Faiz Ekonomisi, İktidar Lobisi

0
1147

Uzun bir aradan sonra faiz ve politik iktisat ile ilgili bir yazı ile geri dönüş yapıyoruz. Malum seçimlere neredeyse 2,5 ay var. Daha henüz çılgın projeler duymaya başlamadık. Çünkü halk ne kadar balık hafızalı da olsa vaad edilecek projeleri gerçekleştirecek dövizin ve gelirin olmadığını bildiklerinden durağan bir süreç yaşıyoruz.

econguysBir kaç ay önce başlayan faiz tartışması sonucunda ne faizlerde keskin bir değişiklik yaşandı. Ne de döviz kuru istenen seviyelere geldi. Peki bu süreçten kim kazançlı çıktı? Ben kimin kazançlı çıktığını söylemekten çok kimler kaybetti tek tek onları söyleyeyim size.

1) Yıllar yılı enflasyon sarmalı ile mücadele ettiğimizden ülke ekonomisi dolarizasyona alıştı. Borçlarımız dolara endekslendi, birikimlerimiz dolara yatırıldı. Hal böyle olunca doları basan FED kuklacı , bizde kukla olduk. Paranın musluğunu açtıklarında ucuzlayan döviz kurundan bize bol bol borç verdiler. Sonra musluğu kapatınca bir gecede borcumuz ikiye katlanır oldu. Kimi zaman IMF yetişti imdadımıza kimi zaman yüksek faizler…Yani ilk kaybeden bağımsız ekonomi politikamız oldu.

2) Gelişmekte olan bir ülke olduğumuzdan dolayı dövize ihtiyacı olan bir ülkeyiz. Üretmek için bile tüketmek zorunda olan bir sanayimiz , yetişememiş bir iş gücümüz var. Ülkeye üç kuruş mal satarak soktuğumuz dövizi 5 kuruşa köfte almak için harcadığımızdan dolayı her zaman faiz silahına sarıldık. Yüksek faize gelen sıcak paralar, döviz kurunu düşürdü. Dönem sonu geldiğinde yabancı yatırımcı hem faiz geliri elde etti , hem de kur düştüğünden kur farkı geliri elde etti. Biraz kafanız karıştı ise açayım. %10 faiz almak için gelen 100 doları 1 TL’den bozdurduğunuzda elinizde 100 TL olur ve dönem sonunda eğer 1 dolar yine 1 TL ise sizin kazancınız 110 TL olur. Fakat yüksek faizden dolayı döviz girişi arttığından döviz kuru genelde düşer. Hal böyle olunca yabancı yatırımcı ilk geldiğinde bozdurduğu 100 dolarını daha az Türk lirası vererek geri alır. Kaybeden burada sanayicidir, hane halkıdır. Çünkü yabancı yatırımcı çekmek için arttılan faizlerden dolayı yatırımları azalır, borçlanmanın maliyeti artar. Düşen döviz kurundan dolayı dış ticarette rekabetçi gücünü kaybeder. Döviz maliyeti azaldığından mecburen dolar cinsinden borçlanır. Tabi hal böyle olunca bir şokta her şey tepetaklak olur. Tıpkı birkaç ay önce olduğu gibi. 1,80’den dolar ile borçlanan özel sektör bugün 2,60’a çıkan kurdan dolayı inanılmaz zarar etti. Özel sektör de bir holdingin finans departmanında çalıştığımdan biliyorum. Borcu borçla kapatıyoruz, değişen tek şey daha fazla faiz vermek. Hiç bir şirket aldığı borcu bir gün anaparası ile öderim diye almaz. Gelecekteki gelirini bugünden harcamak için alır. Bu yüzden kaybetmeye mahkumuz.

3)Türkiye 2002 – 2006 yılı arasında faize 184,3 milyar dolar harcamıştır. Bu para ile 10 bin km demiryolu , 3. Boğaz köprüsü , yeni bir havalimanı , Tüp geçit ve GAP bitirilebilirdi. Hayat müzik durduğunda ayakta kalan kişi olmamak için saldıgan ve rekabetçi bir yapıya dönüşmektedir. İşte bu yüzden üçüncü kaybeden iş gücüdür. Çünkü artan rekabet ücret artışlarını engeller. İstihdamı siyasi iktidarın bir politikası haline getirir. Sovyetler Birliği’nde bir deyim vardı: ” Biz halka maaş veriyormuşuz gibi yapıyoruz. Onlarda yaşıyormuş gibi yapıyorlar.” Bugün de aynı şey geçerli. Üniversite mezunlarımız bu kadar artarken , reel ücretin tersine azaldığı bir ortamda bu ekonomik sistem nasıl devam edebilir. Alın size iktisadi düşünceler tarihi dersinin final sorusu. Dünyanın her yerinde şu bir gerçektir ki; fakirliğin istismarı kolaydır ancak fakirin iktidar olması imkansızdır.

Bunu bir yazı dizisi haline getireceğimden lafımı fazla uzatmayacağım. O yüzden sözümü Fransız devrimcisi Robespierre’in efsane sözü ile bitiriyorum. ” Pohpohlanan ama hor görülen, egemen ilan edilen ama köle gibi davranılan halkım! Unutmayın , adaletin hüküm sürmediği her yerde hakim güçlerin hırsı hüküm sürer. İnsanlar ise sadece zincirlerini değiştirmiş olurlar, kaderlerini değil. Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi…

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • murat koçhan
Paylaş