Dünya Duruyor, Sen Ne Dersen De!

Yeterli sermaye birikimini sağlamış ülkelerin, birkaç dönem üst üste ve büyük ölçüde büyümesi normaldir. Bir dönem bizim, ekonomik olarak üst üste 22 çeyrekte, kısmen azalsa da, büyüme göstermesi bu duruma örnek verilebilir.

Son zamanlarda ise dünya genelinde yaşanan bazı olumsuz olaylar nedeniyle, sermaye birikimi yeterli olsa bile büyüme hızı giderek yavaşlama eğiliminde. Ülke ekonomisini idare eden, ekonomik aktörler bu durumun farkında olacaklar ki, kamuoyuna servis edilen 2013-2016 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programda büyüme rakamları aşağı yönlü olarak revize edildi. Tesadüfe bakın ki, IMF de bu durumun farkında. IMF’nin söz konusu dönemde dünya ekonomisindeki büyüme tahmini ise 2013’te %2,9, 2014’te %3,6 olarak revize dilmiş. Fon, 2013’te ABD’nin %1,6, Euro Bölgesi’nin %-0,4, (ki bu durum resmen küçülme demektir) Japonya’nın %2 ve Çin’in %7,6 büyüyeceğini tahmin ediyor. Bu rakamlarla IMF’nin bize anlatmak istediği şey şu: Dikkatli olun, küçülme tehlikeli boyutta!

IMF’nin Orta Vadeli Program ile neredeyse aynı dönemde açıkladığı Küresel Görünüm Raporu, büyüme rakamlarının bu derece tehlikeli boyutta yavaşlamasını iki unsura bağlamış durumda. Bunlardan biri FED’in parasal genişlemeden kademeli olarak vazgeçmesi, diğeri ise Çin’in beklenenden daha yavaş büyümesidir. Dünya’nın en hızlı büyüyen ekonomisi olan Çin’in büyümesi, yukarıda verilen orana bakılırsa yine yüksek görünebilir ama iç talebin doyması nedeniyle yavaşlayan bir büyüme olduğu, ya da daha Türkçe olarak, büyümenin yavaşladığı açık.

Buraya kadar yapılan tüm açıklamalar, verilen tüm örnekler göz önüne alındığında, OVP’nin oldukça temkinli ve ekonomide makroekonomik istikrarı korumaya yönelik gerçekçi bir plan olduğunu söyleyebiliriz. Zaten, bütün dünyada büyüme rakamlarının öyle ya da böyle nedenlerle aşağı yönde yenilendiği, revize edildiği bir ortamda yüksek büyüme rakamları tahmin etmek, uyanıkken hayal görmek gibi bir şey olurdu.

OVP ve Hedefleri

            2013-2016 dönemini kapsayan programın, belki de en önemli hedefi, cari açığın düşürülmesi olarak gösterilebilir. OVP hakkında ilk ipuçlarını kamuoyuna servis eden Ali Babacan’a göre, cari açığın azaltılması da özellikle yurtiçi tasarrufları arttırmadan çok zor görünüyor. Yani, yazının başında söylediğimiz, büyümeyi sürekli kılmak için sermaye birikimini yeterli hale getirmek noktasına ulaşmış olduk. Diğer taraftan, mevcut kaynakları daha üretken alanlara yönlendirmek ve ekonomideki verimliliği arttırmak, cari açığın azaltılmasında önemli faktörler arasında yer alır. Optimal bir istihdam yapısı ile verimli bir ekonomik sistemin oluşturulması, üretime katılan bir birim girdinin, en az bir birim çıktı yaratabilmesi bize cari açığı düşürme konusunda yardımcı olacaktır diye umuyorum.

Kabinenin bir diğer bakanı Mehmet Şimşek ise, IMF raporuna dayanarak, 2007-2013 döneminde, kamunun ihtiyaç duymadığı alanlara bile personel alımı yapmasıyla, sektörün küçülmek yerine giderek büyüdüğünü belirtti. Bakana göre bu, artık kamu kurumlarına afaki rakamlarla personel alımının yavaşlaması ya da azalması demek. Tabi, bu adım da büyüme odaklı atılmış bir adım. Devletin fazla büyümeden, büyümeye yük olmaması isteniyor.

Dünya Nasıl Büyür

            Şu an için dünyanın en büyük ilk iki ekonomisi kaynaklı sorunlar, büyümeyi yavaş kılıyor. ABD’de 17 Ekim’e odaklanan bir kriz, başkan Obama’nın krizi çözme çağrıları, FED başkanının, parasal genişlemeden kademeli olarak vazgeçmesi sonrası ne yapacağının bilinmemesi ve Euro Bölgesi’nde Yunanistan kaynaklı kriz ve bir yıldan uzun süren bir resesyon ortamının ne zaman sonuçlanacağı konusunda belirsizlik, bizim bu kanıya varmamıza sebep oluyor. Bu belirsizlik ortamının kırılabilmesi, sermaye birikimini yeterli kılmakla mümkün olabilir. Dünya, bence bu şekilde büyür.

Yazıyı Değerlendirin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir