bir sıkıntıya gireceğimiz çok açık özellikle seçim arifesi öncesi.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • fiyasko yaşanıyor rusya

İran ve Komşularının Zaferi

Her şey İran’ın Nükleer Silah yapımı için uranyum zenginleştirme kararı ile başlamıştı.Batı Ülkeleri başta Amerika olmak üzere buna karşı çıkmıştı.Bunun temelinde yatan asıl sebep Batının Orta Doğuda tehdit oluşturabilecek bir ülkenin varlığını istemiyor olmasından kaynaklanmaktaydı. Orta Doğuda güçlü bir ekonominin yanında güçlü bir nükleer politikası diğer ülkeler içinde tehdit oluşturmaktaydı başta ABD için. ABD ile İran arası uzun süredir kötü. Tartışmalar demeçler karşılıklı atışmalar uyuşmazlıklar derken iş İran’a ambargo uygulamaya kadar gitti. İran geçmişte Irak ile savaşlarında bile bu kadar hasar görmemişti bu ambargo onların petrol ve doğal gaz ihracatını yakından etkileyecekti. Nitekim de öyle oldu. Avrupa Birliği İran’dan çıkan petrol tankerlerinin dışarı çıkmasına, Avrupa ülkelerinin İran’dan petrol ve doğal gaz ithal etmesine engel koydu. İran dünyanın en büyük doğal gaz rezervine sahip bir ülke. BP raporlarına göre 1187 trilyon metreküp doğalgaz rezervi olduğu söyleniyor Rusya’nın bile önünde olduğunu düşünürsek bu bir ülke için çok büyük bir ekonomi kaynağı. Petrole gelecek olursak 157 milyar varil petrole sahip olduğunu söyleniyor BP raporlarına göre. Yani dünyada bu verilere göre İran doğal gaz konusunda ilk sırada,petrol rezervleri konusunda da dünyada ilk 3’ün içerisindedir.İran ekonomisi petrol ve doğal gaz ihracatı üzerinden işliyor bu kaynaklar zarar görmeye başlayınca İran’dan geri adımlar gördük. Hükümet cephesinde de geri adımlar atılmaya başlandı. Daha ılımlı açıklamalarla piyasayı da kontrol etmeye çalıştılar. Ve AB nin uyguladığı bu ambargo şartlı da olsa kalkmışa benziyor.Ama AB nin uranyum konusunda İran’ın ağırdan almasını , nükleer silah konusunda denetimli bir şekilde izin verileceği konuşuluyor. İran’ın AB nin bu isteklerini kabul etmesi bekleniyor. Zaten yapılan açıklamalar da o yönde. Peki dışardaki ülkelerin durumu ne olacak? Başta komşusu ve ihracat ve ithalat yaptığı Türkiye için sevindirici bir gelişme oldu ambargonun kalkması. En çok ihracat yaptığımız ülkeler arasında olan İran’ın ekonomik açıdan iki elinin bağlanması bizim büyümemizi de derinden etkiledi beklenen büyüme oranına ulaşamadık düşen ihracat ile Türkiye’de bu durumdan fazlasıyla etkilendi.Ayrıca Türkiye’nin petrol fiyatlarında bir indirim talebi var ama bu durum şu an için İran’ın pek te gündeminde değil desek yeridir Türkiye fiyatları düşür daha fazla alalım ülkenizde satılan fiyattan verin en azından demesi, şimdilik bir karşılık bulmuş değil. Özel sektör içinde çok sevindirici bir gelişme olsa gerek  firmalarımız dışardaki yatırımlarına hız kesmeden devam edecek gerek inşaat firmaları olsun gerek gıda firmaları olsun fazlasıyla yatırımlarını yapıp hem daha iyi bir hizmet hem de daha iyi bir pazar yaratmak için çok iyi bir fırsat yakaladılar.Ama İran’ın bu durumundan sonra sadece Türkiye’nin değil çoğu ülkenin  İran’ın kapısını çalması bekleniyor. Ama şu kesin ki İran doğal gaz ve petrol fiyatlarında indirime giderse kapısında müşteri sayısı daha da artıp, kendi ekonomilerini de fazlasıyla canlandıracağı çok açık.

Yazıyı Değerlendirin!