Türkiye’de Turizm Sektörü

Teorik açıklamalara yer vermeden önce sektör hakkında bilgi vermenin doğru olacağı kanaatindeyim. Hani Turizm bizim işimiz diyoruz ya bakalım gerçekten elimizde olan bu cevherin hakkını verebiliyor muyuz bu yazımızda bu konu üzerinde duracağız.

Turizm sektörü, ülkemiz açısından önem arz etmekte ve ciddi bir döviz girişi sağlamaktadır. Sektörde dönemsellik mevcuttur. Hem gelen turist sayısı hem de turizm gelirleri, Mayıs-Eylül aylarında yoğunlaşmakta ve Ağustos ayında en yüksek seviyeye ulaşmaktadır. Türkiye’de tesis sayısının en fazla olduğu bölgeler, doğal olarak güneş-deniz-kum turizminde ön plana çıkan illerden oluşmaktadır.

Yapılan plansız yatırımlar neticesinde artık Akdeniz sahillerinde tesis fazlası oluşmuştur. 2013 yılı sonu itibari ile yatak sayısı 1.5 Milyonu aşmış durumdadır. 2010 da İstanbul’un kültür ve turizm başkenti olması, İstanbul’da 5 yıldızlı otel sayısının yetersiz olması ve demir çelik başta olmak üzere inşaat maliyetlerinde düşüş yaşanması, yatırımların buraya kaymasına neden olmuştur. Özellikle yurtdışı turist sayısı, ülkelerin içinde bulunduğu ekonomik durum, fiyat-kalite dengesi, terör, salgın hastalıklar, deprem vb. olağan dışı durumlardan hemen etkilenmektedir. Türkiye özellikle Akdeniz bölgesinde turizmde rakibi olan Yunanistan, İtalya, İspanya gibi ülkelere göre turist açısından fiyat avantajı sunmaktadır.

Türkiye 2012 yılında 36 Milyon turist; 30 Milyar USD gelir elde etmiştir. 2013 de ise, turizm geliri 32,3 Milyar USD olarak gerçekleşmiştir. Ülkemiz en çok Alman, Rus ve Japon turistler tarafından tercih edilmektedir. Güneş-kum-deniz turizmi yanında farklı olarak ” kış, kongre, av, mağara, yayla, termal, yat, dağcılık, su altı dalış, rafting turizmi de son yıllarda talebi artan dallardır. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün yayınladığı verilere göre, 2012 yılı verileri itibari ile Dünya turizm pazarından %2,4 pay alan Türkiye, dünyada ziyaretçi sayısında 8. sıradan 6. sıraya yükselirken turizm gelirleri açısından 9. sıradan, 12. sıraya düşmüştür. Bu işte bir gariplik olduğunu verilerden görebilmek mümkün aslında ziyaretçi sayısında artış mevcut ama gelirimiz azalıyor neden mi ? Sebebi basit aslında turistlere öyle bir otel hizmeti sunuyoruz ki gelen turistin otelin dışına çıkmasına para harcamasına gerek kalmadan otel tesisleri içerisinde tüm ihtiyaçlarını çok komik bir rakama karşılatıyoruz. Ama yurtdışındaki otellerde durum çok farklı, çok lüks seviyede bir otelde fahiş rakamlara konaklamadığınız sürece bırakın tesis olarak tatil köyü beklemeyi kendi bavulunuzu bile çoğu zaman kendiniz taşıyor, arabanızı park edecek vale bulamıyorsunuz. Otelde kalsanız can sıkıntısı yaşayacağınız için mecbur şehir turu veya farklı aktivitelere yönelip kendinizi para harcarken buluyorsunuz. Bizde ise otelden turist çıkarmak öyle zor ki !!!

Ayrıca Türkiye’de konaklama tesislerinde %25-30’lara kadar azalan karlılık oranları, yatırımların kendini amorti edip geri dönüş süresinin 10-12 yıla kadar çıkmasına neden olmuştur. Malum turizm sektöründe en önemli maliyet kalemi otellerin masrafları ve bakımlarıdır. Bankalar bu noktada otellerin bakım zamanında finans kaynağına ihtiyaç duyduklarını tespit eder ve ürün tanıtım pazarlaması yapar. Oteller ihtiyaçlarını piyasadan vadeli olarak alırlar. Vadeli aldıklarından iskonto elde edemezler, banka kanalı ile sağladıklarında peşin bir alım yapmış olacaklarından iskontoya sahip olup, bankaya vadeli borçlanmayı tercih ederler.

Kullandırılan kredi verilerine baktığımızda 2012 yılında 23.361.614 TL , 2013 Şubat ayı ise 24.296.786 TL olarak gerçekleşmiştir. Şehir bazlı ise en çok İstanbul ve sırasıyla Antalya, Ankara, Muğla ve İzmir şeklinde devam etmektedir. Türk turizm sektörü 2023 yılı projeksiyonuna göre, 50 Milyon yabancı turist, 20 Milyon yerli turist, 5 Milyon istihdam ve 50 Milyar USD’lik gelir hedeflenmektedir. 2013 yılı turizm gelirleri ise 32,3 Milyar USD’ye ulaşmıştır. 2023 projeksiyonun gerçekleşeceği kanaatindeyim fakat her mevsimde turizm yapılabilecek bir coğrafyaya sahip iken halen istenilen seviyelere gelinememekte ve plansız yatırımlarla kendi kendimizi zor durumda bırakmaktayız.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • utku inci
  • türkiyede turizm sektoru

Yağmurda Islanmak

Yağmurda ıslanmak güzeldir, yağmurdan kaçmamak lazım, nereye kadar kaçabilirsin yoksa kaçtığımızı mı zannediyoruz ?  Tam bir muamma !!!

Yağmur suyu tabiata faydalı olduğu gibi insana da çeşitli faydaları vardır. Mesela içerdiği mineraller bakımından saçlara,elimize ,yüzümüze yararlıdır.  Yağmur iyi bir püskürtücü gibi yüzümüzü kamçılar.  Bu dünyada hiçbir şey boş ve anlamsız değildir, her şeyin bir sebebi mutlaka vardır yeter ki sen anlamak iste !!!

Peki konu yağmurda ıslanmak mı ? Azıcık doğa bilgisinden sonra asıl bahsetmek istediğim konuya gelelim işin özü yağmurda ıslanmak değil, o işin mecazı… İşin aslı Hamdım, Piştim, Yandım muhabbeti …

İnsan yaradılış itibariyle belirli evrelerden, sınavlardan birtakım süreçlerden geçer. Doğduğu günden ölümüne kadar değişik olaylara bulgulara tanık olur, analiz eder, mücadele eder, dikkat eder, gayret eder, eder de eder… Peki sonuç ?  Acaba yaşamanın hakkını veriyor muyuz, kendimize ne katıyoruz yoksa boş mu yaşıyoruz ?  Her şey bizim elimizde aslında… Dışarıya çıkıp biraz gözlem yaptığınızda amaçsız yaşayan, maceracı, idealist, girişken, bilinçli, cahil, asalak, tembel, çalışkan, vs bir sürü insan tipi görebilirsiniz. Peki biz bu türlerden hangisiyiz veya hangisi olmalıyız ?  Nereden geldiğini nasıl geldiğini neden dünyada olduğunu dinsel veya bilimsel olarak bil veya bilme senin tercihin fakat sonuçta dünyadasın ve yaşıyorsun. İşte bu yazımda bilinçli ve dolu dolu yaşamak  için neler yapılmalı, bu konudan biraz bahsetmek istiyorum. Yazıyı hayata yeni başlayan körpecik bir öğrenci, yaşamın belirli aşamalarından geçmiş meslek sahibi yetişkin bir birey şeklinde iki etaba ayırmak istiyorum.

İlk olarak hayata başlamak üzere olan gencecik Öğrenci grubuna hitaben fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

İlk etapta tarihini bil, kökenini bil, ırkını bil… Nereden geliyorsun, sen kimsin iyice öğren. Geçmişini bilmeden geleceğe ilerlemek; kurumaya yüz tutmuş harcı tutar belki diye taşa sürmeye benzer. Geçmişi öğrenmek kendini tanımaktır, kendini tanımak neler yapabileceğinin işaretidir. Hepsi bir döngünün halkasıdır, senkronizasyonu bozmamak lazım. Karşılaştığımız her şeye karşı meraklı olmak lazım, sorgulamak lazım, araştırmak lazım, armut piş ağzıma düş gibi hantal düşünce oluşturmamak lazım ve en önemlisi hemen kanmamak lazım aman dikkat !!!  Bunlar temel taşlarımız bunları edindikten sonra gerisi çorap söküğü misali gelir. Kademe kademe ilerlemekte fayda var ilk etapta Okul maratonu başlayacak bu aşama; su sorulara cevap aramak,araştırma yapmak çok önemli; hangi bölümü seçmeliyim, benden önce okulda başarılı olan kişiler hangi bölümden başarılı olmuş, aile ve çevrem neyi öneriyor, kapasiteme hangisi çok daha uygun ve ben ne istiyorum ?  Ayrı ayrı kategorilerde bu soruların cevaplarını araştırmak ve seçim yapmak gerekir. Tüm bunları analiz edip mantıklı bir karar verdikten sonra bölüm artık seçildi, gözünüz aydın artık amaç belli. Yolun ilk aşaması tamamladı peki ya sonra ? Hımm biri oradan üniversite sınavı mı dedi ? Evet sıra bu aşamada bölümü seçerken hangi mesleği düşünerek seçtiysek şimdi bu aşamada hangi üniversite daha avantajlı, sınavda yüksek skor yapanlar nereleri tercih ediyor ve en önemlisi nasıl iyi bir puan alabilirim ?  sorularına gelelim. Bu konuda her türlü bilgiden, tecrübeden faydalanmak interneti çok iyi kullanıp araştırma yapmakta fayda var. Soruların cevaplarını net bir şekilde bulup hedefi 12 den vurmak çok önemli, başarabilmişseniz hayatın artık gerisi teferruat çünkü hayatının en verimli en önemli kısmı yani kısacası herşey iyi bir meslek sahibi olmayla başlar. Aman dikkat !!! Bu dediklerim için mücadele verin, yılmayın, kendinize güvenin ve her şeyden önemlisi hayatınızda bir takım sizi olumsuz etkileyecek faaliyetlerden fedakarlıklar yapıp sabredin, gayret edin ve dua edin…

İkinci etap: Artık meslek sahibi yetişkin bir bireysiniz…

Artık okulda bitti ve meslek sahibi olduk. Kimisi ilk etaptaki bahsettiğim hedefi 12 den vurdu, kimisi bir kısmına kadar gelebildi ve kimisi ise hayatın akışına kendini kaptırdı ve hedefinden oldukça uzaklaştı…Ama hedefi yakalamış olanlar burada ciddi bir fark atacaktır buna katlanmanız gerekiyor. Bu nedenle ilk etabı doğru tamamlamak çok önemliydi çünkü hayatınızın tamamına yön verecektir.  Şuan için artık geriye dönüş yok iyi veya kötü buraya kadar gelebildiniz. Peki ya bundan sonra ?  Asıl gerçek dünyanın türlü türlü oyunlarını, iki yüzlü ve tehlikeli insanlar ordusunu, kurtlar sofrasını, hayatın merhametsizliğini, çaresizliği, hayal kırıklığını ve bin bir türlü Alicengiz oyunlarını net olarak görebileceğiniz ve içine atılacağınız bir arenadasınız ,yalnızsınız…  Artık pişme zamanı…

Yeri gelecek kuyunuz kazılacak, yeri gelecek sabrınız ölçülecek, yeri gelecek duygularınızla oynanacak, yeri gelecek küçük düşürüleceksiniz, yeri gelecek kendinizi ekmek kavgasında bulacaksınız, yeri gelecek gerçek dostluğun çok nadir olduğunu görecek ve yeri gelecek ciddi maddi sıkıntı çekerek parayla sınanacaksınız. Bu örnekler çoğaltılabilir, ben en çok karşılaşılan sorunları kastettim. Hepsinden başarılı ayrılmak mümkün değil çok tökezleyeceksiniz, ve yeri gelecek çok ezileceksiniz. Bunların hiçbirinin bir önemi yok neden mi ? Çünkü bunların hepsi aslında size bedava verilen kişisel gelişim eğitim setleriniz. Merak etmeyin ücretini belli bir zaman sonra tecrübe olarak ödeyeceksiniz. Peki böyle güçlü sıkıntıları aşmaya çalışırken yanınızda kimse olmayacak mı ? Tabi ki olacak… hani ilk etapta bahsetmiştim ya amaç diye, heh işte o burada koruyucu meleğiniz olacak. Nasıl mı ? Örnekle anlatayım  mesela amacınız şirkette iyi pozisyonlara gelip, dolayısıyla iyi bir maaş alıp, hayatınızı idame ettirmek ve ileride hayatınıza eşlik edecek karınız, çocuklarınızla kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmek ve onlara iyi bir yaşam sunabilmek. Ne kadar güzel bir amaç, bunu düşünmek bile boş bir birey olmadığınızın bir nebze olsun kanıtıdır aslında. Ama koyduğunuz amaca ulaşmaya çalışır”-mış ” gibi davranmak felaket getirir buna çok dikkat etmek gerekir. Şimdi yolumuz, hedefimiz, gayemiz belli artık amacımızla beraber karşılaştığımız her sorunu sabırla, sebatla, gayretle aşmamız gerekir. Bu konuda en büyük yardımcımız amacımız derken bunu kastettim yani amaca ne kadar inanıyorsak ve ulaşmayı istiyorsak o kadar çok sabreder ve gayret ederiz. Hz. Yusuf gibi kuyuda pişmeliyiz. Ne kadar zorluklarla karşılaşırsak ve yılmazsak o kadar sağlam ve güçlü kişiler olarak yetişir, tabiri caizse pişeriz. Amaç ise bizim her şeyimiz. Asla ama asla inancımızı kaybetmemeliyiz. Amaçsız bir bireyi serbest esen rüzgarlar alır bir o tarafa bir bu tarafa götürür sonra dönüp bir bakar ki erkenden sıfırı tüketmiş, yaşlanmış, isyan moduna bağlamış,bitmiş bir birey olduğunu ve bir dikili taşı olmadığını görür. İşte bilinçli yaşamak, amaçlı yaşamak dediğim bu.

Neden, Niçin ve Nasıl yaşamalıyız her zaman aklımızda bu soruların cevabını olmalı.

Yazımı Peter F. Drucker’ın bir sözü ile noktalandırmak istiyorum.  Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız;, vardığınız yerin önemi   yoktur.    

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • senin yagmurunda islanmak istiyorum
  • seninle yağmurda ıslanmak
  • yağmurda ıslanmak
  • YAĞMURDA ISLANMAK SENİNLE
  • yağmurda ıslanmış güzeller

İş Arayışı ve Kariyer Yönetimi

Değerli Okuyucular Merhabalar diyerek ilk köşe yazımı paylaşmak istiyorum.

Türkiye’nin önemli sorunları arasında yer alan ve hatta üniversite mezunları için en önemli sorun haline gelen işsizliğin; işsizliğin vermiş olduğu stresin ve karamsarlığın nasıl üstesinden gelebiliriz?  Neler yaparak, hangi stratejileri izleyerek  istediğimiz iş fırsatlarını yakalayabiliriz? Bu etaplardan geçmiş ve bu psikolojiyi yaşamış biri olarak naçizane düşüncelerimi sizlerle paylaşmak, bu sorularla alakalı fikirlerimi dile getirmek istiyorum.

Herhangi bir üniversitenin, herhangi bir bölümünü bitirmiş olabilirsiniz. Şuan belki keşke bu bölümü okumasaydım, 1 sene daha hazırlanıp daha etiketli, prestijli bir üniversitede okusaydım diye düşünebilirsiniz. Zamanı geri alamayacağımıza göre bu soruları artık bir kenara bırakıp,önünüzdeki süreçte bu durumla nasıl başa çıkabileceğinizi belirlemeniz gerekiyor. Bunlardan ilki; kafanızdaki tüm karamsar düşünceleri bir kenara bırakarak okulu bitirmiş olmanın verdiği hevesle ve bu hevesin getirmiş olduğu enerjiyle ilk hamleyi yapmanız gerekiyor. Nasıl mı?  Profesyonel Cv hazırlamayı öğrenmek, detaylı ve eksiksiz olarak bilgilerinizin yer aldığı Cv oluşturmak. İnternet ve çeşitli iş arama sitelerinin yardımıyla profesyonel bir Cv hazırlayarak ilk etabı tamamlamış oluyoruz.

Evet artık Cv miz hazır fakat hangi alanda çalışmak istiyoruz , nerelere cv göndermek istiyoruz bunun kararını vermemiz lazım. Banka mı? , Grup Şirketi mi?, Holding mi?, Kamu mu?

Ana hatlarıyla kurumu belirledikten sonra çalışmayı düşündüğünüz, istediğiniz ve yeteneklerinize bakarak başarılı olabileceğinizi düşündüğünüz pozisyon belirlememiz gerekiyor. Pazarlama mı?, Finans mı?, Halkla İlişkiler mi?, Sağlık mı?, Satın Alma Departmanı mı?, Teftiş mi, Planlama mı? vs. çoğaltılabilir. Bunlar çok önemli gerçekten çünkü bir birey hedefini net olarak belirler ve adımlarını doğru seçerse iş bulma ve bekleme süresini kısaltacağı gibi kendini hayatın akışına bırakmamış olacaktır. Bunları da belirledik ve artık ne yapmak istediğimizi biliyoruz. Bu noktadan sonra oluşturmuş olduğumuz Cv yi nasıl kullanabiliriz onu düşünmek lazım. Bu durumda da Kariyer.net, Secretcv, Yenibiris.com, Globalcv vs gibi iş ilanı sitelerine üye olunması çok önemlidir. Şimdi okurken şunu diyecek arkadaşlarım olacak ” Başvuruyoruz ama geri dönüş olmuyor” biliyorum. Belirlemiş olduğunuz pozisyon ve iş alanı ile ilgili site arama motorunu kullanarak ve güncel iş ilanlarına bakarak başvuruda bulunabilir, hiç olmazsa bile en azından hangi kurumun hangi pozisyonlara eleman istihdam edeceği bilgisine ulaşabilirsiniz. Cv nizin resimli olması ve önyazı eklemeniz de çok önemli dipnot olarak belirtmek istedim.

Bu sitelerden internet yardımıyla istediğiniz iş alanıyla ilgili taramalar yapmanız size ön fikir oluşturacaktır. Ve başvurularınızı il il gezmeden ve ek bir masraf harcamadan yapmış olacaksınız. Sadece iş için bunlar yeterli mi? Tabiki hayır…

Kamu ilanlarına ulaşmak için Memurlar.net, Kamudan haber gibi internet sitelerinide kullanarak rahatlıkla ulaşabilirsiniz. İş arama sürecinde gözünüz ve kulağınız sürekli haberlerde ve çevrede olmalı ki açılan her ilandan, alınan her personele kadar haberiniz olmalı. Tv, Gazete, sosyal medya sürekli takip edilmeli. Yakınlarınızla, arkadaşlarınızla sürekli irtibat halinde olunmalıdır. Çok çok önemlisi bekleyiş sırasında asla ve asla ümitsizliğe karamsarlığa kapılmamalıdır.

Tüm başvurularımızı yaptıktan sonra bekleme süresinde  cv ye + değer katabilecek neler yapılmalıdır?  İyi bir yabancı dil kursuna yazılabilirsiniz, SAP Programı ve benzer ilgi alanınızla alakalı Auto Cad- 3D Max vb. kurslara katılabilirsiniz, Yüksek lisans başvurularına başlayabilirsiniz  ( en azından ales puanı alıp koyun bir köşeye çünkü cv de ales puanınızın yer alması işverenin dikkatini çekecektir.)  kariyer yapmayı düşündüğünüz bölümle alakalı sertifikalı kurslara katılabilirsiniz yani bu süreçte diğer rakiplerinizden bir adım önde olabilecek,  cv’nize değer katabilecek işlerle meşgul olmalısınız bu size çok katkı sağlayacaktır. Yazımda bahsettiğim sosyal platformdaki iş bulma sitelerinin yanı sıra kurumların, işletmelerin kendi web sayfasına girerek insan kaynakları departmanının duyurularını da takip etmelisiniz. Çünkü firmalar kendi insan kaynakları departmanı aracılığıyla ilan açıyor ve bunu da çeşitli sitelerde görmeniz mümkün olmayabiliyor.  Değerli bir büyüğümün bir sözü vardı; “Hayat her zaman hazır olanları sever… ” Demek oluyor ki tüm bu iş arama furyasında geçen her zamanı kendi lehinize çevirebilecek işlerle meşgul olun.

Bu konuda son söz olarak asla ümitsizliğe kapılmayın, ne olursa olsun yeter ki iş olsun mantığı ile yola çıkmayın belki biraz daha fazla bekleyeceksiniz ama değecek, eğer yanlış bir iş seçimi yapıp işe başladınız ve sevmediyseniz sakın işi bırakıp iş aramaya kalkmayın iş işte aranır sözü aklınızda olsun yoksa tekrar aynı işlemleri en baştan uygulamak zorunda kalırsınız.

Hepinize bol şans dileyerek yazımı noktalandırıyorum.   Herşey gönlünüzce olsun.

 

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • is arayisi
  • yüksek lisans okuduğun bölümle mi alakalı olmalı