Merkez Bankası Ne Yapmaya Çalışıyor?

0
1785

aliTürkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası birçok ülkede de olduğu gibi fiyat istikrarı sağlamayı amaç edinip sadece kısa vadeli faiz oranı olan haftalık repo faizini kullanıyordu. Ama krizden sonra sadece bu politikayla bu işlerin yürümeyeceğini anlayan Merkez Bankamız 2010 yılının Eylül ayından itibaren fiyat istikrarı yanında finansal istikrarı sağlamak amacıyla yeni para politikası stratejileri uygulamaya başladı. İlk önce Zorunlu Karşılık oranları ile ilgili düzenleme getirdi.

Zorunlu Karşılık oranları bankaların ellerinde bulunan mevduatlardan bir kısmını Merkez Bankasında bulundurmak zorunda olmasını ifade eder. Örneğin siz bankaya 100 TL yatırdığınızda (zorunlu karşılık oranlarının %10 olduğunu düşünürsek) 10 TL’yi merkez bankası zorunda bulundurmak zorunda. Merkez Bankası hem önceden tutulan bu paralar için verilen faizleri kaldırdı hem de kriz döneminden sonra ülkemiz daraldığı ve iç talep azaldığı için zorunlu karşılık oranlarını indirerek piyasaya ekstradan likidite sağladı ve daralmayı önleyici bir politika izledi. Daha sonra da cari açığı önlemek ve buna neden olan sebeplerden biri olan aşırı kredi genişlemesini engellemek amacıyla zorunlu karşılık oranlarını artırdı.

Politika faizimiz hem çok belirli olduğu  için hem de yıllara göre düşmekle birlikte halen gelişmiş ülkelerden fazla olma sebebiyle ülkeye aşırı sıcak para girişi oldu. Bu aşırı döviz girişi de Türk Lirasının aşırı değerlenmesine neden olup cari açığımıza olumsuz etki yaptı. Merkez Bankası da bunu önlemek amacıyla Borç verme ve borç alma faiz oranlarının olduğu  bir faiz koridoru oluşturdu. Bu koridor arasındaki fark ne kadar fazla olursa (borç alma ve verme arasındaki fark) faiz oranının belirsizliği o kadar artıyor ve sıcak para girişini engelliyor. Merkez Bankası Temmuz 2010’da borç verme faizini % 8’de tutup borç alma oranını da  %2’lere çekerek politika faizi belirsizliğini artırdı ve buda sıcak para çıkışına sebep olmuştu. Daha sonraki senelerde de  aşırı kaçışa binaen bu oran %5,5 ve % 11’lere geldi. Son günlerde yine küresel sermayeyi çekebilmek adına üst bandı 1 puan aşağıya çekti ve belirsizliği bir nebze olsun azalttı.

Yine Ekim 2011’de ROK (Rezerv Opsiyon Katsayısı) diye bir aracı kullanmaya başladı. Bu araç ile bankalar zorunlu karşılık oranlarının bir kısmını döviz ve altın ile yatırabileceğinin iznini veren bir mekanizmadır. Bu mekanizma hem bankaların likiditesini artırmış hem Merkez Bankasın uluslararası döviz ve altın rezervlerini artırmasına yaramış hem de son dönemde de meşhur olan yastık altı altınlarının çıkmasına vesile olmuştur.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın da kriz döneminde uyguladığı bu potikalar sebebiyle bu yıl The Banker dergisi tarafından Dünya çapında “Yılın Merkez Bankası Başkanı” Seçildiğini de unutmamak gerekir. Vesselam…

@ekonomiperver

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş