Bankalar, Kasalar Soygunculara Yol Açar

Türk  Bankacılık sistemi için ekonomik anlamda bazı fikirlerim olsa da henüz kendimi bunları konuşmaya hazır hissetmiyorum Gerçi geçtiğimiz günlerde hazırlayıp sunduğum MEZOPOTAMYA PRENSESİ İSİMLİ TELEVİZYON programında sektör çalışanlarının bazı sorunlarına değindim. Uzun süredir yazmayı düşündüğüm bu yazının başına oturunca da çalışanların sorununun bize de yansıdığını algılayıverdim birden bire…. Sorun az personel ile çok iş yapmak ……

Ancak;

Elinde, evinde 3 5 takısı olan kişiler için özelliklede sürekli takmıyorlarsa banka kasaları güvenilir bir alternatif olarak sunulmaktadır öyle de sayılabilir ama ne yazık ki inanılmaz aksaklıklar, yanlışlıklar ve vurdumduymazlık ile bezenmiştir bu sistem.

Olaya bakalım:

Çantanızda, cebinizde takılarınız bankaya gidiyorsunuz; ya da kasadaki yükte hafifi pahada ağırları almaya; dikkatiniz çekerim ülkemizin en eski en büyük bankalarından birinden söz etmekteyim; olay aynen vaki yaşayanlar anlattı:

Gidiyorsunuz; fısıldayarak görevliye: ‘’Kasaya inecektim ‘’ diyorsunuz.

Ortalık yerde,  belki yanınızda maddi değeri yüksek, vazgeçtim manevi değeri yüksek anneden kalma bir set. Oradasınız; savunmasız, soyulmaya açık.

Sonra görevli bağırıyor: ‘ Kasa için bekleyen’   herkes size bakmakta… Pardon… Yanınızdakileri bırakacaksınız sorun daha küçük gibi gelebilir; ama ya kasadan bir şeyler alacaksanız; düşünsenize bankadan çıktığınız anda; her hangi biri elinizdeki çantayı alıp kaçsa bitti iş.

İlk bakışta,  görevli suçlu gibi duruyor değil mi? Hayır efendim ne yazık ki o insan orada vezneye bakıyor, para sayıyor;   fırsat bulunca da sizinle kasaya iniyor. Özetle çok işe az eleman.

İşin kötüsü bu olay sadece kasada da böyle değil; bazen çekmek zorunda kaldığınız yüksek miktarda paraları da ortalık yerlerde tutuşturuyorlar elinize. Düşünsenize o bankada 50 bin liranız var ve sisiz çekmek için bin bir cilve yapmışlar; bir gün nakit lazım oluyor ortalık yerde sayıp elinize veriyorlar. Şimdi paranız çok yüksek olunca özel bankacılık var eyvallah; ama şöyle arada bir yerdeyseniz hani küçük yatırımcı sayıyorlar ya sizi, O para emekli ikramiyeniz olabilir,   aylar ya da yıllarla biriktirmiş olabilirsiniz. Hayır efendim ortalık yerde sayarlar elinize. Buyurunuz soyulunuz diye. Hani bakarsak bankaları ayakta tutan da hep bizim gibi küçük yatırımcıdır. Biraz saygı ve özen lütfen.

Sonuç olarak geçtiğimiz günlerde televizyon programımda yaptığım yorum ile bu anlatılanlar birleşince suçlu karşınızdaki çalışan değil; az para ile çok para kazanmaya çalışan banka yönetimlerdir. Anlamadıkları şu: Biz yok, onlar yok.

Hep yazdığım gibi; tahvil, senet, borsa diyorsunuz da toplumun bel kemiği orta direğin beklentilerini unutuyorsunuz. Çok paranız varsa özel bankacılık ki 50 bin liranızı çok paradan bile saymıyorlar.

Ne olacak bu işler..?

Dr. F. Yonca AYAS 15.04.2015

AKDENİZ TV’de her Çarşamba Saat 16.30-17.30 arası yayınlanan MEZEPOTAMYA PRENSESİ  adlı programımda bu ve benzer konuları incelemekteyiz.

AkdenizTV’de yayınlanmış geçmiş bölümlere aşağıdaki bağlantı üzerinden erişebilirsiniz.

İzlemek için: http://www.akdeniztv.com.tr/program-kategori/69/mezopotamya-prensesi.aspx

Yazıyı Değerlendirin!

Faizsiz Bankacılık Nedir?

Faiziz Bankacılık

Faizsiz bankacılık, temel yapısı itibariyle parasal işlemlerle mal ve hizmet hareketlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlandığı, her para hareketinin mutlaka bir mal veya hizmete karşılık geldiği; gelirin ise, kâr ve zarar ortaklığı esasına göre bölüşüldüğü bir sistemdir.

Geleneksel bankacılıkta para bir mal gibi değerlendirilip, meselâ 100 lira 110 liraya karşılık satılabilir. Buradaki 10 liranın karşılığı aranmaz, bunun neden 10 lira olduğu sorgulanmaz ve buna sermayenin zaman değeri, iskonto haddi gibi hayali karşılıklar bulunmaya çalışılır.

Faizsiz Bankacılık Nedir?

Faizsiz bankacılık, para karşılığında ancak eşit miktarda değişilir, yani faizsiz ödünç verilir. Eğer paradan para kazanılmak isteniyorsa, bu kazancın mutlaka topluma sunulan bir hizmet, bir katma değer veya malın değerindeki bir artışa karşılık gelmesi gerekir. Yani bir parasal işlemde para tarafındaki bir artışın, mal veya hizmet tarafındaki reel bir artışla dengelenmesi gerekir.

Bugünkü Katılım bankalarının işlem kalemleri içinde en fazla yer tutan ve üretim desteği olarak adlandırılan yöntem, bir malın kurum tarafından peşin alınıp, üzerine bir kâr ilâvesiyle vadeli ve daha yüksek fiyattan satılması işlemidir.

Her ne kadar bu yöntem Katılım bankaları için öngörülen temel bir yöntem olmasa ve temel yöntem olarak mudârebe ve müşâreke denilen ortaklık yöntemleri kabul edilmiş olsa bile, bu yöntemi faizli kredi yöntemine benzetmek büyük bir hatadır. Çünkü her şeyden önce bu bir ticarettir. Hiçbir anlam taşımayan para-para hareketi değil, insanların ihtiyaç duyduğu bir mal-para hareketidir.

Nasıl ki, daha önce sözünü ettiğimiz gibi, fiyatı Antalya’da 50 kuruş olan portakalı oradan satın alıp İstanbul pazarlarında 1 liraya satmak bir ticarettir. Çünkü portakalın mekân değeri yükseltilmiştir ve ona 50 kuruşluk bir değer katılmıştır. Bu sebepledir ki, İstanbul tüketicisi ona 1 lira vermeye hazırdır. Aksi halde bu fiyatı sadece satıcının dayattığını iddia etmek fiyatların tespitinde talep unsurunun fonksiyonunu yok saymak demek olur.

Portakalı Antalya’dan 50 kuruşa alıp onu İstanbul’da 1 liraya satma işleminde, tüketiciye elinin erişemediği bir mekândaki malı onun elinin erişeceği bir mekâna taşımak ticaret olarak adlandırılır ve buradaki 50 kuruşluk fark portakalın değerindeki reel bir artışa karşılık gelir.

Malın mekân değerinin arttırıldığı bu işlemde bir sakınca yok ise; faizsiz bankacılık aynı şekilde, kişinin ancak yıllar süren bir tasarruf sonrası edinebileceği bir malı ona hemen şimdi sunmak ve eline vermek de bir ticarettir; dolayısıyla bunda da bir sakınca yoktur. Burada da malın zaman değeri arttırılmıştır.

Başka bir ifadeyle, bir malı bir yerde ucuz alıp başka bir yerde kâr ilavesiyle satmakla, yine bir malı peşin düşük fiyata alıp, ona yıllar sonra ancak sahip olabilecek müşterisine hemen şimdi bir kâr ilavesiyle vadeli satmak arasında bir fark yoktur. İkisi de ticarettir. İkisinde de malın değerinde bir artış meydana gelmiş ve bu değer artışı, satış kârı olarak satıcıya sunulmuştur. Nitekim peşin alıp vadeli satmada oluşan fiyat farkı, müşterinin bu maldan hemen faydalanmaya başlamasının karşılığıdır.

Yani yıllar sonrasına ertelenen faydanın hemen elde edilmesi sağlanmıştır. İşte bu değer artışı, vadeli satıştaki fiyat farkının karşılığıdır. Onu faize benzetmenin hiçbir makul ve mantıklı tarafı yoktur.

Diğer taraftan, faizsiz bankacılık vadeli satışta müşterinin ödediği fiyat farkı, onun yıllar sürebilecek tasarruf zahmetinin satıcı (veya Katılım Bankası örneğinde, kendisine kâr payı ödenecek mevduat sahibi) tarafından daha önce çekilmiş olmasına da karşılık gelir. Yani fiyat farkı daha önceden yapılmış tasarruf zahmetine karşılık gelmekte ve bu zahmet de müşterinin eline maldaki reel bir değer artışı olarak geçmektedir.

Geçmişte bazıları tarafından her ne kadar bu zahmet faizi haklı kılan sebeplerden biri olarak anılmışsa da burada bu zahmet, şimdi reel ve belirli bir değer artışına karşılık geldiği için faizden hemen ayrılır. Faiz ise hayalî-sanal veya gerçek olsa bile miktarı önceden belirlenemeyen bir gelire dayandığı için reddedilmiştir.

Vadeli satışta fiyat artışını makul ve haklı kılan başka sebepler de vardır. Satıcının, ödeme şekline göre malın fiyatında değişiklikler yapması tamamen ekonomik bir hadisedir. Satılan bir malın bedelini hemen tahsil etmekle daha sonra tahsil etmek arasında satıcı açısından ciddi fark vardır.

Bir malın fiyatı peşin 100 lira ise, bu bedelin sonradan ödeneceğinin ifade edilmesi satıcının satma eğilimini düşürür. Bu, arz eğrisinin sola kayması demektir. Arz eğrisinin sola kaymasının ekonomik sonucu ise, bilindiği gibi, doğrudan fiyat artışıdır.

Şu halde vade farkı sadece zamanın fonksiyonu değildir.

Vade farkı, müşteri açısından, kullanımını erkene almak suretiyle malın değerinin arttırılmasına karşılık gelirken; satıcının da vadeli satışla karşılaştığı bazı mahrûmiyet, külfet ve rizikoların yanı sıra enflasyon ihtimalinin de karşılığı olmaktadır.

Vade farkının faize en çok benzeyen yönü, bu farkın vade nisbetinde, yani vadeye paralel artmasıdır. Buna dayanarak, fıkhî ölçüler içerisinde vade farkına faiz hükmünü vermek mümkün olmadığı gibi, aklen de mümkün değildir. Çünkü vade uzadıkça satıcının karşılaştığı ve vade farkına karşılık gelen mahrûmiyet, külfet ve diğer rizikolar da aynı nisbette artmaktadır. Kısaca ifade etmek gerekirse, peşin veya vadeli olsun, alış-verişlerde kesin fiyat satıcı ile müşterinin îcâb ve kabûl ile üzerinde anlaştıkları fiyat olup, şartlara göre değişen bu fiyatın yüksek veya düşük olması, karşılığında mal olduğu için, hukuken onun faizle alâkasını keser. Ayrıca, vadeli satış halinde bir taraftan satıcının karşılaşacağı aleyhine durumlar, alıcının da ancak bir müddet beklemek suretiyle elde edebileceği bir mala hemen sahip olabilmesi gibi sebepler vadeli satışlardaki fiyat farkını haklı ve meşru kılar.

Katılım bankalarının vadeli satış işlemini geleneksel bankaların faizli kredi işlemine benzetmek doğru değildir. Katılım bankaları fiilen bir mal veya hizmet ticaretinin gerçekleşmesini sağlar ve bu işlemde tam bir tüccar gibi davranırken, kredi işleminde banka sadece ödünç veren durumundadır.

Faizli kredide verilen kredinin ticari hayata döndürüleceğinin garantisi yoktur. Döndürülse bile, bunu yapan banka değildir. Kredinin bir işde kullanımından oluşacak her hangi bir değer artışı banka adına değil, borçlu adına sağlanır. Bu değer artışının olup olmadığı, ne kadar olduğu bankayı ilgilendirmez. Olmadığı hallerde bile önceden belirlenen faiz oranı her halükârda ödenmek zorundadır. Bütün bunlar geleneksel bankanın işlemini “faiz” kategorisine koyarken, Katılım bankalarının işlemleri “ticaret” kategorisi içinde değerlendirilmek zorundadır.

Kur’an ise, faizin haram, ticaretin helal kılındığını ifade eder. (Bakara, 275) Katılım bankalarının vadeli mal satışı ile geleneksel bankaların faizli ödünç işlemlerini aynı kategoride değerlendirmek faizle ticareti aynı saymak demektir ki, Kur’anî bakış bunu şiddetle reddeder.

Faizsiz Bankacılık
Faizsiz Bankacılık

faiziz bankacılık, faizsiz bankacılık helal mi, faizsiz bankacılık nedir, faizsiz kredi veren bankalar, faizsiz bankacılık nasıl oluyor

Faizsiz Bankacılık Nedir?
1 5

Ne aradılar:

  • faizsiz bankacılık
  • faizsiz bankacılık nedir
  • faizsiz bankaclk
  • faizsiz para nasıl bulunur
  • faizsiz

Şeref Oğuz ile Ekonomi- Kritik 2.Bölüm – Yapısal Sorunlar!

YENİ ORTA VADELİ PROGRAM ÜZERİNE.. – TASARRUF KONUSU-

Yeni Orta Vadeli Program Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı’nın ortak çalışması ile oluşturuldu. Programın, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu yapısal sorunlar göz önünde bulundurularak oluşturulduğunun altı çizildi. Bu yapısal sorunların başında düşük tasarruf, katma değeri düşük ihracat ve enerjide dışa bağımlılık geliyor. Öncelikle bu sorunlara çözüm bulunarak büyümenin ikinci plana alınması ve öncelikli olarak cari açığın düşürülmesi hedefleniyor. Uzun süredir yapısal bir sorun olarak mevcut bulunan düşük tasarruf konusu, yeni OVP’de temel olarak tüketicilerin harcama eğilimi dikkatle kontrol altına alınarak bir takım tedbirler aracılığı ile çözülmeye çalışılacak. Bu tedbirlerin başında kredi ve kredi kartı limitlerinin tüketicinin borç ve gelir düzeyine paralel olarak uygulanması, özellikle lüks tüketim ürünlerinde taksitlendirmenin kontrol altına alınması ve şuanda mortgage kredilerinde uygulanan peşinat uygulamasının bireysel kredilerde zorunlu hale getirilmesi gibi uygulamalar geliyor.

Bana göre kredili satışlarla ilgili en akıl dışı nokta bir yıldan fazla süreli taksitlendirmeler ile elde edilen -aslında o süre içinde kazanılıp yatırılmayan- gelirlerin bir yıl içinde üretilen tüm ürün ve hizmetlerin toplamı olarak hesaplanan GSYH rakamına eklenmesi. İktisatçılar ve otoriteler bu durumunu nasıl değerlendirip açıklıyor bilemezken, gelelim yeni OVP’nin kredi kartında taksitli satışların kontrol altına alınması uygulamasına hangi noktadan yola çıkılmış…

kredi kartı

Devlet kredi kartına taksit uygulamasını sınırlandırırken ‘toptancı’ bir yaklaşım sergilemiyor. Tüketime yönelik ve zorunlu olmayan harcamaların borçlanarak yapılmamasını öngören bir uygulama getiriyor. Asıl olması gereken de budur, zira bu noktada çizgi çoktan aşılmıştı. Yani tüketici kazandığı para ile harcamasını dilediği sektörde dilediği ürüne yapmalı ancak henüz kazanılmamış ve sistemden ödünç alınan paranın ihracat, yatırım, sağlık ve eğitim alanlarında kullanılmasını fakat tüketim için harcanmaması sağlanmaya çalışılıyor.

Taksitler, faizden geçinen kesimin iştahını kabartıyor

Bu sorunda en yaygın örnek mobil iletişim araçlarına yapılan harcamalar. Kullanım süresinden daha uzun taksitle alımlar yapılıyor. Bu tarz harcamalar tüketici içinden çıkılmaz bir girdaba sokuyor. Zamanında eski Bankalar Birliği başkanlarından Ersin Özince ‘yoğurdumu bile dokuz taksitle alırım, kime ne?’ şeklinde söylemde bulunmuştu. Bu söylemi çok eleştirmiştim. Bu taksitler faizden geçinen kesimin iştahını kalıcı hale getiriyor. Türkiye %2,2 büyürken bankalar %17,5 büyüyor. Türkiye %3 büyürken bankalar %20 büyüyor. İşte bu terslik yoğurdunu 9 taksitle almak, cep telefonunu 12 ay taksitle almaktan ileri geliyor. Bunun durdurulması gerekiyordu. Bu noktada bir şeyi karıştırmamak gerekiyor, küçülme böyle bir şeydir. Bu tedbirler büyümeye bir nevi frendir çünkü harcamalar(buna taksitli harcamalardan elde edilen faiz gelirleri de dahil) üzerinden hesap edilen GSYH’yı küçülten bir etkisi var. Fakat burdan kısılan parayla döviz kazandırıcı işlemler ve reel ekonomiyi geliştiren işlemlere harcanabilir. Zaten asıl amaç da budur.

Türkiye’deki tüm statükolar devrildi ama bankacı generaller hala devrilmedi

Türkiye’de kayıt dışı çok fazla olduğu için tasarrufların istatistiklerdeki kadar olması mümkün değil. Ölçülen tasarruf değerleri, kayıt içindeki ekonomiden hesaplanıyor. Oysa insanlar halen yastık atı tasarruflarda bulunuyor. Bunun sebebi de insanların bankalara olan güvensizliği. Zamanında Merhum Kahveci Maliye Bakanı iken kayıt dışındaki paraların ekonomiye kazandırılması için çok uğraşıldı. Fakat bu paraların dar gelirli insanlardan alınıp faiz lobisine girmesi için önce Türkiye’deki kayıt içi ekonominin adam olması gerekir. Mevcut yapısı içerisinde bu mümkün değil. Türkiye’deki bankacılık sistemi dünyanın hiç bir yerinde yok. Türkiye’deki tüm statükolar devrildi ama bankacı generaller hala devrilmedi. Onlar her şeye el koymak isterken, insanlar da tasarruflarını bankaya yatırmak istemiyorlar.

Birinci Bölümünü okumak isteyenler ==> https://neoekonomi.com/seref-oguz-ile-ekonomi-kritik1/

 

Sn. Şeref Oğuz’a sohbetimiz boyunca göstermiş olduğu nezaket ve engin bilgilerini paylaşmasından ötürü teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

https://twitter.com/serefoguz

https://twitter.com/Exponomist

 

Yazıyı Değerlendirin!

Türkiye’nin Risk Primi

İlk önce burada CDS’nin tanımından yola çıkarak CDS’nin ne olduğunu neyi nasıl etkilediğini, ekonominin
neresinde yer alıyor bunları anlatarak CDS hakkında biraz bilgi sahibi olacağız.
CDS Credit Default Swap kelimelerinin baş harfidir. Türkçede Kredi Risk Swapları anlamına gelmektedir. Bu kavram dünya ekonomik literatürüne 1995 yılında JP Morgan tarafından tanıtılmıştır. CDS geniş anlamıyla ; Bir alacaklının 3. bir kişiye belli bir ücret ödeyerek alacağını garanti altına alması demektir. Türkçede daha kaba bir tabirle Batık Borçların Maliyeti olarak ta adlandırılabilir.
CDS yani risk primleri uluslararası piyasaların bir ülkeye bakış açılarını gösterir. Yabancı bir yatırımcının ülkeye karşı tavrını gösteren bir göstergedir. CDS primleri normal ekonomik göstergelerin çoğu gibi günlük değişir ve bu değişmeler genelde ülkelerin ekonomik ve politik gelişmelerine göre değişir. Özelliklede bahsetmek gerekirse borsa ve gösterge faizler risk primlerine göre yukarı veya aşağı yönlü dalgalanmalar gösterir. CDS primleri borsayla ters orantılı faizle doğru orantılıdır. Yani CDS primlerinin yükseldiği yerde borsa düşer faizler yükelir veya tam tersi. Bunun somut örneklerini Türkiyede kısa süre önce gördük. 22 Mayıs FED’in tahvil kararı ve hemen akabinde patlayan gezi olayları ülkemizde bazı ekonomik göstergelerin değişmesine sebep oldu. Borsa düştü, Dolar-Euro kurları yükseldi, gösterge faizler yükseldi. Piyasalarda
belirsizlik arttıkça, tedirginlik arttıkça CDS Primleri yükseldi. Rakamlar söyleyecek olursak Türkiyede CDS Primler 31 Mayısta 131’di. 6 Haziranda 168, 11 Haziran 174’e yükseldi.  CDS Primleri yükseldikçe ülkenin borçlanma reel faiz oranları da yükselmektedir. Bu da Türk Hazinesinin hem içerde hem dışarda daha fazla faizle borçlanması demek.
CDS Primleri FED’in tahvil azaltım kararı ve gezi olayları CDS primleri yükselmiş ve ülkenin risk puanını artırmıştır. Bunun sonucundada ülkedeki yabancı fonlar ülklerine dönmeye başlamıştır. Yabancı fonlar gelişmekte olan ülkelerden çıkıp gelişmiş ülkelere kaçmıştır. Türkiye bu dışarı çıkan yabancı fonları tekrar ülkeye sokabilmek için reel faizi artırmak zorunda kalmıştır.
Bütün bu olumsuzlukların sebebi biziz.Özellikle hükümetin izlediği iç  ve dış siyasette izlediği sert tavır politikası başta gelir. Hükümetin bu konuyu önemli görmesi lazım yoksa sonuçları ağır olmaya başlayacaktır.
Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • türkiye risk primi
  • türkiyenin risk primi
  • ülkelerin cds primleri
  • türkiye cds oranları
  • cdr primi ekonomik risk ölçümü

Türkiye’de Kobi Bankacılığı

Son zamanlarda gazetlerin ekonomi sayfalarını okursanız incelerseniz arada bi görürsünüz. Bankacılıkta yeni moda ” KOBİ BANKACILIĞI”…
Bu Kobi bankacılığı nedir diye soracaksınız. Kobi bankacılığı hemen hemen heryerde farklı şekilde tanımlarını göreceksiniz.
Ama genel olarak tanımalamk gerekirse ; Kobi Bankacılığı : Küçük ve Orta Büyüklükte işletme kelimelerinin kısaltılmış halidir KOSGEB’in tanımına
baktığımız zaman ise ; İmalat sanayiinde hisselerin % 25’in fazlası büyük işletmelerin elinde olmayan 1’den 250 kadar işçi çalıştıran şirketler olarak tanımlanmışıtr.

Kobi bankacılığı, kobilere özel geliştirilmiş ticari paketler sunarak, sadece kobi statüsündeki işletmelerin faydalanabileceği bankacılık ürünlerinden oluşan bir bankcılık hizmetidir.
Sanayi sektörü açısından KoBİ’nin ne olduğuna bakarsak ;Kobiler aşağıdaki şekillerde tanımlanabilir:
– Kısıtlı sermaye ve pazarlama olanaklarına rağmen, ayakta duran, piyasalara mal ve hizmet üretip sunan,
– Ülkedeki ekonomik buhranlarından yoğun olarak olumsuz etkilenen,
– Ekonomidek krizlerden büyük işletmelere göre fazla olumsuzluklar yaşayan, bunun sonucu ağır yaralar alabilen, ancak herşeye rağmen yine de üreten, Ekonomik gelişme ve büyüme dönemlerinde ise sınırsız başarı hikayeleri yaratan,
– Ülkedeki büyük işletmelerden çok daha fazla katma değer yaratabilen, tüm ticari, sınai ve hizmet işletmeler gelmektedir.
Bugün Türk bankacılık sektörüne bakıldığında KOBİ bankacılığı yapmayan banka kalmadı artık KOBİ bankcaışıpını satmaktan öte danışamnlık hizmeti de yapmakta. Türkiyenin genç nüfsunu göz önüne
adlığımızda KOBİ bankacılığı çok cazip gelmekte. Bi ülkede nüfus ne kadar yaşlanırsa girişimcilik o kadar azalır genç nüfusun olduğu yerde daima girişimcilik olur. Bankalar girişimciye
doğru yol gösterdiğinde riksleri de çok düşük. Hatta bu proje kapsamında kadınlara, üniversite öğrencilerine ve yeni alanlarda yatırım yapmak isteyen iş adamlarına yönelikte
olabilecek. Hemen hemen 2004 2005 senlerinde adını duyurmaya başlayan kobi bankacılığında bugüne kadar bankalarda 2milyon 3milyon arası müşteri olduğu söylenebilir. Türkiyedeki
2milyon işletmenin % 99’unu kobiler oluşturmaktadır. Türkiyenin senelerdir süre gelen işsizlik sayılarını göz önüne aldığımızda istihdam açısından da
Türkiye ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Türkiye artık 2012 senesinden itibaren daha çok sanayi odaklı ihracata yönelmek istiyor. Bu açıdan da bakıldığında KOBİ büyük sanayi
işletmelerinin vazgeçilmez destekleyicisi ve tamamlayıcısıdır.KOBİ ekonomikk büyümenin, istihdamn ve sosyal istikrarın lokomotifi ve güvencesi durumdadır. Devlet’de bankaların
KOBİ bankacılığı karşısında boş durmamış KOSGEB ile birlikte KOBİNİN destekleyicis olmuştur.BDDK’nin 2009 yılında açıkladğı rakamlara baktığımız zaman KOBİ kredileri, 2006 yılından bugüne yüzde 55’lik büyüme kaydetti. 2006 yılında 59 milyar 614 milyon TL olan kredi hacmi, 2010 Nisan ayı itibarıyla 92 milyar 614 milyon TL’ye ulaştı. KOBİ bankacılığı en büyük çıkışı 2006-2007 döneminde gösterdi. Bu dönemde KOBİ’lere kullandırılan kredilerin hacmi yüzde 30’a yakın büyüdü. 2007-2008 dönemindeki büyüme, yüzde 10,5 düzeyinde oldu.
2008’in ikinci yarısında başlayan krizin etkisiyle 2008-2009 döneminde sektör, yüzde 1,5 oranında daraldı. Akbank Genel Müdür Yardımcısı Ferda Besli, güncel rakamları şöyle özetliyor: “2010 yılının ilk dört ayında sektörde KOBİ’lere kullandırılan kredi bakiyesi, 2009 yılı sonuna göre yüzde 11 artarak 92,6 milyar TL’ye ulaştı.”
Bankaların KOBİ niteliğindeki kredili müşteri sayısı, Nisan 2010 itibarıyla 1 milyon 238 bin adete ulaşmış durumda. Besli, ocak-nisan döneminde sektörün 9 binden fazla yeni müşteri kazandığına işaret ediyor ve şu rakamları paylaşıyor: “Bankaların kredili müşterisi KOBİ’ler içinde en büyük grubu mikro işletmeler oluşturuyor. Bugün bu segmentteki müşteri sayısı 1 milyon düzeyinde.kobi
Kredili küçük işletmelerin sayısı 166 bin 500, orta büyüklükteki kredili işletmelerin sayısı da 71 bin düzeyine ulaşmış durumda. Kriz koşullarının yoğun hissedildiği 2009’da, bankaların kredili KOBİ müşteri sayısı 72 binden fazla azalarak 1 milyon 229 bine gerilemişti. Bugün bankaların internet sitelerine baktığımız zaman KOBİ’ler için ayrı biste oluşturdukları görülmektedir. Bende incelemeniz açısından birkaç bankanın internet sitesini paylaşmak istedim.
Türkiye İş Bankası : http://www.istekobi.com.tr/default.aspx
Türkiye Garanti Bankası : http://www.garanti.com.tr/tr/kobi.page
Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. : http://www.kobiline.com.tr/
Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş. : http://www.tebkobitv.com/

Ayrıca en uygun kredi veren banka hangisi incelemek için bir diğer yazımızı okuyunuz.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • KOBİ BANKACILIĞI NEDİR
  • kobi bankacılığı ne iş yapar
  • kobi bankacılık nedir
  • kobi bankacılığı
  • kobi bankacılığı ne demek

Merkez Bankası İşlerliği ve Bağımsızlığı

Dünya’da en fazla özerkliğe sahip kuruluştan merkez bankası ile ilgili konuşcaz.Dünya’da en fazla aksiyona sahip,para politikalarının ve beyin fırtılarının yaşandığı kurumlardır merkez bankaları.

ABD Fed, yani kısa tabiriyle amerikan merkez bankası aldığı kararlarla dünya merkez bankalarının bakış açılarına ve piyasaların işleyişine vesile olurlar. Fed son dört yıldır bernanke ile birlikte hem mortgage krizine hem de amerika da yaşanan krize karşın elinde avucunda ne varsa para basmaya devam ederek günü kurtarmaya çalışıyor ve şu haliyle bile dünya merkez bankalarını etkileme gücünü sürdürüyor. Neden mi?

1-ABD parası dünya da halen rezerv para…
2-Abd savunma gücü ve savunma sanayi bitmediği sürece ya da çin yuanı rezerv para olmadığı sürece bu böyle devam edecek.

ABD Fed’in politikalarına başkan obama bile müdahale de bulunmuyor aksine senato dan çıkardığı yeni yasalarla amerikan ekonomisinin kurtuluşu yönünde vergiler ve yeni yasalarla Fed’in pasarasal tabanda yaşadığı para sıkışıklığına katkı da bulunmaya çalışıyor.

Türkiye’de Merkez Bankasının bağımsızlığı yeni yeni ortaya çıkmış birkaç senelik maziye sahip bir konudur.merkez-bankasi

*Merkez bankasının bağımsız olmasının ne gibi katkıları vardır:
1-Hükümetlerin siyasi kararlarına karşı önlem almak,
2-Merkezi ve bilimsel para politikası anlayışı,
3-Kısacası tam bagımzsız ve siyasetten arındırılmış merkez bankası,

Dünyanın hiçbir ülkesinde merkez bankaları girişimci olarak risk yönlü kararlar alamazlar, Merkez bankası başkanları ve para polita kurulları üzerinde devletin ekonomik bagımsızlıgını koruma ve aşırı risk alamazlar, Risk aldıkları takdir de hata durumunda para politikaları kurulu ve merkez bankası başkanları risk sonucu karşılaşılan bir hata da boy hedefi olurlar ve merkez bankalarının ve kendi itibarlarını düşürebilirler…

*Bir merkez bankası başkanının ya da para kurulunun ağzından çıkan her harf ve cümle ekonomi de, borsa da,piyasa da bir etkisi vardır… Onun için merkez bankası başkanı ya da para kurulu eleştirirken daha dikkatli olmalı ve ekonomiye halel getirilmemelidir.

*Merkez bankası başkanı ve para kurulu’nun yapacagı bir risk para politikasında sapma ve merkez bankasın da itibarın düşmesine vesile olur.

*Merkez bankası başkanı olmak ve para kurulu üyesi olmak ateşten bir gömlek giymek gibidir… Nasıl silahlı kuvvetler savunma’nın gözbebegi ise, merkez bankaları da ekonominin gözbebegidir.

Ekonomi brokrasisinde hata ve risk sonucu hata affetmez, itibar gitti mi bir daha toplamak zordur…

Dünya’nın geneline bakıldığında merkez bankası başkanları, risk almaktan kaçınan,ciddi ve vakar bir duruşları vardır…Bu ekonomi siyasetinin olmazsa olmaz bir ciddiyetidir…

*Merkez bankaları bir devletin itibarıdır,
*İtibar kaleleri risk almazlar, riski yönetirler,
*Aceleci değildirler, objektiftirler,
*Duygusal değil, akıl ve stratejiyle davranırlar,
*İtibarı korumak brokrasinin işidir, risk almak ise siyasilerin işidir.

Selam ve sevgiyle,
Bülent Hin

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • merkez bankasnn ekonomideki yeri
  • dünyada merkez bankası
  • merkez bankası bağımsız olmazsa ne olur

KOBİLERE FİNANSAL ÖNERİLER

EKONOMİNİ SESİ KÜRSÜSÜ

Değerli Okuyucularım,

Evet kobiler ve küçük şirketlerden bahsedicez. Onlar görünmez köyün kahramanları,ekonominin küçük çarkları kobiler…

Türkiye’de kobi olmak deyince, bir kobi sahibinin iki kez düşünmesi gereken noktalardan biridir.

Türkiye’de Kobilerin En Büyük Sıkıntıları Nelerdir?

1-Türkiye’de yıllık 25 milyon tl cironun altında bir hacminiz varsa bankalar tarafından kobi olarak görülmüyorsunuz.

2-Türkiye’de kobi iseniz,kesinlikle ihracaat yaparak sermayenizi güçlendirebilirsiniz.

3-Bankalardan kredi talebinde bulunduğunuzda eğer net çalışma sermayeniz yeterli değilse, dönen varlıklarınız çok iyi işlemiyorsa, ortaklara borçlar hesabınız şiştiyse bankacıların size diyecegi sizinle çalışamayacagız yalnız, müşterilerden aldıgınız çekler karşılığı rotatif kredi verebiliriz diyeceklerdir.

4-Türkiye’de kobi iseniz, bir finansçı olarak şunu söyleyebilirim, bankadan kredi alacaksanız yeterli bir teminatınızın olması gerekiyor, o da yetmiyor bilanço verileriniz iyi olması gerekiyor, o da yetmiyor, bankaya bir değer katmanız gerekiyor.

5-Türkiye’de köklü bankalar suya sabuna dokunmuyor, Firma karlı,iş yapıyor yine kredi alamayan kobiler mevcut.

Bankacılık sektörü kredi dilimini bireysel müşteriye kanalize ediyor, Çünkü bireysel müşteri ödemesine sadık,ödemeyince faiz geliyor. Kobilere en iyi desteği orta ölçekli bankaların verdiğini ifade edebiliriz. Büyüme aşamasındaki orta ölçekli bankalara yönelmek kobilerin lehine olacaktır.

Bir finansçı olarak,

-Bir kobinin en az 6 özel bir de devlet bankasıyla çalışmasının finansal,sosyal ve ekonomik olarak katkısını görecektir.

-Çekle yoğun tahsilatla çalışıyorsanız factoring işlemlerinizi bankalardan yapmanızı tavsiye ederim, factoring şirketlerine göre en az 5-6 puan daha kazançlısınız…/İtibarınızı iyi kullanın…

en az 5-6 banka da kredi risk limiti oluşturun.

-Tahsilat ve ödemeler dengesi konusunda bir nakit akışınız olsun,

-Bankaların tedarikçi tahsilat yönetim ve sanal pos sistemlerini kullnmanız tahsilat ve ödemeler açısından şirketinize değer katacaktır.

-Ortaklara borçlar kaleminizi iyi ayarlatın ve aylık kendinize bir limit koymanız yeni ttk açısından sizlere bir avantaj sağlayacaktır, aksi durumda yeni cezalarla karşılaşmanız söz konusu/Muhasebecilerin kurtarıcı hesabı olan ortaklara borçlar hesabı sermaye hesabı gibi şeffaflaştı.

-Yurtdışı ihracaat risklerine ve makine techizatına sigortanızı yaptırın, risklere karşı önlem alın.

-Mümkün olduğunca aranızdaki ilişkiler de az hatır çek almaya bakın, bankalar hatır çeklere de istihbarat olarak yaklaşıyor.

-Bankacılarla iyi ilişkiler kurun, şirketinizin krediye ihtiyacı oldugunu ifade edin bu konuda orta ölçekli bankalar çok anlayışlı ve iş yapmaya hevesli… Her zaman bir ana banka birde alternatif bankanız olsun.

Selam ve sevgiyle,

Yazar: Bülent Hin

Eleştiri ve Katkılar İçin:  bulent.hin@yandex.com

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • 2015 türkiye ekonomisine kobilerin katkıları

Havale Nedir? EFT Nedir? Havale ve EFT Arasındaki Farklar Nedir

Öncelikle Havale nedir sorusuna cevap arayacağız: Havale işlemleri hesaplar arası para gönderme işlemidir.Havale  EFT’de olduğu gibi farklı bir bankaya havale işlemi gerçekleştiremezsiniz. Havale işlemleri mektup, bilgisayar, banka yolu ile gerçekleştirilebilir yani elektronik fon tranasferi olmayan bir yöntemle. Havale işleminin başlatılması ve gerçekleşmesi için hesap sahibinin onayı gereklidir bu onay bankaya ulaştığı andan itibaren işlem başlar. Ve çoğu zaman havale işlemi uzun sürer.  Havale tutarı bankadan bankaya göre farklılık göstermektedir. EFT’de olduğu gibi bu işlem çok kolay değildir sizden istenilen bilgiler daha fazla ve daha zaman alıcı işlemlerdir. Ayrıca Havale ücreti her bankada değişmesine rağmen genelde EFT den daha maliyetlidir. Havale nedir?

Eft Nedir diye sorduğumuzda ise havale kadar karmaşık olmayan bir sistem karşımıza çıkıyor. EFT, elektronik fon transferi olarak bilinir ve kişiler, bankalar, kurumlar arası para transferini mümkün kılan sistemdir. EFT işlemini bankalardan da gerçekleştirebilirsiniz ancak internet üzerinden yapacağınız işlemler daha kolay ve zahmetsiz. Bu aşamada 4 unsur bulunmaktadır: eft nedir  Gönderen,banka,alıcının bankası ve alıcı. Bu bilgileri girdiğiniz andan itibaren paranız işleme alınıyor ve banka tarafından onay süreci başlıyor. İlk olarak yatırdığınız miktar ve hesabınızın yeterliliği kontrol ediliyor eğer herhangi bir sorun yoksa onay veriliyor. Hesabınızda EFT ücreti muhakkak düşülüyor ancak bu bankaların belirlediği kendi ücretlendirme sistemleridir bazı bankalarda 1 lira olurken bazı bankalarda 3 lira olabilir. Resmi tatiller dışında hafta içi her gün 8.00-17.00 saatleri arasında işlemi gerçekleştirebilirsiniz bu saatle dışında online yapılan işlemler ertesi güne aktarılıyor. EFT işlemlerinin ayrıcalığı başka bir hesaba ya da başka bir bankaya para aktarmanızı sağlar.

EFT ve Havale Arasındaki Farklar Nelerdir?
* EFT iki farklı banka  ve hesaplarına para gönderimini sağlar ancak havale kendi hesaplarınız arasında bu işlemi gerçekleştirebilirsiniz
– EFT’nin onay süresi  digital olarak gerçekleştiği için daha kısadır
EFT işlemi için sizden istenen bilgiler daha az ve kısadır havalede bu işlem daha uzun sürer
EFT ücreti genellikle daha pahalıdır hızlı ve daha kolay olduğu için ,havale ücreti ise daha ucuz

havale nedir

eft nedir

havale nasıl yapılır, eft nasıl yapılır, virman nedir, havale eft farkı

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • havale nedir
  • havale ve eft arasındaki fark
  • eft nedır
  • eft nedir havale nedir
  • havale nedir eft nedir

Bankacılık Sınavlarına Çalışma Kitabı Lisans ve Önlisans

Servis Görevlisi ve Müfettiş Yardımcılığı Sınav Kitap Seti

HALKBANK SINAVI ÇALIŞMA SETİ 2014
*1 Adet Genel Kültür (620 sayfa)
*1 Adet Genel Yetenek(850 sayfa)
*1 Adet Alan Bilgisi (900 sayfa)*1 Adet 2014 Güncel Olaylar Kitabı

*1 Adet Ziraat Bankası Çıkmış Gy-Gk Soru ve Çözümleri

*1 Adet Ziraat Bankası Çıkmış Alan Bilgisi Soru ve Çözümleri

Kitap Siğarişleriniz gittigidiyor güvencesi ve kalitesi ile Kapınıza Ücretsiz Kargo ile Gönderilecektir.

İsterseniz Kapıda Ödeme Seçeneğini seçerek Kitaplar Elinize Ulaştığı zaman ödemede bulunabilirsiniz.

satin-alDileyene Kapıda Ödeme İmkanı ve Kredi Kartına Taksit!

 

-Lisans Mezunları İçin

-Servis  Görevlisi ve Müffettiş yardımcılığı sınavlarına yardımcı
-850 SAYFA

-KONU ANLATIMLI

-ÇÖZÜMLÜ SORULAR 1200 ADET

– TEST SORULARI 2500 ADET

-SPK HOCALARI HAZIRLADI

-2012 YILI BASIMI EN GÜNCEL KİTAP

– KARGO BİZE AİT Ücretsiz Kargo

– 1AY BANKA İLANLAR CEP TELEFONUNUZA

  Hemen Satın Al

 

 

 

 

-Lise ve Önlisans Mezunları İçin

-Genel Yetenek ve Genel kültür sorununuzu halledin!

-Ücretsiz Kargo

-Tam 650 Sayfa konu anlatımı ve çıkmış soru örnekleri

-Bugün Sipariş ver Yarın Çalışmaya Başla.

 Hemen Satın Al

 

 

 

 

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • servis görevlisi çalışma
  • banka sınav çalışma kitabi
  • banka sınavı çalışma kitabı
  • BANKACILIK ÖNLİSANS SINAV KONULARI
  • ziraat ve halkbankası servis görevlisi kitap

Bugun Piyasalarda Ne Oldu ?

İMKB : %0.33 ↑   67.937       en yüksek : 67.448        en düşük : 67.448

DOLAR : %-0.97↓  1.79.40   en yüksek : 1.8085         en düşük : 1.7935

EURO : %0.42 ↑      2.2940   en yüksek : 2.2985         en düşük : 2.2875

ALTIN : %0.81 ↑    100.25     en yüksek : 100.27          en düşük : 98.20           görüldü

 

GÜNÜN ÖZETİ :

ARTAN : 142

AZALAN : 72

DEĞİŞMEYEN : 123      

 

EN ÇOK ARTAN HİSSE SENETLERİ                                             EN COK AZALAN

1.ASCEL                                                                                               1.BALAT

2.MMCAS                                                                                            2.EUKYO

3.GARFA                                                                                              3.DIRIT

4.IHEVA                                                                                               4.ASLAN

5.IHYAY                                                                                                5.FLAP

 

 

GÜNÜN ÖNEMLİ OLAYI :

FED’in en hassas olduğu konu olan istihdam tarafında iyileşme olmaması bankanın devreye girme ihtimalin arttırması ile altın son 6 ayın en yüksek seviyelerine çıktı. 15.30’da gelen veren sonrasında yüzde 2’ye yakın yükseliş ile 1730 dolara yükselen altının onusu yeniden güvenli liman algısını güçlendiriyor.

Sarı metal yıl başından beri yüzde 10 değer kazandı.

 

 

https://twitter.com/suleymanbcr

Yazıyı Değerlendirin!