Çin İpek Yolunu Yeniden Canlandırmak İstiyor

Geçen günlerde açıklanan IMF verilerine göre dünyanın en büyük ekonomisi unvanını eline alan Çin, 2005’ten bu yana planlanan ve sürekli gündeme gelen ipek yolu projesini hayata geçirmek istiyor.

İpek yolu tarihe bakıldığında; eski Çin medeniyetini Batı’ya ulaştıran önemli bir kanal olmakla birlikte, aynı zamanda Çin ve Batı arasındaki ekonomik ve kültürel temaslarda önemli bir köprü niteliğindeydi. Günümüzde bu durum daha çok kültürel temaslardan ziyade yerini ekonomik temaslara bırakmış durumda. Çin İpek yolu projesi ile Doğu ve Batı arasında bir lojistik alt yapı kurmak istiyor. Geçmiş dönemlerde daha çok kara yolu ile oluşturulmuş bu proje şuan yerini daha modern ve günümüz teknolojisiyle benimsenen bir lojistik üssü ile düşünülüyor. Ayrıca İpek yolunu üç koridor halinde projelendirmek mümkündür. Bunlar Kuzey, Orta ve Güney koridor’dan ibarettir.

Kuzey koridoru, Çin’den başlayarak Rusya toprakları üzerinden Avrupa’ya uzanmakta ve Avrasya bölgesinde demiryolu taşımacılığı imkânı sağlamaktadır. Kuzey Doğu-Batı Koridoru olarak da adlandırılan rota, Batı Rusya topraklarındaki Trans-Sibirya Demiryolu hattı ile kıtalar arası köprü görevi üstlenmektedir. Ayrıca, Çin’in batı bölgesinden Kazakistan’a, buradan da Kuzey Koridoruna bağlanan ikinci demiryolu hattı ile bölgedeki demiryolu taşımacılığı ivme kazanmaktadır. Bu koridorun en büyük avantajı faal olmasıdır. Dezavantajları arasında ise demiryollarının yüksek bakım maliyetleri ve soğuk hava koşulları gibi coğrafik zorluklar yer almaktadır.

Orta Koridor, Çin’den başlayarak Kazakistan-Azerbaycan üzerinden Türkiye’ye, buradan da Avrupa’ya bağlanmaktadır. Orta Koridor, Batı Çin bölgesinden başlayarak, demiryolu ile sırasıyla Kazakistan, Azerbaycan (Hazar Denizi’nden feribot ile), Türkiye ve Avrupa’ya uzanmaktadır. Rota alternatif olarak Türkmenistan’a da bağlanmaktadır. Bu sayede Bakü ve Türkmen başı limanları denizyolu taşımacılığında kullanılmaktadır. Bu rota aktif kullanıldığı takdirde, Avrupa-Çin ticaret trafiğinden Orta Asya ülkeleri ekonomik fırsatlar yaratabilecektir. Özellikle Türkmenistan ve Azerbaycan limanlarında lojistik merkezler ve serbest ticaret sahaları kurulması, değer zincirlerinin yaklaşmasına imkân sağlayacaktır. Bu hat üzerinde etkin taşımacılık yapılabilmesi için öncelikle Hazar Denizi limanlarında gerekli altyapı yatırımlarının tamamlanması, ülkeler arası transit geçiş anlaşmalarının imzalanması ve demiryolu ağındaki teknik eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir. Bu koridorun Türkiye’ye yararları oldukça fazla olacaktır. Bu proje, Çin’den başlayıp Türkiye’ye kadar olan ve Türkiye’den sonraki ülkelere kadar uzanan ipek yolu ile, Türkiye’nin dış ticaretini artırıp hem ihracat hem ithalat yaparak karşılıklı ticareti gerçekleştirebilmek için aslında bir pazar niteliğindedir.

Güney Koridoru, Doğu’da Çin’den başlayarak, bölgenin güneyinde sırasıyla Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve Türkiye’ye, buradan da Avrupa’ya uzanmaktadır. Rota üzerinde konteynır taşımacılığının yapılabilmesi için demiryolu ve karayolu kullanılabilmektedir. Ancak koridorun alternatifleriyle rekabet edebilmesi için demiryolu altyapısının tamamlanması, güvenlik sorunlarının aşılması ve ülkeler arası anlaşmalara gerek duyulmaktadır. Özellikle rotanın alternatif kollarından Afganistan tarafında demiryolu altyapınsın olmaması büyük dezavantajdır. Bununla beraber bölgenin ekonomik entegrasyonu için eksik ulaştırma altyapılarının giderilerek birbirine bağlanması önemlidir. Modern İpek Yolu bu sayede tekrar hayata geçebilecektir.

İpek yolu projesi yalnızca Çin’e değil bölgedeki birçok ülkenin yararına olacaktır. Özellikle bölgede bağımsızlığını kazanan Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan gelişmekte olan ülkeler arasındadır. Bu ülkelerin bir kısmı zengin yer altı kaynaklarını kalkınmanın anahtarı olarak görmektedir. Örneğin, Azerbaycan ve Kazakistan’ın ihracatında petrol ve petrol ürünlerinin payı, 2010 yılı verilerine göre, sırasıyla %88 ve %61’dir. Ancak altyapı yetersizliği ve sanayinin gelişmemiş olması, ülkelerin küresel değer zincirine ve entegrasyonuna engel olmaktadır. Bu ülkelerin lojistik altyapılarını güçlendirerek, petrol-dışı ihracat yapabilmeleri gerekmektedir.

Bu projede Türkiye’nin rolü olarak belirtebileceğimiz unsur ; Ortadoğu enerji merkezlerindeki çatışmaların giderilmesinde öncü rol oynayabilir ihtimalidir. Zira Türkiye, liberal ekonomiyi benimseyen, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olarak, bu anlamda örnek ve öncü bir konumdadır. Özellikle Turgut Özal’ın döneminden itibaren artan teknoloji kullanımı, genç nüfusu, doğal zenginlikleri, stratejik konumu, sermaye yönetimi, ithalata-ihracat modelleri, yatırım iklimi ve iş piyasası gibi konularda dünya devleti olma yolundadır.

Dünyadaki hammadde kaynaklarının yüzde 40’ı, enerji kaynaklarının yüzde 65’i Müslümanların yaşadıkları bölgelerde olması ve diğer ülkeler küreselleşmenin enerji merkezlerini kontrol için medeniyetler ve dinler arası diyaloglara yönelmeleri ile birlikte bir medeniyetler ittifakı benimsenmeye başlanmıştır.

Bu nedenle enerji hatlarının kavşak noktasında olan Türkiye’nin diğer Türk devletleriyle, sebep bağı olan Müslüman ülkelerle enerjinin adil dağıtımını sağlayan ekonomik birliktelikleri kurup yönlendirmesi potansiyeline sahip bir birikime sahip olduğu gerçeği ve güvenini hiç kaybetmemeliyiz.

Nitekim belirttiğim üzere; Türkiye önemli bir stratejik konuma sahiptir. Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan odak noktasıdır. Türkiye’nin bu projede yerini alması ve konumunu sağlam temellere atması hem 2023 hedeflerimize ulaşmamızda bir istikrar sağlanır hem de büyüme ve istihdam açısından süreklilik sağlayan bir politika sağlarız.

 

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • yeni ipek yolu
  • çin ipek yolu
  • ipek yolu canlandırma projesi
  • Çin yeniden ipek yolunu canlandırıyor
  • filyostan çine ipek yolu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir