Risk Değil Risklere Açık Olmak Batırır

Bireylerin hayatında olduğu gibi şirketlerinde gelecekte karşılaşacaları olaylardan en az zararla ve en fazla faydayla çıkabilmeleri olayları önceden fark edebilmeye ve onlar için en uygun tedbiri alabilmeleriyle mümkündür.

Krizden etkilenmemek elbette mümkün değildir, ancak firmaları batıracak olan krizden çok, riskleri yönetememek ve işin gereğini yapmamaktır. Aslında risklerini yönetemeyen firmaların batması için krize de ihtiyaç yoktur

Risk kültürünün yaygınlaştırılması özellikle doğru işin doğru miktarda risk alınarak yapılması şirketler için çok hayati bir önem taşımaktadır.

Kriz dönemlerinde doğal olarak duyarlılık da artar  Risklerini kötü yönetmiş bir firma için kriz dönemi geldiğinde artık yapılacak tek şey kalmıştır. Kriz dönemindeki riskleri olabildiğince iyi yöneterek daha az zarar görmeyi sağlamak.

Kurumsal anlamda bakıldığında, tüm kurumlar amaçlarını gerçekleştirme yolunda heran risklerle karşı karşıyadır.

İşte bu noktada risk yönetimi bize riskleri tanımayı, değerlendirmeyi, onlara karşı yürütülecek faaliyetleri belirlemeyi, sorumlulukları tayin etmeyi, belirlenen faaliyetleri uygulamayı ve bunları izlemeyi öğretir.

Şunu belirtmek gerekir ki yönetim şekli ve anlayışı ne olursa olsun, netür önemli sorunlar çözüme kavuşturulmuş olursa olsun, başarılı bir yönetim için mutlaka risk yönetiminin uygulanması gerekir.

Bir kurumda risk yönetimi uygulamasına başlamadan önce risk yönetiminin kurgulanması gerekir.

Kurumla ilgili bütün risklerin iyi bir şekilde değerlendirilmesi belirli koşullar üzerinden yürütülmelidir, önceden belirlenmesi gereken bu koşulları şöyle sıralay biliriz; birinci olarak vizyon,misyon ve değerler, ikinci olarakta iç ve dış koşullar,üçüncü olarak risk evreni olarak sıralaya biliriz.

Risklerin yönetilmesinde, riskin özelliği ve kurumun stratejik hedeflerine göre,aşağıda yeralan şu hususlara dikkat edilmelidir;

1 Azaltma (Riskle mücadele etme)

2 Kaçınma (Faaliyetten vazgeçme)

3 Transfer etme (Paylaşma)

4 Kabullenme (Göze alma)

5 Fırsatları değerlendirme

Bu nedenle risk yönetimi bir olay gerçekleşmeden önce onu tahmin etmek ve ona karşı yapılacakları önceden belirlemek ve bu olaydan doğabilecek olumsuzlukları en aza indirmek, fırsatları ise azamileştirmek için en iyi yoldur.

Risk yönetimi anlayışı,fırsatlardan azami ölçüde istifade etmek ve tehditleri en aza indirmek, yani risklere karşı yapabileceklerimizin mantığını yöntemlerini bize vermektedir.

Risk yönetiminin iyi yönetimin vazgeçilmez bir parçası olduğu yaklaşımı, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere giderek tüm dünyada kabul görmeye başlamıştır.

 

 

 

Risk yönetiminin bize katkılarını özetleyecek olursak ;

1 Sürprizleri ve kayıpları en aza indirir,

2 Hızlı ve etkili karar almaya yardımcı olur,

3 Zaman tasarrufu sağlar,

4 Kaynak israfını önler,

5 Risklerin makul seviyelerde tutulmasını sağlar,

6 Kişileri yeniliklere açık olma konusunda cesaretlendirir.

İyi bir risk yönetimi uygulaması için, üst yönetimden en alt kademelere kadar bütün kurum çalışanlarının, risk yönetimi ve kurumsal riskler hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bu kültürün oluşması, geniş kapsamlı bir eğitim gerekli kılmaktadır.

Yazımı şu sözlerle bitirmek istiyorum kriz değil, riske açık olmak firmaları batırır  ve risklerini iyi yönetenler için yeryüzü her zaman fırsatlarla doludur. Kriz dönemlerinde riskler yükselir; riskini görece olarak kötü yöneten rakipler pazar payınızı ve karlılığınızı arttırabilmeniz için yeni olanaklar sunar size.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • kurumsallik batirir mi
  • risk yeniliklere açık olmak

Enerji ve Sürdürülebilirlik

Bilindiği gibi enerji, hayat kalitesini ve soyal ilerlemeyi etkileyen en önemli faktörlerden biridir.

Enerjide fosil yakıtlara daha fazla  bağımlı hale gelinmesi dünyada  enerji politikalarının yeniden gözden geçirilmesine neden olmuştur.Ortaya çıkan enerji krizleri ile birlikte enerji çeşitliliği sağlamak,yeni teknoloji ve alternatif kaynak kullanımı hükümetlerin vazgeçilmez bir politikası haline gelmiştir.

Günümüzde enerji ihtiyacı giderek artmaktadır fakat  ihtiyacı karşılamakta olan enerji kaynakları giderek azalmaktadır.Günümüzde enerji ihtiyacı hergün biraz daha artmaktadır  ve buna bağlı olarakta enerji kaynaklarının daha verimli kulanımı gerekli hale gelmektedir.Enerji kaynakalrının daha verimli kullanımı ve gelecek nesillere aktarılması “ sürdürüle bilirlik” kavramını ortaya koymaktadır.Günümüzde enerji kaynaklarının sürdürüle bilirliği en önemli problemlerden biri haline gelmiştir.

Dünya enerji üretiminde öncelikli kaynaklar petrol,doğal gaz ve kömür gibi yenilenemeyen enerji kaynakları dır.Özellikle doğal gazın çevreyi daha az kirletmesinden dolayı enerji üretimindeki payı gün geçtikçe artmaktadır.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde görülen büyük ekonomik gelişmeler elektriğe olan talebi artırmakta.Kişi başına  düşen gelirin artmasıyla yaşam standartları artmakta buda endüstri,aydınlatma ve elektirikli aletlere olan talebi artırmaktadır.Bunun sonucu olarakta enerjiye alan talep artmaktadır.

Bu talep enerji kaynakaları  açısından incelendiğinde,birincil enerji arzında petrol,doğal gaz ve kömürden oluşan fosil kaynaklı yakıtların ağırlıklı konumunu koruyacakları tahmin edilmektedir.Enerji talebindeki  artışın (2009-2035 dönemi)  %77,8 ‘lik bölümünün bu kaynaklardan karşılanacağı öngörülmektedir.Biyokütle için bu oran %7,7, diğer yenilene bilir enerji kayankları için %6,2, nükleer enerji  için %5,7 , hidro elektrik için ise %2,6’ dır.Aynı dönemde rüzgarın payının %5,1 olacağı öngörülmektedir.[1]

Yukarıdaki veriler incelendiğinde, kömür,petrol,doğal gaz vb. yenilenemeyen kaynakların insanlar tarafından kullanılması ile oluşan çevre kirliliği ve iklim değişikliği gibi ortaya çıkan olumsuz sonuçlar, ekonomik,  sosyal  ve çevresel sonuçlar bakımından sürdürülemez bir hal almaktadır ve yenilene bilir enerji kaynaklarını ön plana çıkarmaktadır. Her nekadar rekabet edilebilirlik konusunda sorunları devam etsede dünyanın pekçok ülkesinde yenilene bilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılmasına yönelik verilen teşvikler, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha geniş oranada kullanımının yolunu açmaktadır.[2]

 

 

  1. Uluslar arası Enerji Ajansı(IEA), ”World Energy Outlook 2011”.
  2. ABD Enerji Bilgi İdaresi(EIA), “İnternational Energy Outlook 2011”
Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • ortaya kan enerji krizleri ile birlikte rekabeti bir enerji sektr oluturmak enerji eitliliini salamak yeni teknoloji ve alternatif enerji kaynaklarn kullanmak lkelerin her zaman vazgeilmez stratejik hedefleri olmutur

Girişimcilik ve Ekonomik Özgürlükler

Girişimcilik, ekonomik özgürlük ,büyüme ve sağlıklı bir ekonomi  gerek akademik,  gerekse hükümetler açısından yoğun şekilde ele alınan konular arasında yer almaktadır.

Bir ülkenin ekonomik olarak gelişmesinde temel olarak büyümenin ve refahın itici gücü olan girişimci ruha sahip bireylerdir. Girişimcilerin başarısı da devlet tarafından oluşturulmuş adil, sağlıklı bir kurumsal yapı  ve temel ekonomik özgürlüklerin sağlanmış olmasına bağlıdır.Bir ülkede hükümetler bilerek yada bilmeyerek iş yapma özgürlüğünü kısıtlıyorsa bu tutum büyüme ve istihdamı etkileyecek ve bir bütün olarak bütün toplum bundan zarar görecektir.

Genel olarak,Türkiye’de özellikle, yolsuzluklar, siyasi ve makroekonomik istikrarsızlıkların iş yapma kolaylığını zedelediğini görmekteyiz, bunun yanında son yıllarda gerçekleştirilen yapısal reformlar sayesinde belirli düzeyde de olsa bir ilerleme sağlana bildiği gözlene bilmektedir.

Bir toplumdaki ekonomik özgürlük düzeyi ,o ekonomideki kurumsal, örgütsel ve bireysel öğelerin hareketlilik düzeyinide gösterecektir. Tüm ekonomiler  bu öğeler içindeki  ve bunlar arasındaki etkileşimle gelişir.Ancak hareketlilik karşılıklı etkileşimin oranına bağlıdır.Dolayısıyla ekonomik faaliyetin aktif olması, aktörlerin kurallara uygun şekilde girişimcilik faaliyetlirini hareketli ve özgür bir ortamda gerçekleştirmesine bağlıdır.

Büyümenin esas aktörü girişimcidir.Sosyal sermayenin sanıldığı gibi büyümeyi etkilemediği  ama  girişimciliğin büyümede anahtar rol oynadığı bilinmelidir.Serbest piyasananın işlemesini sağlayan temel aktör olan girişimcinin yapıcı kurallar içinde hareket etmesi, ekonomik gelişme ve refah için temel şarttır.Rekabetçi bir ortam içinde ekonomik özgürlüklerin mümkün olduğunca genişletilmesi şarttır.

Girişimciyi destekleyecek kurumların önemli bir görevide, bireyin özgürlük alanını muhafaza etmektir. İyi yapılanmış kurumlar,  gereksiz baskıyı önler ve girişimcinin, başkalarının özgürlüğünü zedelemeden kendi amaçlarının peşinde koşmasına imkan verir.Ayrıca işletmelerin faaliyetlerini sürdürdüğü çevredeki kurumsal kalite, etkilerden arındırılmış bir hukuk sistemi,şefaf ve etkin bir hükümet politikası ile yolsuzluk tan arındırılmış bir özel sektör çevresi girişimcileri’ de işyapma konusunda  cesaretlendirecektir.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • girişimcilik ve ekonmik gelişme
  • ekonomi özgürlük
  • ekonomik özgürlük ne demektir
  • ekonomik özgürlük nedir
  • girisimcilik ve ekonomi

Çeyrekler itibariyle ipotekli konut satışları

Türkiye’de 2013 yılı itibariyle ipotekli konut satışları kısaca şöyle gerçekleşmiştir.
1.Çeyrek:
Türkiye genelinde 115 bin 508 konut ipotekli satış sonucunda eldeğiştirdi
Türkiye genelinde toplam konut satışları içinde ipotekli satışın payı %42,2 oldu. En yüksek ipotekli satış 27 391 ile İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul %23,7 ipotekli satış payı ile Türkiye sıralamasında ilk sırayı aldı. İstanbul’daki toplam konut satışları içinde ipotekli satışın payı ise %46,7 oldu. Aynı çeyrekte, Hakkâri’de ipotekli satış işlemi gerçekleşmedi.(Tüik 24 Mayıs 2013 Haber Bülteni)
2. Çeyrek:
Türkiye genelinde 129 bin 818 konut ipotekli sotış sonucunda eldeğiştirdi
Türkiye genelinde toplam konut satışları içinde ipotekli satışın payı %44 oldu. En yüksek ipotekli satış 30 267 konut ile İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul %23,3 ipotekli satış payı ile Türkiye sıralamasında ilk sırayı aldı. İstanbul’daki toplam konut satışları içinde ipotekli satışın payı ise %48,7 oldu. Aynı çeyrekte, Hakkari ve Bingöl’de 4 ipotekli satış işlemi gerçekleşti. Toplam konut satışları içerisinde ipotekli satış payının en yüksek olduğu il %52,5 ile Artvin, en düşük olduğu il %6,1 ile Bingöl oldu. (Tüik 26 Temmuz 2013 Haber Bülteni)
3.Çeyrek:
Türkiye genelinde 115 bin 416 konut ipotekli satış sonucunda eldeğiştirdi
Türkiye genelinde toplam konut satışları içinde ipotekli satışın payı %39,3 oldu. En yüksek ipotekli satış 25 028 konut ile İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul %21,7 ipotekli satış payı ile Türkiye sıralamasında ilk sırayı aldı. İstanbul’daki toplam konut satışları içinde ipotekli satışın payı ise %46,3 oldu. Aynı çeyrekte, Bingöl’de 3 ipotekli satış işlemi gerçekleşti. Toplam konut satışları içerisinde ipotekli satış payının en yüksek olduğu il %53,3 ile Kars, en düşük olduğu il %3,3 ile Bingöl oldu. (Tüik 24 Ekim 2013 Haber Bülteni)

Yazıyı Değerlendirin!

Gri Alanlar ve Yönetim

Günümüzde herkes gibi şirketlerde siyah ve beyaz alanlarını yönetebilir, fakat önemli olan gri alanları yönete bilmek ve yönetimi paylaşa bilmektir.Bunu başara bilen şirketler krizlerden her zaman güçlenerek çıkmıştır.

Bilindiği gibi şirketlerde insanlara benzer onlarında siyah, beyaz ve gri alanlarıda vardır ve yöneticilireninde egoları vardır her insan gibi siyah ve bayaz alanlarını rahatlıkla yönete bilirler.fakat gri alanlara gelince bu durum biraz değişmektedir, nasılki toplumda iyiyle kötüyü birey olarak bazen ayıramıyorsak bazende bu ayırımı şirketler de yapamamamktadır.

Bu sıkıntıyı daha çok aile şirketlerinde görmekteyiz, kurumsallaşmaya gitmeyen aile şirketlerinde ikinci veye üçüncü nesil de genelllikle bu gri alanları yönetememe sorunu sıklıkla görülmektedir  bunun başlıca sebepleri arasında yönetimi alan aile bireyleri nin egolarını tatmin etmek istemeleri sonucu yönetimsal hatalar yapmaları ve başa geçen yöneticilerde karizmatik lidrelik özelliklerinin olmayışı görünmekte bunun sonucundada şirkette ciddi bir yönetim krizi başgöstermekte  akabinde ise finansal krizlebirlikte iflas gerçekleşmektedir. Tabikide bunun istisnai durumları da vardır ama bunların sayısı genele bakıldığında yeterli değildir.

Fakat kurumsallaşmaya giden aileşirketlerinde bu sorun rahatlıkla aşılabilmektedir,çünki aile bireyleri yönetimi öncelikle  paylaşmayı  iç selleştire bilmişlerdir vede dışarıdan yönetime kıtlan kişinin yöneticilik yeteneklerine özellikle gri alanları yönetme yeteneğine güvenleri tam ise krizleri atlatmaları ve çıkan krizlerden güçlenerek çıkmaları daha kolay almaktadır, ayrıca bu kişinin karizması beraber çalıştığı kişileri bir amaca güdümeleme açısından da faydalıdır ve şirket ortaya çıkacak olan krizleri ahatlıkla yönetebilir.

Yazımın başındada belirttiğim gibi gri alanlarını iyi yöneten bir yönetim yapısına sahip olan bir şirket hertürlü krizden en az zararla ve güçlenerek çıkacaktır yeterki bu cesareti gösterebilsin ve yönetimi paylaşmayı içselleştire bilsin.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • gri alan nedir
  • gri alan sorunu
  • gri alan
  • Gri alan ekonomide nedir
  • gri alan ne demek