Restleşmeler Sürtüşmeler ve Artan Savunma İhtiyacı

2
1600

Savunma ve savunma konusuna bağlı olarak yapılan harcamalar iktisadın, politikanın ve hatta sosyolojinin konusunu oluşturmaktadır. Maliye biliminin içinde bile yer almaktadır ki, iktisatın ve maliyenin aynı kök üzerindeki iki farklı dal olması, bu durumu normal kılmaktadır. Savunma hizmeti, maliye bilimine göre tam kamusal mal ve hizmet içinde görülmektedirKlasik iktisadi görüşe göreyse devlet küçük bütçeye sahip olmalı ve bu bütçeyle sadece ve sadece savunma hizmeti gibi kamusal mal ve hizmetleri yerine getirmelidir.

Bu hizmetin yerine getirilme derecesi ya da iktisadi büyüklüğü de önemlidir. Yapılacak harcamaların büyüklüğü, devlete ya da hükümete harcama yetkisi veren bütçe büyüklüğünü zorlamamalıdır. Devletin benimsediği ekonomik sistemle ilintili görünse de savunma harcamaları kapitalizme ya da sosyalizme körü körüne bağlı ülkelerde de görülebilir. Hatta her iki tip ekonomik sistemi benimseyen ülkelerin bütçe büyüklüklerinin önemli bir kısmını teşkil edebilir.

Savunma harcamalarının artmasında ya da devletlerin bütçelerinde savunma harcamalarına ağırlık vermesinde tek neden devletin ekonomik yapısı değildir. Ülkenin sınırlarını koruma isteği, tehlikeli bir coğrafyada yer alma ve bu nedenle kendince güçlü bir savunma sistemi kurma gibi nedenlerle de artabilir. Ama söylemek gerekir ki, herşeyin olduğu gibi savunma harcamalarının fazlası da zararlıdır.  Çünkü bir devletin ekonomi politikasını salt daha öldürücü silahlar yapımına ayırması, etkin bir kaynak dağılımını sağlamaz. Bu ise, düşmanlarınıza elinizdeki modern silahlarla gözdağı verirken, açlıktan ölen milyonlarca insanı da beraberinde getirir. Barış zamanında bile savunma harcamalarını arttırmanın kaçınılmaz sonucudur bu.

Dünyadaysa bu konuda savunma harcamalarının arttığı görülüyor. Savunma harcamalarının hem bileşenleri değişmiş durumda, hem de niteliği. Artık bir çok ülke çok fazla sayıda personele sahip, hantal ordu yapısını terk edip daha modern, öldürücü ve yüksek teknoloji ürünü ve bununla paralel olarak daha pahalı savunma (!) silahlarını kullanmaktadır.

Komünist bir ideolojiyle yönetilen Kuzey Kore, teknik anlamda güney komşusuyla savaşı bitirmiş durumda değil ve son günlerde artan askeri tatbikatlara girişmiş durumda. Rusya, çağın gerisinde kaldığı gerekçesiyle devlet başkanı Putin’in emriyle orduda ve donanmada modernizasyona gitti. Bu, zaten Rusya’nın 2016 hedefi. Yani 2016 yılına kadar güçlü bir ordu ve donanma oluşturma amacında. Asıl amaç nedir, bilinmez. ABD’ nin Irak ve Afganistan harekatları nedeniyle artan savunma (!) harcamaları yüzünden ülkenin bu hale geldiğini hepimiz aşağı yukarı biliyoruz. Bir de Irak ve Afganistan’ın içler acısı halini. Obama yönetimi çıkaracağı mali uçurumu önleme planıyla hala selefinin bozduğu ekonomik yapıyı düzeltmeye çalışıyor.

Bize gelince, sınırımızda, bir zamanlar dost olduğumuz Esed yönetiminin halkına zulmü reva görmesi nedeniyle füze savunma sistemi kurmuş durumdayız. Üstelik bu sistemi kullanacak askeri personelle birlikte. Bu hareketin bize maliyetini varın siz hesaplayın. Bugünlerde ise ABD ve NATO’yu kızdıracak bir adımla Çin’den füze savunma sistemini, ucuz yollu olduğu için aldık. Bu olaydan sonra Türkiye’nin NATO tarafından nasıl kınandığını biliyoruz. ABD Savunma bakanı Pandetta, iğneleyici sözlerle, aldığımız füze savunma sisteminin, ona göre, NATO standartlarından bile iyi olmasını diledi. (!)

Türkiye’nin savunma alanındaki son adımı geçen günlerde geldi. Pakistan ordusunun modernizasyonu amacıyla, daha önce aynı amaçla Türk ordusunun modernizasyonu için üretilen ATAK tipi saldırı helikopterinin bu ülkeye satılması konusunda anlaşmaya varıldı. Bu durum bile NATO yetkililerini kızdırmaya yetti. Hatta bu kızgınlıkla iş, Türkiye’nin NATO’ya ihanetine kadar gitti. Açık söylemek gerekirse, Türkiye’nin bu son adımı gereksizdi. Savunma araçları pazarındaki büyük oyunculara rağmen, yeni yeni kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan Türkiye’nin böyle bir satış gerçekleştirmesi engellenirdi ve doğal olarak ATAK helikopteri satımını engellemek için ABD, lisans kozunu oynadı.

Tüm yaşananlara rağmen, ülkemiz savunma sanayi piyasasında adından söz ettirir mi, bilinmez ama tüm yaşananlar, en iyi savunma(!) nın saldırı olduğunu gösteriyor. Haksız mıyım?

 

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş
  • Abdullah

    Yazınız Çin’den savunma füzelerini neden aldığımızı açıklayan kadar güzeldi. Ancak bu kısımda yanılıyorsunuz. Hatta ‘…ucuz yollu olduğu için aldık’ demek haksız ve kötü bir yorum. Çin’den bu füze sistemlerinin satın alınması ABD’ye ve NATO’ya savunma teknolojilerinde artık sadece onlara bağımlı olunmamasının göstergesidir. Üstelik bu sistemlerin ABD’nin en fazla borç aldığı ülke ve BMGK’da veto hakkı olan Çin’den alınması da ABD’ye başka ve yerinde bir mesajdır. Bu durum karşında ABD ve NATO bu sistemleri Çin’den aldığımız için kızmakta tabi ki haklı, sizin de söylediğiniz gibi. Ama alternatifler oluşturulmalı ve bir üründe tek bir ülke bağımlı olunmamalı. Bu hem ticari açıdan fiyatı daha makul seviyelere çeker hem de itibarınızı arttırır.

    • Burhan Şimşek

      Öncelikle güzel sözleriniz için teşekkür ederim Abdullah Bey. Haklısınız. İktisatta kuraldır; ihtiyaçları optimal şekilde karşılayacak alternatifler oluşturulmalı ve bu alternatiflerden en düşük maliyetlisiyle ihtiyaçlar karşılanmalıdır. Doğru, bugüne kadar ABD ve NATO kökenli savunma teknolojilerini kullandık ya da kullanmak zorunda kaldık. Bize bu zorunluluğu dayatan şey NATO anlaşmasıdır. Çin, sizin de dediğiniz gibi BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı olan bir ülke. Böyle bir ülkeden füze savunma sistemi almak, bize artılar sağlayabilir. Vetocu bir ülkeyi siyasi olarak yanımıza çekmek, daha düşük maliyetlerle savunma sistemi almak gibi. Ama Türkiye’nin bu hareketinin, ülke itibarını etkileyeceğini en azından kısa dönemde düşünmüyorum. Saygılar.