Devinim

ab1Bölgesinde artık bir daha savaş, ekonomik kriz v.s olmasın diye kurulan AB, 1980′ li yılların başında İspanya ve Yunanistan’ın da birliğe katılımıyla sanki ik başlı, iki kutuplu, bir yapıya kavuştu. Üstelik bu durum kurucu altılar olarak bilinen Almanya, İtalya, Fransa ve Benelüks ülkelerinin kuruluş felsefesine de aykırıydı.

Önce Avrupa Kömür ve Çelik Teşkilatı, daha sonra sırasıyla Euroatom, Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Topluluğu ve 1992 yılından itibaren Avrupa Birliği adını alan bu uluslar arası organizasyon, ekonomik manada en hazır ve en güçlü genişlemesini 2. kez kuzeye doğru genişleme olan Avusturya, Finlandiya ve İsveç ile yaptı. 1994 ya da 1995 yılındaki bu genişlemenin, o dönemde bu üç ülkenin ekonomik verilerine bakıldığında, gerçekten de en güçlü ve en hazır genişleme olduğu görülür.

2004 yılında İrlanda’nın dönem başkanlığında birliğe üye olan Kıbrıs Rum Kesimi, 1983 yılında Portekiz ve İspanya ile birlikte, birliğe üye olma şerefine nail olan Yunanistan, yukarıdaki üç ülke gibi, üyelik öncesi güçlü ekonomik yapıya sahip değillerdi. İşte bu yüzdendir ki bu ülkeler, şimdi ekonomik sıkıntı içerisindeler.

Her ne kadar bu ülkelerin sorunları ekonomi kaynaklı olsa da sadece ekonomik problemler onları bu hale getirmedi. Ne Yunanistan ne de diğer ülkeler, AB müktesebatını kendi hukuk düzenleriyle paralel hale getirecek bir yapıya sahipti. Bu konuda yetişmiş elemanlarının olmaması da şimdiki sıkıntıların bir nedeni.

Daha başka nedenler arayacak olursak, AB ‘nin, sırf iki başlı, iki kutuplu bir Avrupa oluşmaması için bu ülkelere yaptığı mali destekler verilebilir. Desteği alan ülkelerin bunu amaçların dışında kullanması, ekonomilerinin üretken yapısına balta vurdu ve üretim gitgide azaldı. Alınan destekler ödenemez olunca, şimdi bu ülkelerin kurtarılması için kurtarma paketleri açıklanmaya başlandı.

Hatırlayınız, çanlar Yunan ekonomisi için çalmaya başladığında, birliğin en büyük finansörlerinden Almanya, Yunanistan’ı kurtarma paketine olumlu bakmadığını açıklamıştı. Şimdiyse salt, birliği ayakta tutmak adına açıklanan kurtarm apaketlerinin haddi hesabı yok.

Şimdilerde Yunan ekonomisi ile aynı yolda ilerleyen, daha doğrusu, aynı kaderi paylaşan bir başka ülke daha var: Kıbrıs Rum Kesimi. Bu ülke AB dönem başkanlığı sırasında ekonomik manada iflasını açıklayan bir ülke ve sanırım yaklaşık bir asırlık AB tarihinde dönem başkanlığı sırasında böyle bir hadiseyle karşılaşan başka ülke yok.

Son haber ise zaten, ülke ekonomisi için, tuz biber oldu. Ekonomiyi rayına oturtmak için büyük finansörlere el açan ülke, birliğin büyük ağabeylerinden gelen yardım yetmeyince, vatandaşlarının bankalardaki mevduatlarından kesinti yapma yoluna gitti. Yani Rum Kesimi böylece işi, “Eğer ekonomi bizimse, bizim bir şeyler yapmamız gerekir.” demeye getirdi.

Bu karar, ülkeyi en çok finanse eden Rusları kızdırdı. Çünkü Rum bankalarının mevduat hesaplarında en çok Rusların payı var.

Ekonomiyi kurtarmak için olsa da kararın yanlışlığı ortada. Çünkü iktisatçıların çoğu bilir ki, çalışıp kazandığı paradan hayatını idame ettirecek harcamaları yapan kişi, üste eğer para kalırsa yatırım yoluna gider. Mevduat hesapları da bu yollardan birisi. Siz eğer bu kişiye, “Bak kardeşim, benim senin mevduatındaki paradan şu kadarını sırf ekonomiyi iyileştirmek için kullanacağım.” derseniz, bu kişi en azından mevduat hesabındaki parasını elinde tutmaya çalışacak veya başka yatırım araçları arayacaktır.

Dünya üzerinde hangi ülke olursa olsun, ekonomik olarak sonsuza kadar zayıf veya sonsuza kadar güçlü kalamaz.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • devinim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir