Faturasız kaça olur abi?

0
1885

Sevgili neo-ekonomi Okurları,

Bugün şahit olduğum bir olay ve hala tedavi edemediğimiz bir toplumsal algı sorunu sebebiyle içimden geçenleri kaleme alma gereği duydum. Tesadüf ki, akşam Finansal Tablolar dersinde de aynı konunun sohbeti açıldı. Konumuz KDV.

 

KDV neydi?

Bütçede gelir kalemlerinden biri olması sebebiyle bugün toplumda hala devletin gelir elde etme yöntemi, birincil vergi olarak görülen KDV, Rahmetli Özal’ın, piyasadaki para dolaşım ihtiyacını karşılamak için para basmak yerine belirli oranlarda mal ve hizmet fiyatlarının üzerine eklenilmesi suretiyle piyasada artı para dolaştırılması için tüm dünyada uygulandığı gibi Türkiye’ye de getirdiği bir uygulamaydı. Böylece piyasada dolaştırılan para sayesinde, daha az parasal genişleme gerekecek ve enflasyonda düşüş sağlanmış olacaktı.

– Geçmiş zamanda konuşmamın sebebi o zamanki maksadın bugün halen toplum içinde yeterince algılanamamış olması. –

KDV, bir mutluluk meselesiydi. Üretici, malını toptancıya satarken KDV oranı kadar harcamadığı parayı alır, bir süre daha elinde tutar ve elinden çıkarması gerekene kadar mutlu olurdu, toptancı fazladan ödediği KDV’yi perakendeciye satarken ondan alır ve mutlu olurdu, perakendeci de nihai tüketiciden KDV’sini alır ve bu sirkülasyon böyle devam ederdi. Nihai kullanıcılar ise, yaptıkları her alışverişte bilinçli müşteri ve devletine sadık vatandaş havasına bürünerek mutlaka fiş isterlerdi ki bunlar da belirli dönemlerde dosyalar dolusu fişe ve vergi dairelerinden alınan KDV iadelerine dönüşürdü.

 

Devir değişti, Eski Maliye Bakanı Sn. Unakıtan, o sistem öyle değil böyle olur dedi. Zira, devletin bütçe kaleminde toplam olarak görülen KDV ile toplam iadesi yapılan KDV tutarı arasında açık çıkıyordu. Bunun sebebi ise, hepimizin bildiği fatura tacirleri idi. Oysa, her vatandaşın mutlaka fatura / fiş istediği o dönemde, bu uygulama yerine kayıtdışı ekonomi ile mücadele stratejileri geliştirilse idi, netice bugün farklı olabilirdi.

 

Artık bir dönem sona ermişti. KDV iadesi yerine, çalışanların bordrolarında görünen ve eş/çocuk durumuna göre değişen Asgari Geçim İndirimleri alınmaya başlandı. Eski devletine, vergisine sadık vatandaşlar, bugün kayıt dışının bir parçası olmaya başladı. ‘Fiş alabilir miyim lütfen?’ söylemleri, yerini para üstünü alıp ‘İyi Günler’ diyip dükkandan çıkma moduna bıraktı.

 

Bugün, ‘Herşeyi devletten beklemeyin’ sözünün hepimiz arasında espri konusu olması bile durumun vehametini gösteriyor. Herkese sesleniyorum. Herşeyi devletten beklemeyin. Bu ülkenin ekonomisinin yapı taşları olan her bireyin gösterdiği ekonomik davranışların sonucu makro olur, gelir yine bizim karşımıza çıkar. Kimilerimiz bunun hala bilincinde değil. Sorumluluk, hak, hukuk düşünmek bir tarafa, vergilerin devletin bütçesine girmemesini kar sayanlar ayrı tarafa, durum öyle bir hal almış ki… Kayıtlı ekonomiye destek olacakları yerde bir de soruyorlar şimdi: “Faturasız kaça olur abi?”

 

 

Marmara Üniversitesi, Prof. Dr. Sinan Aslan’a katkılarından dolayı teşekkür ederim.

 

https://twitter.com/Exponomist

@Exponomist

 

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş