Güle Güle Smith, Hoş Geldin Keynes

0
4225

Amerika Birleşik Devletleri’nde 2008 yılının son çeyreğinde taşınmaz mal piyasasında ortaya çıkan kriz etkilerini hala sürdürmeye devam etmektedir. Özellikle ülkelerin ekonomi politikası uygulayıcıları sorunun tamamen sona ermediğini her an yeni bir durgunlukla karşı karşıya kalınabileceğini düşünerek yaptıkları/yapacakları-uyguladıkları/uygulayacakları ekonomi politikalarında özellikle çok dikkatli davranmaktadırlar. Bu durumu ABD’nin krizi tamamen atlatamamasına ve ekonomisinin adeta “bıçak sırtı” bir denge üzerinde ilerlemesine bağlamaktadırlar. Bu krizden çıkış için uygulanan politikaların ortak özelliği (genel olarak) Keynesyen izler taşımasıdır. Dolayısı ile 2008 krizi bize 1929 yılında krizden çıkış için Smith’in kapı dışarı edilip Keynes’in içeri alınmasını anımsatmaktadır.

1929 yılında Dünyada büyük ekonomik bunalım meydana geldiğinde herkes kapitalist sistemin sona ereceğini, iktisadi düşünceye hakim olan Klasik, Marjinalist ve Neo Klasik geleneklerin hakimiyetlerini kaybedecekleri düşünülmekteydi. Ekonomik olayları arz yönlü bir temelde inceleyen bu hakim düşünce, 1929 yılında ortaya çıkan talep yetersizliğini açıklamakta oldukça zorluk çekiyordu (Her ne kadar 1929 Bunalımı Amerika’da borsanın çöküşünden kaynaklandığı düşünülse de asıl sorun talep yetersizliğiydi). İktisadi düşünceye hakim olan bu gelenek temellerini 16 Haziran 1723 doğumlu İskoçya’lı filozof Adam Smith’in görüşlerinden almaktaydı. Adam Smith temelinde iktisadi düşünceye hakim olan bu gelenek genel olarak, piyasanın tam rekabet şartları altında, ücret, faiz haddi ve mal fiyatlarının esnek olduğu ve en önemlisi de her arzın kendi talebini yarattığı ortamda ekonominin daima tam istihdam seviyesinde dengeye geleceğini kabul etmekteydi. Ancak yukarıda da bahsettiğimiz gibi her arzın kendi talebini yaratacağını savunan bu gelenek, 1929 Buhranı’nı açıklamada yetersiz kaldı. Çünkü onlara göre, talebin ekonomi üzerinde bir etkisi yoktu, ancak sorun üretimin fazla talebin ise bu üretimi satın alacak boyutlara ulaşamaması yani talep yetersizliğiydi.
1936 yılında İngiliz İktisatçı John Maynard Keynes Büyük Buhran’a çare olacak çözüm önerileri ortaya koyamayan başta Klasik İktisat olmak üzere hakim iktisadi görüşün tersine, istihdamı arttırmak sureti ile toplam talep yetersizliğini giderecek çözüm önerilerini sunduğu “İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi” isimli eserini yayınladı. Keynes‘in aslında karşı çıktığı görüşler, Klasik iktisatın liberal geleneğinin “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” öğretisi idi. Yani Keynes’e göre, (basit bir dille anlatacak olursak) eğer ekonomide bir toplam talep yetersizliği varsa (yani insanlar satın alma gücünden yoksun ise) o zaman devlet müdahale ederek insanların satın alma gücünü arttırabilmelidir. Hatta bunu yaparken denk bütçe ilkesinden vazgeçmeli, bütçede gerekirse açık vermelidir. Bu durum ekonomi düzeldiğinde bütçe fazlası verilerek giderilmelidir (Hatta Keynes eğer hükümet talebi destekleyecek yani istihdamı arttıracak politikalar üretemiyorsa, Londra sokaklarındaki kaldırım taşlarını insanlara gerekirse söktürsün sonra geri taktırsın demiştir).
Keynes‘in 1936 yılında yapmış olduğu kapitalist sisteme karşı yapılmış bir devrim değildir. Aksine, kapitalist sistemin devamını sağlayacak politika önerilerini sunmuştur Keynes. Keynes’in yaptığı, ekonominin talep yönünü ihmal eden Klasik İktisat geleneğinin politika önerilerine gerçekleştirilmiş bir karşı duruştur. Belki liberal ekonominin geleneği haline gelmiş olan “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” öğretisinden vazgeçilmesini istese de (ki bu toplam talep yetersizliği sona erene kadar) aslında bu öğretinin devamlılığını sağlayacak olan Keynes‘in politika önerileridir.Dolaısı ile Keynes’in ortaa attığı politika önerileri 1929 Buhranı’ndan kurtulmak için birçok ülke tarafından uygulandı ve başarılı sonuçlar elde edildi.
2008 yılında ortaya çıkan Krizde de tarih bir kez daha tekerrür etti. ABD’nin 3 Ekim 2008’de 850 Milyar Dolarlık kurtarma paketini onaylaması, aslında Keynesyen politikalara dönüşü gösteren bir durumdu.Ancak bu geri dönüş sadece krizden çıkmak için uygulanan bir politikalar bütünü olmaktan öteye gidemedi.
Sonuç olarak, 1929 Buhranı’nda da, 2008 Krizi’nde de kapitalist ekonomiler (başta ABD) Smith’e güle güle, Keynes’e hoşgeldin demişlerdir. Bugün birçok liberal Keynes ve onun politikalarını benimsemezler ancak fark etmedikleri en önemli şey, liberal öğretinin işin içinden çıkamadığı noktalarda kapitalist sistemin devamı Keynesyen politikalarla sağlanmıştır. Ancak Keynes’in ve Keynes sonrası Keynes’in görüşlerini devam ettirenlerin görüş ve ekonomi politikası önerileri (özellikle de Post Keynesyenler-ki bu başka bir yazının konusu-), sadece kriz dönemlerinde değil, krizin olmadığı dönemlerde de önemsenmesi gerekmektedir.
Arş. Gör. Mehmet Songur
Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler keynes
  • adam smith vs keynes arasindaki farklar
  • adam smiyh-keynes
  • Keynes’le Smith
  • keynes buyuk buhranin cozumu
Paylaş