KARABORSADAKİ İLAÇLAR, RÖMORK TEPESİNDEKİ HAYATLAR

0
987

İktisat, öznesi insan olan bir tümcedir ve insanın karmaşık düşünce dünyasını en azından ekonomik manada anlamlı hale getirmeye çalışan bir bilimdir. Her ne kadar sosyal bir bilim olarak kategorize edilse de, insanların davranışlarını incelemede matematik, istatistik ve ekonometri gibi bilimlerden de yararlanır. Sosyoloji, felsefe ve tarih gibi bilimler de iktisada yardımcıdır. Bu yüzdendir ki bir iktisatçı salt iktisadi bilgilere dayanarak çevresini anlamlandırmaya çalışırsa bu çabası eksik kalır. Yukarıda zikredilen tüm bilimlerden faydalanmalıdır.

İktisat, toplumun mümkün olan en büyük kesimini ekonomik anlamda mutlu etmeye çalışsa da hem kendi içinden hem de dışından kaynaklanan bazı engeller nedeniyle bu amacına ulaşamaz. Yani, toplumun bir kısmı mutlaka mutlu olur ancak bir kısmı üzülür. Bu durumu herkes “Pareto Optimumu” diye bilir. Doğrudur. Ama doğru olan başka bir şey daha vardır ki pareto optimumunu simgeleyen denklemler ve grafikler sadece ve sadece akademik iktisat dünyasında geçerlidir. Gerçek hayatta ise işe yaramaz. Hiçbir denklem, aşağıda yazacağım iki hadiseyi bize anlatamaz. Hiçbir grafik bu hadiselerin çözümünde bize yardımcı olamaz.

Ülkemizde kanser hastalığının pençesine düşmüş yüzbinlerce belki de milyonlarca hasta var ve hepimiz, yediğimizden, içtiğimizden ve giydiğimizden ötürü kanser adayıyız. Bana bu konuda takıntılı ya da duygusal diyebilirsiniz. Ama ben yeterli bir tedavi imkânı olmadığı için, kanser nedeniyle çok sevdiği birisini toprağa vermiş biriyim. Bu sözleri söylemede biraz hakkım olsun.

Kanser ilaçlarının, örneğin, bir birimi yurt içindeyse iki birimi yurt dışından getiriliyor. Gelen ilaçlar pahalı olduğu için az sayıda arz ediliyor. Bu ilaçlara talep yüksek olunca, karaborsaya düşüyor. Normal ilaç fiyatının on katına kanser hastaları bu ilaçları kullanmak zorunda kalıyorlar. İlacı bir defa bulan buluyor, ya parası olmayıp da bulamayan? O ne yapsın? İktisaden, talep gücüne sahip değil diye ilacı alamasın olsun bitsin değil mi? Peki öyleyse, para bulamayıp ilacı alamayan bir babanın, gözyaşlarını hangi iktisat denklemi açıklar? Hangi grafik bu soruna anlamlı bir çözüm sunar?

Daha bitmedi. İki ya da üç gün önce ekmek paralarının peşinde koşan mevsimlik tarım işçilerini taşıyan bir traktör, kaza yaptı ve 19 işçi öldü. Ardında 19 evi gözü yaşlı bıraktı. Uff… Çok duygusalım değil mi? Ama öyle olmak zorundayım. İnsanım ya! İktisattan anlamıyorum ya!

O zaman anlayan beri gelsin de bana söylesin şunu: Bana traktör tepesinde, römorkunda üç kuruşa ve sadece yaz aylarında tarlada çalışmaya götürülen ve balık istifi gibi taşınan insanların olduğu bir ülkede gerçekten hangi tip insanlar iktisaden mutlu olur? Hangi denklem, hangi model bu kazalarda ölenlerin acısını anlatır anlamlı ve mantıklı bir şekilde?

İktisattan anlamadığıma dair bir kişiden eleştiri almıştım. Bunun için yazdım bunları. İktisat, sadece akademisyenler arasında kalırsa yukarıdaki bilimlerden öteye gidemez. İktisatçı da sadece bir akademisyen olur; önermeler, denklemler, modeller vs. ile uğraşıp durur. Ama bence iktisat yukarıda yazılanları da incelemelidir. Kederli bir bilim olduğu için değil, insanların kederlerini en aza indirebilmek için.

Şimdi, iktisattan anlayıp anlamadığımın hükmünü size bırakıyorum. Hükmü siz verin.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • karaborsadaki ilaçlar
  • remork ilaç
Paylaş