Değişimin Anahtarı: Sosyal Kapitalizm

3
1857

Tarih boyunca, insanlık hiç bugünkü kadar yoğun bir küreselleşme dönemi içinde yaşamamıştı. Hiçbir zaman bir ülkenin ekonomisi diğer ülkelerin ekonomilerine bu kadar bağımlı olmamıştı. Hiçbir zaman bir ülkenin insanlarının kaderi diğer ülkelerdeki insanların kaderine bu kadar bağımlı hale gelmemişti. Gerçekten de şu an dünyada mevcut olan kriz durumu, herkesi, her yerde etkilemekte.

Toplumda, insanlar arasındaki ilişkileri tanımlayan kurallar, son dönemde dramatik şekilde değişti. Dolayısıyla, insanlar arasındaki ilişkileri yansıtan ekonominin de değişerek, bu duruma uygun şekilde devam etmesi gerekiyor.

Ancak, bu değişim, kısıtlama ve yasaklama araçlarıyla sağlanamaz, çünkü hepimiz biliyoruz ki insanların eğlenme ve keyif alma arzuları yıllar geçtikçe artıyor.Şimdiye kadar, bir yandan gelişirken, bir yandan da “sistemi yenmek” için sürekli yeni yollar icat ettik. Ancak, böylesi yollar icat etmek de artık işimize yaramayacak. Bu yüzden, ekonomiye ve iş dünyasına olan yaklaşımımızı kökten, ciddi şekilde değiştirmeliyiz.Bir önceki yazımda düşüncelerim hakkında çözüm önerilerimi yazacağımı söylemiştim.Şimdi oraya gelelim.

Bir önceki yazım için; Daha İyi Bir Dünya İçin Değişin

Çözüm, aslında krizin başladığı noktadan başlamaktır: insan ilişkilerindeki güven kaybı. Görünen o ki artık hiç kimse birbirine güvenmiyor: İnsanlar bankalara güvenmiyor, bankalar kredi değerlendirme kuruluşlarına güvenmiyor, bu kuruluşlar şirket hissedarlarına güvenmiyor, hissedarlar finans danışmanlarına güvenmiyor, danışmanlar ticaret adamlarına güvenmiyor, ticaret adamları hükümete güvenmiyor, hükümet ise hiç kimseye güvenmiyor. Diğer yandan, bu güvensizliğe rağmen, birbirimize ne kadar bağımlı olduğumuzu da anlıyoruz. Biz bu durumu daha fazla fark ettikçe, artık birbirimize daha fazla zarar vermek istemeyeceğiz. Aslında birçok insan bunu fark etmiş durumda. Ancak şimdi bu farkındalığı harekete geçirmek gerekiyor. Bunun için birkaç öneriye göz atalım:

1. Güveni tazelemek

Ülkeler, hastalıklı ekonomilere yardım sunmanın yanı sıra, vatandaşlarına artık yeni bir dünya içinde yaşadığımızı açıklayabilir. Böylece, kurtarma planındaki ilk adım, insanların birbirlerine ne kadar bağlı olduklarını anlatmak ve bunu hissetmelerini sağlamaktır. İnsanlar, kendi iyiliklerinin diğer insanlarla olan ilişkilerine bağlı olduğunu fark ettiği zaman, onlar politika üreticilerinin aradığı doğal düzenleyiciler haline geleceklerdir.

Aslında, işbirliği yapmanın değerlerini tanıtan ve destekleyen, yeterince güçlü bir kamuoyu oluşursa, bu durum benmerkezciliğin kurallarına göre, eski şekilde yaşamaya devam etmek isteyen insanları da etkileyecektir. Örneğin, AIG milyarlarca dolar kurtarma parası aldığında, yöneticilerine büyük miktarlarda ikramiye ödemesi yaptı, fakat yöneticilerin çoğunluğu bu ödemeyi geri iade etti. Çünkü oluşan kamuoyu tepkisine ve eleştirisine dayanamadılar. Bu yüzden, bencilce yaklaşımımızın zarar verici doğasını fark etmemiz, kendi benmerkezci yaklaşımlarımızı doğal olarak sınırlamayı istememizi sağlayacaktır. Böylece, hep birlikte krizden bağımsız bir dönemin başlamasını harekete geçirebiliriz.

2. Tüketimi yeniden düşünmek

Tüketimcilik, gerçekten ihtiyacımız olmayan şeyleri, sadece sosyal statü kazanmak için istememize neden olur. Eğer bize yeni dünyanın niteliklerini açıklayan bilgiler aktarılırsa, toplumda hangi değerlerin önem kazanması gerektiğini anlayabiliriz, böylece daha dengeli bir yaşam tarzı oluşturabiliriz. Sonuçta, mağaza raflarında duran ürünler, bizim gerçekten ihtiyaç duyduğumuz ürünler olur. Bizim gereksiz yere alışveriş yapmamıza neden olan ürün reklamlarını kınarız. Önceliklerimiz için gerekli bu değişimi uygularsak, kaynaklarımız ve zamanımız büyük ölçüde rahatlayacaktır. Ayrıca bu durum, aile ve dostlar gibi şu an hayatımızda ihmal ettiğimiz alanlara yatırım yapmamıza da olanak verecektir. Dolayısıyla, yaşamlarımızın genel kalitesi ciddi şekilde iyileşecektir.

3. Sosyal kapitalizm

Harvard İşletme Bülteni, Ocak-Şubat 2011 sayısında, Prof. Michael Porter ve Prof. Mark Kramer, devrimsel sayılabilecek yepyeni bir kavram yayınlamıştı.

Geleneksel kapitalizm tarihe karıştı, diye yazdılar. Şimdi “yeni bir kapitalizm kavramı” için zaman geldi. Öyle bir kavram ki “sosyal sorumluluk meselesini, şirketlerin kafa yapısındaki merkez dışı konumdan merkeze doğru” hareket ettirecek. Şirketler hâlâ kâr elde etmek ve ekonomik değer yaratmak için çaba sarf edecekler, ancak bu kâr, hissedarlar ve şirket sahipleri için olmayacak, daha ziyade toplumun iyiliği için olacak. “Şirketler, toplumun ihtiyaçlarına ve zorluklarına cevap vererek, firma başarısını sosyal gelişime bağlamalılar.” Yoksa, şirketler şu an yakalandıkları kısır döngüden asla kurtulamayacaklar ve zaman içinde durumları daha da kötüleşecek.

Porter ve Kramer’in sözlerinde gerçek payı çok fazla. Bugün, bir firma piyasaya yeni bir ürün çıkardığında, “piyasa payını genişletmek” istiyor, yani diğer bir deyişle, piyasadaki diğer firmaların müşterilerini “çalmak” istiyor. Ancak, finansal krizi başlatan yaklaşım, tam da buydu işte! Başkalarının zararına olacak şekilde kâr sağlamak yerine, firmalar artık tüm topluma en büyük faydayı yaratma konusunda yarışmalılar. Firma sahibi, bir sözleşme imzalarken düşünmeli: “Şu an yaptığım anlaşmadan herkes kazanıyor mu, herkes fayda sağlıyor mu?” Eğer sözleşme gerçekten herkesin yararına ise, o zaman herkes, firma sahibi de dahil olmak üzere, bu durumdan kazanacaktır. Sonuçta, unutmamalıyız ki bugünün dünyasında, hepimiz birbirimize bağlıyız ve her bireysel eylem hepimiz üzerinde etki yapmaktadır.

4. Yeni tür firmalar ve İşletme

İşletmeyi ve finansal başarıyı yeniden tanımlama zamanı geldi. Başarılı bir firma, müşterilerine ürünlerini satan, çalışanlarına (sigorta ve izinler dahil olmak üzere) makul maaşlar ödeyen ve dengeli bir işletim üzerine kurulu olan firmadır. Dengeli işletim ise, ticaretten sağlanan kâr tüm yatırımları ve harcamaları karşılar ama bunun ötesine geçmez demektir.

Bu şekilde, bu tür firmaların sahipleri, ürünlerinin daha fazla insan tarafından alınabilir olması için ürün fiyatlarını düşürebilir. Eğer hâlâ belli bir kâr kalıyorsa, o da dünyadaki tüm insanların temel, standart, iyi bir yaşama sahip olmasını sağlayan bir yardım kurumuna yardım olarak verilebilir. Burada bahsedilen, azla yetinmek gibi bir durum değildir. Tam tersine, eğer tüm aktörler, finansal kafa yapılarını değiştirirlerse, yani sonuçlarına hiç bakmadan sadece kendilerine maksimum kâr sağlamak yerine, saygıdeğer şekilde yaşamak için gerektiği kadar kazanmaya öncelik verirlerse, dünyanın kullanabileceğimizden daha fazla kaynağı bize sunacağını keşfedebiliriz ve belki de hep birlikte bolluk içinde yaşayabiliriz.

Tabii akla hemen şu soru geliyor? Ortada hiçbir finansal uyarıcı olmadığı zaman, firma sahipleri ve onların çalışanları nasıl motive olacaklar? Cevap basit: Uyarıcı, yeni sosyal standarttan kaynaklanacak – insanlar ve firmalar topluma sağladıkları katkı oranında takdir edilecekler. Bu durumda, amacımız topluma fayda sağlamak olunca, birbirimizle yarışmak için duyduğumuz doğal içgüdü, daha adil ve eşit bir dünya yaratmamızı sağlayabilir.

Şu soruları cevaplamaya çalışırsak, durum biraz daha netleşebilir: Şirket sahipleri, banka hesaplarına eklenen sıfırlara sahip olmakla ne kazanıyorlar? Sahip oldukları milyarların hepsini gerçekten kullanıyorlar mı? Gerçekten o eklenen” sıfırlarla” mutlu oluyorlar mı? Bu sıfırlardan aldıkları tatmin duygusunun tamamen bir şartlanma olduğunun farkındalar mı? Güç sahibi olmaya ve de özellikle zenginlikten gelen saygınlığa bağımlı olmaya dayalı bir şartlanma…

Eğer şirket sahipleri, aşırı zenginlikten dolayı duydukları tatmini, toplumun yararına yaptıkları eylemlerden alsalardı? Eğer toplum, topluma katkısı ve faydası olan kişilere saygı duyup, insanları sömürenleri kınasa, güçlü kişiler doğal olarak güçlerini topluma katkıda bulunmak için kullanacaktır çünkü sonuçta hepimiz sosyal varlıklarız ve hepimiz, firma sahipleri de dahil olmak üzere, toplumdan etkilenmekteyiz. Bu öneri şu an için ütopik görünebilir, ancak eğer çevremiz sosyal içerikli değerleri takdir etmeye başlarsa, bu öneri kısa bir süre içinde gerçekleşebilir.

Kapitalizm, kapitalizm olarak kalacaktır. Fakat artık birbirimizi ezmek yerine, topluma en fazla katkıyı sağlamak ve en uygun fiyata, en iyi ve kaliteli ürünü üretmek üzere yarışacağız. Şimdi, bencil olmayan kapitalizmin zamanı…

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • neo ekonomi degisimin anahtari
  • sosyal kapitalizm
  • furkan güldüren
  • degisimin anahtari sosyal kapitalizm
  • degisimin anahtari sosyal kapotalizm
Paylaş
  • arman

    iyi niyetli bir yazı.
    sadece başlangıç paragrafa baktığımda kavramların pek oturmadığını gördüm ve d e aşırı genelleme var..
    .. İnsanlar bankalara güvenmiyor (ne anlamda? libor skandalı vardı mesela?) , bankalar kredi değerlendirme kuruluşlarına güvenmiyor (bankacının işi şüpheci olmak zaten) , bu kuruluşlar şirket hissedarlarına güvenmiyor (onların da işi bu) , hissedarlar finans danışmanlarına (ilginç?) güvenmiyor, danışmanlar ticaret adamlarına güvenmiyor (kimin danışmanı?) , ticaret adamları hükümete güvenmiyor (mesela doktorlar güveniyor mu?), hükümet ise hiç kimseye güvenmiyor (kendi bakanına bile mi?)
    yazının sonucu olarak, iktisadın ana konusu, gelir bölüşümü olduğu aşikar.
    bugün dünyada herkesin ihtiyacına yetecek yiyecek,giyecek,barınma, enerji vs. üretiliebiliyorken, eski firavun dönemlerinde olduğu üzere, bölüşüm çok dengesiz. 100,000 yataklı oteller zinciri sahibi de var, yastığı olmayan milyonlar da..
    esas sorun bu ve bunun da çözümü yardımseverlik, vergiler ya da zekat.
    kati çözüm de zenginlikte tavan sınır konması olabilir.. çünkü millyarder olmak anormal bir şey.

  • Furkan Güldüren

    Haklısınız,kapitalizmi değiştirmek için önce dünyanın değişmesi gerekli.Yani insanın değişmesi,bunun için de mevcut sistemin bir facia getirmesi gerekli ki getirecektir,maalesef…

  • Burak Akza

    her ne olursa olsun kapitalizmin amacı aynıdır. Sadece dönemler itibari ile uygulanış biçimi farklıdır. Her zaman aynı şeye hizmet eder ve aynı şeyi sömürür. Bu nedenle aslında kapitalizmi değiştirmek DÜNYAYI değiştirmektir.