Başkanlık Sistemi ve Ekonomi Üzerine Değerlendirilmesi

0
2149

Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze parlamenter sistem ile yönetilen Türkiye, günümüzde ön plana çıkan ve gündemden düşmeyen başkanlık sisteminin getireceği avantaj ve dezavantajları tartışmaktadır.

Dünya’da başkanlık sisteminin en başarılı uygulandığı ülke ABD ve yarı- başkanlık sisteminin en başarılı uygulandığı ülkede Rusya’dır. Bu iki ülke ekonomik çıkarları sonucunda özellikle ABD küreselleşme de önemli rol oynayarak, Rusya ise içinde barındırdığı enerji kotasını iyi değerlendirerek günümüze kadar istikrarlı bir şekilde ulaşan iki ülkedir. Ayrıca modern yarı-başkanlık sisteminin uygulandığı ülkeler Fransa, Rusya, Portekiz, Finlandiya ve Namibya’dır.

Başkanlık sistemi ile ilgili ilk tartışmalar Turgut Özal döneminde 1983 – 1989 tarihlerinde başlatılmıştır. 1982 anayasası hazırlanırken başkanlık ve yarı- başkanlık sistemi önerileri (yani doğrudan halk tarafından seçilen bir yarı- başkanlık sistemi) pek kabul görmemiştir. Bu tartışmalar anayasa hazırlandıktan sonra da devam etmiş ve Özal Cumhurbaşkanı olduğu dönemde de Başkanlık Sistemi argümanını sürekli ön plana çıkartmıştır. Özal döneminde başkanlık sistemine geçme isteğinin temel nedeni; Hızla gelişen bir Türkiye’nin önündeki tüm siyasi, sosyal ve ekonomik engelleri hızlı bir karar mekanizması ile aşabilmek ve iş bitirici bir siyasi mekanizmaya ihtiyaç duymaktır. (TBB Dergisi, Sayı:81, 1).

Türkiye 10 Ağustos’tan itibaren halkın doğrudan cumhurbaşkanını seçmesi ile birlikte fiilen yarı-başkanlık sistemine geçmiştir. Bu durumun birçok avantajları olsa da, ülkede gerekli düzenlemelerin yapılmaması halinde şu an işleyen düzenin ilerde büyük sıkıntılara yol açacağı, özellikle koalisyon dönemlerinde oluşan yönetim krizleri gibi krizlere yol açacağı çeşitli siyasilerce dillendirilmektedir. Türkiye kendine özgü bir başkanlık sistemi oluşturmaya çalışsa da 7 Haziran’dan sonra gelecek hükümetin iyi işleyen bir mekanizmaya sahip olması ve ilk amacının “anayasayı değiştirmek” olması kaçınılmaz bir durumdur. Bu tarih Türkiye için dönüm noktası olabilir. Bu noktadan sonra belirli grupların ekonomiyi çıkarları doğrultusunda yön verebildikleri, istedikleri gibi manipüle ettikleri bir sistem yerine, halkın doğrudan katılımının sağlandığı ve hesap sorabildiği bir sistemin kurulması gerekmektedir. Çünkü ekonomideki yapısal dönüşümün uygulanması sırasında bir çok kez kesintiye uğrayan projelerin ve yatırımların durdurulması Türkiye’de yaşanan gerçeklerin ispatıdır.

Parlamenter sistem de yapılması gereken bir çok uygulama ve ülke gelişimine katkısı olabilecek her türlü yatırım, girişim ve sermaye odaklı özel yatırımların önü yavaş işleyen bir sistemden dolayı istikrarsız bir hal almaktadır. Refah noktasına ulaşmayı hedefleyen bir çok siyasi parti ve bürokratlar, içinde barındığı siyasi grubun çıkarını düşünmekte ve geleceğe emin adımlarla ülkenin önünü açmak yerine kapatıcı bir rol oynamaktadır. Elbet Türkiye açısından bir sistem değişikliği şuan Avrupa ve Ortadoğu’da yaşanan kriz nedeniyle tam rayına oturmayacaktır. Ayrıca ülke içerisinde siyasilerin oluşturduğu etnik köken karmaşası da ülkenin çıkarlarını çıkmaza ulaştıran en temel etkenlerden biri olarak göze çarpmaktadır.

Türkiye’de ekonomi alanında yapılmak istenen yenilikler bir çok kez ertelenmek zorunda kalmıştır. Temel sebep olarak da; yürütmenin güçsüzlüğü ön plana atılmıştır. 1990 yıllarında zirve yapan ekonomik vesayet odakları, 2000’li yıllarda da Türkiye’nin önünü açacak projelerin engellemesi için ciddi bir çaba gösterdiği herkes tarafından bilinmektedir. Hatırlanacağı üzere; Türkiye ekonomisinin çok iyi durumda olduğu, faizlerin tarihi olarak dibe düştüğü ve IMF’ye borcun bitmesi ile ülke yatırımlarına, projelerine ve girişimci statüsündeki her şirketin önüne türlü türlü engeller konuldu. Yüzyılın projesi olarak kabul edilen TANAP için Azerbaycan’da Enerji Bakanı’nın görüşme yaptığı sırada 17 Aralık operasyonları gündeme damga vurdu. Yürütülen önemli projelerden ikisi 3. Köprü ve 3. Havalimanı başta olmak üzere Türkiye ekonomisinin prestijini yükseltecek projeler sürekli yargı odaklı olarak durduruldu ve önü kesilmek istendi. Önce siyasi alanda başlayarak, ardından ekonomiye doğru çıkmaza sürüklenen baskı altına alma projeleri parlamenter sistemde önüne geçilmesi zor ve uzun zaman alıcıdır. Bu sebeple Yeni Türkiye isteniyorsa yeni bir anayasa ve yeni bir sistemin getirilmesi kaçınılmaz durumlardır.

Başkanlık sisteminin ekonomi üzerine getireceği etkiler daha çok yönetimin istikrarlı bir süreçte ilerlemesi ile gün yüzüne çıkabilir. Bunlara madde madde değinecek olursak;

-Yönetimin istikrarlı olması özel sektörün önünü açar ve yatırımların daha kolay işlemesini sağlar.

-Ekonomi yönetiminde sorumlu kişiler görevlerinde uzun süre kalacakları için ekonomi yönetiminde başarılı bir istikrar sağlanabilir.

-Başkan senato’dan bütçe onayı alabilmek için bütçeler üzerinde hassas bir mekanizma sağlar.

-Kamuda, kurumlarda idareler arası uyum ile istikrar sağlanır ve israf önlenir.

-Başkanlık sistemlerinde kamu harcamalarının GSYİH’a oranı genel olarak parlamenter sistemden daha düşük olarak hesaplanmaktadır.

-Yolsuzluk rakamları parlamenter sisteme göre daha düşük düzeydedir.

-Başkan, seçimler sırasında aldığı ekonomik politikaları rahatça yürütmekte ve siyasi baskı altında ve ya muhalefet baskısı altında kalmamaktadır.

( Prof. Dr. Ersan Öz – Başkanlık Sisteminin Ekonomi ve Vergi Sistemi Üzerindeki Önemli Etkileri )

Başkanlık sistemi ile beraber gelecek olan istikrarlı bir siyasi mekanizma ülke geleceği ve ilerleyişi açısından önemli bir yere sahiptir. Zira başkanlık sistemi getirilmeden önce yapılması gereken Anayasa değişikliği ve sonucunda düzenli işleyen bir mekanizmanın varlığı gerekmektedir. Ekonomik, siyasi ve sosyal olarak alınan kararların doğrudan halka hitap etmesi ve halk çıkarını gözetmesi de önemli bir yere sahip olmakla beraber doğrudan seçilen Cumhurbaşkanının bu yöndeki tutumu da ayrıca göz önünde bulundurulması gereken bir durumdur. Başkanlık sistemi ile ekonomik olarak yapılmak istenen her türlü yatırım ülke kalkınmasında önemli rol oynayacaktır. Gelir dağılımı üzerindeki etkisi, yabancı sermaye yatırımı, iş gücü odaklı faaliyetlerin artışı ülkeyi çevre ülkelere göre refaha ulaştırabilecek etkenler arasındadır. Başarılı bir sistem başarıyı da elbet beraberinde getirecektir.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • başkanlık sistemi ve ekonomi
  • türkiyede başkanlık sistemi ve ekonomi
  • başkanlık sistem ve ekonmı
  • başkanlık sistemi etkileri
  • başkanlık sistemi olan ülkeler ve ekonomileri
Paylaş