Günlerin Getirdiği

Uzun zamandır 2013 yılı için bir “uğurlama yazısı” yazmayı düşünüyordum. Yaşanılan günlerin getirdiğiyle “vira bismillah” diyerek başlıyorum yazıma.

2013 yılının son günlerini yaşıyoruz, bildiğiniz gibi. Niyetim, gerçekleşen ya da gerçekleşmeyen hayallerden bahsetmek değil. 2014 yılının, herkesin sınırsız ihtiyaçlarını, sınırlı kaynaklarıyla en optimal şekilde karşıladığı bir yıl olmasını dilemek hiç değil. Çünkü bu 2013 yıldır gerçekleşmeyen bir şey. Neyse, başlayalım artık mevzuya.

 

Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı

            2007 yılında uygulamaya konulan bu planın, 2013 yılı itibariyle sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bölgesinde küresel güç olma yolunda ilerleyen, gelir dağılımını adil hale getirmiş ve AB ile uyum noktasına gelmiş bir ülke olmak vizyonu ile yürürlüğe giren bu planın, vizyonu açısından sorgulanması gerektiği düşüncesindeyim.

1)Bölgesinde Küresel Güç Olma: Gerçek şu ki, Türkiye, kaynayan kazan Ortadoğu’ ya rağmen, Hazar Bölgesi’nin doğalgaz ve petrol kaynaklarını Avrupa’ya taşımada koridor ülke olmanın avantajını yaşıyor. Bütün bunlara rağmen, enerji kaynaklarına halen bağımlı olmamız madalyonun diğer yüzü ve hatta gerçek yüzü.

Küresel anlamda, sadece belirli kalemlerde (gıda, beyaz eşya, tekstil vs.) dünya “Made in Turkey” etiketine güveniyor. Diğer kalemlerde ise bizi ve üretimimizi tanıtacak, dünya ile rekabet etmemizi sağlayacak bir sistem yaratamamanın sıkıntısı içerisindeyiz. Yani küresel anlamda bir oyuncu olmak için biraz daha çalışmamız lazım.

2) Adil Gelir Dağılımı: Gelir dağılımının adil olup olmadığını Lorenz eğrisi ve gini katsayısı bize söyler. Programın uygulandığı yıllarda gini katsayısı iyileşme göstermiştir. 2012 yılı için gini katsayısı 0,402 civarı. Bütün bunlara rağmen, nüfusun %16’sının sürekli yoksulluk tehdidi altında yaşıyor olması hala geliri adil dağıtamadığımız anlamına gelir. Adil gelir dağılımından herkesin aynı ücreti alması gerektiği anlaşılmamalı ama nüfusun önemli bir kısmı da sürekli aç biilaç olmamalı.

3)AB ile Uyum: 3 Ekim 2005 tarihinde, AB ile müzakereye birlikte başladığımız Hırvatistan, şu an AB üyesi. Ayrıca bir dönem Merkel ve Sarkozy’nin Türkiye’nin AB ile müzakerelerine engel olmaları, yaklaşık üç yıl gibi bir zaman zarfında tek bir faslın bile açılmaması bu programın AB karnesinin kırıkları. Dolayısıyla programı yürütenlerin karnesindeki kırıklar. İyi şeyler olmadı mı? Oldu. Mesela geçenlerde imzalanan anlaşmaya göre hem AB hem Türkiye üstüne düşen gerekleri yapabilirse, 3,5 yıl içerisinde AB ülkelerine vizesiz seyahat edebileceğiz. Bizi gururlandıran bir gelişme.

2023: Gerçek Bir Vizyon Mu, Bir Duygusallığın Ürünü Mü

            Bu konuya da değinmeden, yazıyı bitirmek istemedim. Çünkü 2023 tarihi birçok bakımdan önemli bir tarih. Sadece, Türkiye cumhuriyetinin yüzüncü yılı nedeniyle değil, 2014 yılında uygulamaya konacak onuncu beş yıllık kalkınma planı ve daha sonraki planların 2001-2023 Uzun Vadeli Stratejisine dayandırılması nedeniyle önemlidir. Kısaca 2014’ten 2023’e kadar uygulamaya konacak tüm programlar, bu stratejiye dayalıdır.

Bu tarih o kadar önemli ki, gerçek ve tüzel her kişi 2023 yılında her bakımdan daha iyi bir Türkiye görmek istiyor. Normal olarak her yurttaş, ülkesinin gün geçtikçe daha iyi yerlere geldiğini görmek ister. Bu doğaldır ancak böylesine bir isteğin, bu isteği yerine getirmeye muktedir temellere dayandırılması gerekir. Aksi, duygusallıktan öteye gitmez.

Konuyu açayım: Yukarıda adı geçen Uzun Vadeli stratejide, Türkiye, 2023 yılına kadar genel bütçe büyüklüğü içerisinde araştırma ve geliştirme harcamalarının büyüklüğünü %3’ün üzerine çıkarmayı hedefliyor. Böyle bir hedefin 2023 yılına tarihlenmesi bu bakımdan sadece duygusal bir harekettir. Araştırma ve geliştirme harcamalarının bu tarihten önce istenen seviyeye getirilmesi mümkün değil midir ki böyle bir tarihleme yapılıyor? Demek ki AR-GE harcamalarını teşvik için yapılan bütün çalışmalar, ancak ve ancak 2023 yılında meyve verecek tabi verebilirse.

Neyse, 2013 bitiyor. 2023’e erişebilirsek hep birlikte görürüz nelerin değişip, nelerin aynı kaldığını. Biz, şimdilik 2014 ile yetinelim. Mutlu yıllar şimdiden!  

Yazıyı Değerlendirin!

“Günlerin Getirdiği” için 2 cevap

  1. 2013’ün bittiği şu çalkantılı günleri sorunsuz atlatabilsek ve tabi bundan sonraki çetefelli süreçleri de geçersek 2014’ü kazasız, krizsiz idare edersek ve seçim nedeni ile Türkiye’nin genel ekonomi vizyonunda ve kalkınma planlarında değişiklik olmazsa her şey çok farklı olabilir..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir