Demokrasi Paradigmasında: Türkiye

0
953

24 yaşındayım ve ömrümün yarısı Türkiye’nin demokratikleşme çabasına şahitlik etti. Ülke seçim bölgelerine bölünürken, insanlar hayal dünyalarında kendi Türkiye’sini yaratıp ona inanarak yaşadı. Kimileri Korku İmparatorluğu’na inandı. Kimileri Osmanlı’nın küllerinden şahlanıp cihan imparatorluğu’na koşar mıyızın derdine düştü. Haklılar mıydı diye düşünmüyor değilim? Onlara da hak vermek lazım aslında. Çünkü bu kadar tezatlığı yaşayan bir nesil yetişmedi bu ülkede…

 

12 yıldır geçmiş yılların karanlık icraatleri ile yüzleşen bir Türkiye. Camileri ahır yapılmış, hastanelerde, marketlerde, gaz kuyruklarında beklemiş. Bankalardaki paraları hortumlanmış, krizlerden kurtulamamış, demokrasisi darbelere yenik düşmüş yaralı bir Türkiye. Bunların hiçbirini unutmadık.

Başbakanın mitinglerini dinlersiniz yapılan icraatleri duyunca insan etkilenmeden edemiyor. Çünkü hepimiz şahit olduk değişimin kendisine. Ceplerine harçlık konularak doldurulan miting meydanlarını hayretler içinde izledim hep. Hafta içi mesai saatinde böyle yoğun bir kalabalık nasıl bir araya toplanılabilir. İşsizler ile ev hanımları meydanları dolduruyor desek o zaman bu ülkeyi kim kalkındırıyor diye bir soru çıkıyor ortaya.

Faili meçhul cinayetlerin, öldürülen diplomatların, terör belasının gölgesinde demokrasiye kavuştuğumuzu düşünürken takıldı aklımın bir köşesine yine. Demokrasi böyle bir şey ise eğer; insanların vay haline. Hapishanelerimizde yer kalmadı. O kadar gelişmiş bir ülke olduk ki, hapishanelerde her kesimden insan bulmanız mümkün. Ülkesine yıllarca onuru ile hizmet etmiş askerler, emniyet mensupları, bilim adamları, basın mensupları vs. 3 yılda bir yapılan vergi aflarına rağmen devlet bütçesi açık bile dahi vermeyen bir ülke. Ekonomisi iflas etmiş Yunanistan, kendi halkını bombalayan Suriye, toprakları parçalara ayrılmış Irak, dünya tarafından dışlanmış İran ve Rusya ile komşu olan ama herşeye rağmen dimdik ayakta duran bir Türkiye…

90 doğumlu kuşağın buhranı ta kendisi. Çünkü bizler ne bir ekonomik kriz yüzünden işimizi kaybettik ne de devaüle olan dolar yüzünden bir günde servetimizi. Bankadan çektiğimiz kredi ile askerliğizi yaparken, mortgage kredisi ile yuvamızı kurduk. Şöhret olmanın adam olmaktan daha kolay olduğu, ülkenin helal kazanç ile değil rant ile idare edildiği, suçlu ile suçsuzun her an yer değişebildiği terazisinin ayarı bozuk olan bir adaleti ile fazla düşünmene gerek yok Türkiye. Cumhurbaşkanını seç ve gücüne güç kat…

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş