Burjuva Devletlerin Benzin Zamları: Türkiye Örneği

Benzine gelen son zamlarla Türkiye halkı, Dünyanın en pahalı benzinini kullanır hale geldi. Oysa ki Türkiye’nin jeopolitik konumu incelendiğinde, Dünya petrol rezervlerine sahip ülkelere komşu olduğu görülecektir. O zaman şunu söyleyebiliriz ki Dünyanın en pahalı BENZİNİMİZ, lojistik masraflarından dolayı pahalı değildir. Türkiye’ye OPEC tarafından ambargo da uygulanmadığı halde biz niçin petrol türevi ürünlere, Dünya’daki hiçbir halkın ödemediği parayı ödüyoruz? Bu sorunun cevabını öğrenmek için benzinin litre fiyatının analizini yapmamız gerekmektedir. Öncelikle şunu söylemeliyiz ki benzin analizinde Taner Yıldız’ın söylediği %70 oranı baz alınarak aşağıdaki hesaplama yapılmıştır.

Kurşunsuz benzinin son zamlardan sonra litre fiyatı İstanbul’da 4,91 TL’ye fırlamıştır. Benzinin litre fiyatını oluşturan kalemleri sıralayacak olursak; [Dolaylı Vergiler (ÖTV ve KDV) + Ürün Bedeli + Masraflar (navlun, dağıtım şirketi ve bayi kâr marjı)] dır. Şimdi bu 4,91 TL’nin yaklaşık %70′inin vergi olduğunu söylersek ki bu oranı bizzat Enerji Bakanı Taner Yıldız ifade etmiştir, benzin fiyatını oluşturan diğer iki kalemin yani ürün bedeli ve masrafların toplam tutarı yaklaşık 1.48 TL’dir. Başka bir ifadeyle 4,91 TL olan 1 litre 95 oktan kurşunsuz benzine 3,43 TL vergi ödemekteyiz. Aşağıda vereceğimiz bazı örnekler benzine ödediğimiz vergi tutarının büyüklüğünü daha iyi ifade edecektir.

Türkiye’deki 12 441 benzin istasyonunda, günde 50 bin ton akaryakıt satılmaktadır. Bu rakam, Maliye Bakanlığı’nın kasasına her gün 110 milyon TL vergi geliri girdiğini göstermektedir. Bayburt ili Vergi Dairesi ise geçen sene mükelleflerden toplam 28.5 milyon TL vergi tahsilatı gerçekleştirmiştir. Oysa İstanbul’da, e-5 karayolunun kenarında, günde yaklaşık 35 ton akaryakıt satan bir benzin istasyonu, yılda 30 milyon TL vergi tahsilatını tek başına, Maliye Bakanlığı adına yapabilmektedir.

Ayrıca Petrol Sanayi Derneği’nin yayımlanan sektör raporuna göre Türkiye, akaryakıtta uyguladığı vergi oranında Avrupa Birliği ülkeleri arasında lider konumdadır. Bu durum, AKP hükümetinin şapkayı önüne koyup düşünmesi gereken bir noktada olduğunu bize göstermektedir. Şöyle ki, büyük bir kriz içerisinde bulunan Avrupa’dan, halkın her gün sokaklarda gösteri yaptığı Yunanistan’dan bahsediyoruz ve bu ülkelerden bile önde gidiyoruz. Önde gidiyoruz derken bilim ve demokrasi alanında değil yanlış anlaşılmasın, işçiden ve memurdan alınan vergiden bahsediyoruz.

Akaryakıttan alınan vergide dünya şampiyonluğuna oynayan Türkiye, vergisiz fiyat karşılaştırması yapıldığında, benzin fiyatlarında Avrupa’nın en ucuz ülkelerinden biridir. Alınan bu dolaylı vergiler, toplumun büyük bir çoğunluğunu oluşturan emekçiler grubundan, yani işçi memur ve çiftçiden tahsil edilmektedir. Bu noktada bakmamız gereken başka bir husus ise 2012 bütçesidir.

Maliye Bakanlığının 2012 bütçesinde gelir yaklaşık 330 milyar TL olarak belirlenmiştir. Telaffuz ettiğimiz bu rakamın yaklaşık 278 milyar TL’si vergi kaleminden elde edilmektedir. 278 milyar TL’nin ise 30 milyar TL’sini işçi ve memur maaşlarından kesilen vergiler oluşturmaktadır. Yine ağırlıklı bölümünü emekçilerin ödediği, KDV ve ÖTV’den oluşan dolaylı vergiler kalemi ise 158 milyar TL’dir. Yani, emekçilerin ödediği verginin kabaca 188 milyar TL olduğunu söyleyebiliriz. Peki niçin AKP hükümeti ekonomi iyi gidiyor söylemini senelerdir dilden düşürmemektedir? Cevap basit; AKP hükümetinden önce, Forbes dergisinin dünyanın en zengin iş adamları listesine giren Türk iş adamı sayısı bir elin parmağını geçmezken bugün 35 kişiye yükselmiştir. Yani kişi başına düşen milli gelir, zengin başına düşen gelir arttığı için artmıştır. Dünya’nın en zengin 35 iş adamını ve daha nicelerini barındıran özel sektörümüzün ödediği kurumlar vergisi miktarını duyunca kahkahalara boğulabilirsiniz ama bu kahkaha muhtemelen keyiften kaynaklanmayacaktır. Sıkı durun söylüyorum, tamı tamına 27 milyar TL’sıdır.

Hakan Sönmez’in ”Burjuvazinin 2012 Yılı Bütçesinden Yansıyanlar” isimli çalışmasında, vergi gelirlerinin nerelere kanalize edildiği şöyle açıklanmaktadır: ”vergi gelirlerinin önemli bir kısmı, faiz giderleri adı altında yerli ve yabancı sermayeye aktarılıyor. Toplanacak 278 milyar liralık verginin 50 milyar lirası, yani yüzde 18’i, borç ve faiz adı altında sermayeye gidecektir. Bu rakamın eğitim, sağlık ve birçok bakanlığın bütçesinin toplamından büyük olması, toplanan vergilerin nereye gittiğinin bir resmidir.”

Emekçiden alıp özel sektöre, bir diğer ifadeyle burjuvaziye kanalize edilen tutarlar, Türkiye’yi burjuva devlet olarak tanımlamamıza olanak sağlamaktadır.

Sistemin adaletsizliğini gözler önüne sermek için son bir örnek daha vermek gerekirse: Asgari ücretle çalışan bir işçinin, 90 model Toros marka aracına 50 TL’lik benzin koyduğunu varsayalım. Yine burjuva kesiminden bir şahısın da son model Porsche’sine 50 TL’lik benzin aldığını varsayalım. Milyonlarca TL’lik geliri olanla, asgari ücretle açlık sınırının da altında yaşayan bir insandan alınan vergi tutarı aynıdır. Çünkü her ikisi içinde KDV %18 ÖTV’nin de aynı olduğu bilinmekle beraber net oran meçhuldür. Meçhuldür dememin sebebi, belki bu satırları kaleme alırken ÖTV’nin yine artmış olabileceğini göz önünde bulundurmamdan kaynaklanmaktadır.

Sonuç olarak kömüre makarnaya muhtaç insanlara ki, bunu bizzat AKP’nin yaptığı yardımlardan anlamaktayız. Çünkü aksini düşünürsek, ”bizim hükümetimiz cahil mi ki ihtiyacı olmayana makarna kömür yardımı yapıyor?” sorusunun cevabını vermek zorunda kalırız. Hükümet öyle bir vergi politikası uygulamakta ki, bütçe gelirlerinin yaklaşık %70′ini bu makarnaya kömüre muhtaç insanların boynuna yüklemektedir. Bu insanlar hem makarnaya hem kömüre muhtaç (Asgari ücret 701 TL açlık sınırı 1011 TL) hem de bütçe gelirlerinin büyük bir kısmını nasıl karşılayabiliyorlar. Hadi karşılayan karşılıyor da karşılatanın hiç mi vicdanı yok. Hem bu adamlara siz muhtaçsınız diye makarna vereceksin hem de vergilerle gırtlağına yapışacaksın. Görüldüğü üzere bu noktada büyük bir çelişki karşımıza çıkmaktadır. Bu çelişki, Kapitalizmin doğasında bulunan yapısal sorunlardan ve Burjuva hükümetinin yönettiği Burjuva devletten kaynaklanmaktadır. O zaman ne diyoruz: ”Durmak yok yolmaya DEVAMMM…”

Araş. Gör. Ali Yasin KALABAK

Yüzüncü Yıl Üniversitesi

Yazıyı Değerlendirin!

“Burjuva Devletlerin Benzin Zamları: Türkiye Örneği” için bir cevap

  1. sosyal devlet adı altında yapılan zamlardan nedense halktan başka kimsenin etkilendiği yok.benzin zammı halka koyarken zammı çıkaranları hiç etkilemiyor.ayıptır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir