İstikrar mı İntihar mı?

Uzun zaman oldu burada yazmayalı. Yoğun iş temposu , hayat kavgası derken yazacak bir şeyler de birikti hali ile. Malum son 6 aydır seçim ekonomisi ile geçen günlerde döviz kuru , borsa , faiz oranları , devlet ihaleleri , işsizlik rakamları hareketli günler geçirdi.  O zaman soluk almadan birbiri ile bağlantılı konulardan girerek , akademik makale tadındaki yazıma başlıyorum.

Piyasadaki faiz oranları genelde devletin açmış olduğu hazine bonosu ve tahvil ihalelerinde alınan teklife göre şekillenir. Örnek verecek olursak Devlet 6 aylık ihtiyacını karşılamak için 100 bin TL’lik bir ihale açsın. İhale sonucunda nihai teklif 75 bin lira olsun. Bu demek oluyor ki; ihalede teklifi kabul edilen kişi 6 ay sonunda devletten 25 bin lira faiz geliri elde edecek. Oluşan faiz oranı ise % 33 oluyor.

Elde edilecek gelir : 100.000 – 75.000= 25.000 TL

Nihai teklif: 75.000 TL

Faiz oranı:  25.000 / 75.000= %33

İşte olay bundan sonra başlıyor. Şu an ki konjonktürü dikkate alacak olursak ekonomik istikrarsızlık , yüksek cari açık , aylardır kurulamayan hükümet, terör olayları vb. durumlardan dolayı bono sahipleri ellerindeki bonoları satmaya başlarlar. Fakat piyasada olumlu rüzgarlar esmediğinden dolayı 75 bin TL’lik bono daha düşük fiyattan alıcı bulur. Böylelikle bononun fiyatı düşerken faiz oranları artar. Burada bir paradoks ile karşılaşabiliriz. Faiz oranlarının artması ülkeye sıcak para girişi sağlamaz mı? Ülkemizdeki borsanın %64’ü yabancı yatırımcıların elinde olduğundan dolayı , bonosunu satıp eline geçen parayı dövize çeviren yatırımcı sıcak parayı yurt dışına çıkartıyor. Faiz oranları artarken aynı zamanda döviz kurları da artmaya başlıyor. Yani okulda teori de öğrendiklerimizin tam tersi ile karşılaşıyoruz. Peki nerede bu rasyonel bireyler?

Uzunca bir süre güven sağlamış , devletin iç ve dış borcunu azaltmış, faiz ve enflasyonu tek haneli rakamlara indirmiş , GSMH’yı ve kişi başına düşen milli geliri arttırmış ; altyapıya , milli eğitime , askeri sanayiye olan bütçeyi büyütmüş bir ülke nasıl krize girebilir?  Yanıtı iki cümleden ibaret. Aşırı değerlenmiş kur ve cari açık. Çünkü istikrarı yakalamış bir ülkeye sıcak para para akışı başlar. Böylelikle yerli para değerlenme sürecine girer. Başka ülkelerin tasarrufları ile gelirinin arttığını sanan ülke vatandaşları hem iç hem de dış tüketimini arttırır. Her gelişmekte olan ekonomide yaşanan benzer hikayedir bu. Tasarruf etmek yerine , hayat şartlarımızı hızlı bir şekilde iyileştirmek isteriz. Özel sektör artan talebi karşılamak için  yatırımlarını arttırır. Tabi bunların hepsi borç para ile yapılır. 2008 yılındaki kriz ortamında diğer ülkelere nazaran yüksek kalan faizimiz , dünya piyasalarına pompalanan dolarlar bizde yalancı bir gelir artışına sebep oldu. TL faizleri yüksek olduğundan , döviz cinsinden borçlanmanın maliyeti daha az oldu. Sonuç azalan tasarruflar , artan yüksek dış borç ve kronikleşen cari açık.  Tarihi iyi okursak bu süreç her gelişmekte ülkenin başından geçmiştir.

Ülkemizde serbest dalgalı kur uygulandığından dolayı  kur riskini genelde yabancı sermaye üstüne alır. Ülkeden kaçmak istediklerinde yüksek kurdan dövize dönmkrizek zorunda kalacaklardır. Bu yüzden serbest dalgalı kur rejimi tampon görevi görmektedir. Bizim gibi ülkeler cari açığını kapatacak politikalar geliştirmek yerine , onun finanse edebildikleri sürece  borçlanmaya devam ederler.  Sermaye girişi olurken  rezervlerimizle beraber borçluluk oranımızda artmaktadır.

Bugünkü ekonomik gidişata bakarsak , yıllardır azalmadan süregelen bir cari açık , döviz kurundaki sert yükseliş, orta gelir tuzağına çakılıp kalmış kişi başına düşen milli gelir ,  Osmanlı’dan bize miras kalan fakat artık onu da kaybettiğimiz tarım ekonomimiz ve her şeyden önemlisi tasarruf etmeyi unutmuş Türk insanı.  Yeni gelecek nesillerin önünde çözmesi gereken birçok yapısal sorun var. Gelecekte elde edeceğimiz geliri çoktan iskonto edip bugünden yedik. Satacak devlet malı da kalmadığına göre, şapkamızı önümüzde koyup düşünme zamanı geldi demektir.

http://muratkochan.blogspot.com.tr/

Yazıyı Değerlendirin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir