Görünmeyen Ekonomi

0
1953

Eğer ekonomi rakamsal olarak büyüyorsa o ülkede iktidar değişmez.  İngiltere’nin efsane başbakanlarından Benjamin D’israeli’nin meşhur bir sözü vardır: ” Üç türlü yalan vardır; yalan, kuyruklu yalan ve istatistik.” O kadar çok istatistik veri ile saldırıya maruz kalıyoruz ki; halk neyin ne olduğunu anlayacak hale gelemedi henüz. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde seçmen iktidarı oylarken bütün bir dönemi değil seçimden önceki 6 ayı değerlendirir. Çünkü balık hafızalıyızdır. Sadece rakamsal büyüme rakamları bizi ilgilendirir. Hükümetler her zaman enflasyonun düştüğünü iddia etseler de, tüm tüketiciler cüzdanlarında ve kalplerinde bilirler ki; süpermarkette, mağazada, aidatlarda, sigortalarda, dergi aboneliklerinde ödedikleri fiyatlar sürekli olarak artıyor ve paranın değeri düşüyor.

Gelişmekte olan ülke refahını ne ile ölçer. Satın alma gücü dolar cinsinden artan insanların, yüzde kaçının cebinde döviz vardır. Kişi başına düşen milli geliri ekonomi sütunlarına taşıyan gazeteler neden kişi başına düşen borcu görmezden gelir. 2023’te 500 milyar dolar ihracat hayali kuran Türkiye acaba bunu domates ve katma değeri düşük mal satarak mı başaracaktır. Bunların hiç biri bizi ilgilendirmez. Çünkü aklın değil, karnın doyurulduğu ülkemde insanlar bir gün daha nasıl geçinebilirim sorusuna cevap aramaktan büyümeye fırsat bulamadı.  Düşünün;  asgari ücretle ile bırakın bir aileyi, bir kişinin bile geçinemeyeceğini bilen iktidarlar ısrarla neden asgari ücret hesaplar. Asgari ücret kanunu hiçbir iş üretmez, sadece işleri yasadışı hale getirir. Eğer devlet asgari bir ücret belirlemese belki de çalışanlar emeğinin karşılığını fazlası ile alacak. Fakat asgari ücret rakamı belirlenince işveren hem sigorta ödüyorum hem de maaşını ödüyorum bahanesi ile devletin belirlediği oranın üstünden tek kuruş fazla vermem zihniyetinde. Çünkü burası Türkiye. Zengin olmak istiyorsan birilerinin sırtına basmak zorundasın.

Gelelim çağımızın en yaygın iktisadi yanılgısına yani düşük faiz oranı saplantısına. İktidar sürekli sözde bağımsız olan Merkez Bankası’na faizleri düşürün baskısı yapıyor. Hadi yönetenleri anladık, peki iktisadı bilenler bunun böyle olmayacağının farkında değiller mi? Düşük faiz oranları zenginliğin sebebi değil sadece göstergesidir. Yani sebep değil sonuçtur. Çok çetrefilli bir konudur. Bireysel yatırımcılar hala borsa yerine parasını mevduat bankalarında faiz geliri elde etmek için değerlendiriyor. Cari açığını sıcak para ile döndürebilen bir ekonomi acaba bu parayı ülkeye nasıl çekiyor. Kara kaşımıza gelecek değil ya. Faiz oranları azalınca insanlar acaba bireysel emeklilik fonlarına mı yönelir. Borsaya girip hisse senedi mi alır. Yoksa parasını gayrimenkulde mi değerlendirir? Bu ülke son 12 yılda bunların hepsini gördü. Hem de Amerika’daki mortgage kredi çılgınlığı olmadan. Çünkü sanayi yatırımı yapması gereken tüm iş adamları olayın farkına vardı. Ne de olsa rasyonel birey onlar. Ne gerek var işçi istihdam edip, devlete vergi ödeyip üç kuruş kar için çile çekmeye. Boş arazi mi yok. En baba konutu ben dikerim ne de olsa daha maketken satılıyor bu ülkede.

60’lı yıllardan itibaren gecekondulaşma ile nüfusu artan İstanbul’un ekonomisi 2000’li yıllarda o gecekonduların yerine yüksek binalar yapılarak büyüdü. Yani ekonomimizi bile gecekondulaştırarak büyüdük biz. Azalmayan işsizlik rakamları, 5 tane bakanın değiştiği milli eğitim, faiz oranları ile finanse edilen cari açık, borcu olmayanın kalmadığı bir ülke…Rahmetli Necmettin Erbakan her zaman milli ekonomi vurgusu yapardı. Kimse anlamadı onun ne demek istediğini. Çünkü seçim kazanmak için doğruları değil yalanları konuşmak gerektiğini kabullenemeden göçtü gitti. 3.köprüyü veya 3. havalimanını Türk mühendislerinin yapamayacağını o da biliyordu. Tren raylarını belki döşeriz de üzerinde gidecek trenler nereden gelecek. Hatta onları kullanacak makinistleri bile Avrupa’da eğittik biz. Asrın projesi Marmaray’ı biz kimlere yaptırdık. Boş verin bu gereksiz soruları. Daha önceki iktidarlar bırakın yapmayı, projesini bile çizemediler. Siz hala meyve veren ağacı taşlıyorsunuz. Asıl meseleye gel o zaman. Projeyi kimin yaptığı değil, kimin yararlandığı önemli bizim için. Balık tutmak değil, karnımızı doyurmak mesele. Kimse düşünmüyor bu dolarlar nereden geliyor diye. Çünkü Federal Rezerv bankın 13. şubesi biz farkında olmadan İstanbul’da kuruldu. Dolarları artık oradan basıyoruz. Nasıl olsa halk buna da inanır.

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş