Engelsizsiniz!

0
1785

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü…

Engelliler, aslında engelsizsiniz…

Ne demek mi istiyorum? Türkiye İnovasyon Haftası’na damgasını vuran ikizlerin hikayesini okuduğunuzda anlayacaksınız…

 

Zorlu bir doğum sonrasında 22 Aralık 1963 yılında dünyaya gelen Selim – Kerim Altınok ikizler, annelerine hiç göz açtırmazlar. Bir gün Selim’in yere dürdüğü bayram harçlığını eiiyle araması babaannesinin dikkatini çeker. Soluğu göz doktorunda alırlar. Henüz 4 yaşında gözlükler ve optik camlarla tanışırlar. Hızla görme yetilerini kaybetmektedirler. Çocuklukları hep birbirlerini tamamlamakla geçer.

 

Sakin görünüşlerinin aksine çok yaramaz olan çocuklar, gözlük kullansalar da görme engellerinden habersizdirler. Derken okul yılları başlar. Az görseler de okuma yazmayı ilk öğrenenler arasındadırlar. Ne gariptir ki onlar dahil kimse onların kör olduklarının farkında değildirler. 8. sınıfın sonuna kadar ev ödevlerini çocuklar söyler anneler yazar. Aşkları, kızların sesinedir.

 

Lise yıllarında okulda iyi dinlenen dersler, evde anneleriyle tekrar edilir. İntegral, türev, yüksek sayılarla çarpma, bölme ve karekök alma gibi çeşitli matematiksel işlemleri çok hızlı bir biçimde zihinden yaparlar. Başarılı olmak için başka seçimlerimleri de yoktur zaten. İngilizceleri de çok iyi gitmektedir. Lise bittiğinde okulun ilk 4 öğrencisi arasında Selim ve Kerim de vardır.

 

Lise 1’de gidilen yaşlı bir göz hekimi nihayet doğru tanıyı koyar. Retinitis pigmentoza; göz sinirleri görevini yapamamaktadır. Durum ümitsizdir, bir kaç yıl içinde tamamen kör olacaklardır. 1981’de babaları, ikizleri Emirgan Reşitpaşa’daki körler rehabilitasyon merkezine götürür. İlk öğrendikleri şey, körlüğün yalnızca kendilerine has bir durum olmadığıdır. Merkezde, kabartma yazıyı öğrenirler, 10 parmak daktilo dersleri de alırlar. Üniversite sonrasında master ve doktora tezlerini de daktiloyla kendileri yazabileceklerdir. Kabartma yazı sayesinde Türkçe ve İngilizce kitaplar, makaleler okumak yaşamlarını A’dan Z’ye değiştirmektedir. Rehabilitasyon, onlara özgüvenlerini geri kazandırmıştır.

 

1981’de ilk tercihleri olan hukuk fakültesini kazanırlar. Her gün 6 – 7 saatlik dersin kabartma yazıyla notlarını tutmak parmaklarını nasır eder. Eve dönüşte, Selim derste tuttukları notları okur, Kerim ise gece yarısına kadar 10 parmakla daktilo eder. Daktilo edilen notları, baba hafta sonları kasetlere okur. Bu maraton 6 yıl sürer ve İstanbul Hukuk Fakültesi’ni 4 yılda pek iyi dereceyle bitirirler. Birincilik ve ikincilik ödüllerini, dönemin İstanbul valisinin elinden alırlar. Akşam eve dönerken akıllarından şu geçer: “Çok şükür, akşam eve gidince not geçirmeyeceğiz”. Ama durmak yoktur. Avukatlık stajı, master derken, üstün başarı kontejnanından sınavsız olarak doktoraya kabul edilirler. Bu serüven hukuk doktorasıyla noktalanır. Hayatlarının yarısından fazlası eğitimle geçer.

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hukuk danışmalığıyla devam eden kariyerleri sürerken, İngiltere’den getirtikleri kabartma kurs kitaplarıyla geliştirdikleri İngilizceleri onlara yeni kapılar açar. Mektupla ve kasetle, hukuk, sanat ve müzik üzerine eğitimlerini sürdürürler. Derken, bilgisayarlı ve internetli yıllar… Selim ve Kerim 2003’te belediyedeki görevlerinden emekli olur. Asıl görevleri şimdi başlıyordur belki de… Bundan böyle zamanlarını ve enerjilerin kendileri gibi engelli olan insanların karşılaştığı güçlüklere çözüm aramaya harcayaklardır.

 

Daha çocuklularında satranç ve zeka oyunlarını akıldan çözerler. Müzik aletlerini çok iyi kullanırlar ve halen Türkiye’deki sayılı müzisyenler arasındadırlar…

 

Nüfusumuzun %12’den fazlası engelli. 600 bin görme engelli var aramızda. Onları anlayabilmek için onlar gibi bakabilmek gerekir.

 

Tınılar, rüzgar, kokular, hisler… Görenlerin göz ardı ettiği şeyler, görmeyenlerin yakaladıklardır.

 

Selim – Kerim kardeşler… Karanlığın görmediği dünya ancak bu kadar aydınlatılabilir…

 

 

https://twitter.com/Exponomist

@Exponomist

 

 

 

 

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş