Riskler artıyor

1
1664

Merkez Bankası, kredi büyümesinin daha makul düzeyde olmasını istiyor. Sebepse açık, sermaye akımlarında görülen zayıflama. Musluk kısıldığı an işler umulmadık bir mecraya sürüklenebilir.

Hatırlanacağı üzere, Temmuz ayında tüketici fiyatları yüzde 0,31 oranında artmış, yıllık enflasyon yüzde 8,88’e yükselmişti. Bu yükselişte, Türk Lirası’nda gözlenen değer kaybı belirleyici olmuştu. Değer kaybının sebebi de, döviz akışındaki zayıflamaydı.

Bu etkiyi gören Merkez Bankası, bu verilerden birkaç gün önce açıkladığı Enflasyon Raporu’nda, “enflasyon görünümü orta vadeli hedeflerle uyumlu olana kadar para politikasının temkinli duruşunun korunacağını belirterek gerektiğinde ek parasal sıkılaştırmaya gidilebileceği” uyarısını bir kez tekrarlıyordu.

“Temkinli duruş”u, dün açıklanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) kararlarında bir kez daha gördük.

Kurul, son toplantısında “politika faizi” olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 4,5 düzeyinde sabit tutmayı kararlaştırdı.

Bununla birlikte, borçlanma faiz oranını yüzde 3,5 düzeyinde sabit tutarken; borç verme faiz oranını 50 bazı puan artırarak yüzde 7,25’ten yüzde 7,75’e yükseltti. Ek olarak, piyasa yapıcısı bankalar için borçlanma faizini yüzde 6,75’te sabit bırakırken, munzam karşılık oranları, rezerv opsiyon katsayıları gibi diğer para politikası değişkenlerini değiştirmedi.

Peki, Merkez Bankası neden 50 baz puanlık artışa gitti? PPK açıklamasında, aynen şöyle deniliyor:

“Mayıs ayından bu yana küresel düzeyde para politikalarına ilişkin artan belirsizlik nedeniyle sermaye akımlarında gözlenen zayıflama sürmektedir. Kurul, böyle bir konjonktürde daha temkinli bir para politikası duruşunun da katkısıyla kredi büyüme hızlarının kademeli olarak daha makul düzeylere geleceği değerlendirmesinde bulunmuştur.”

Yani Merkez Bankası, kredi büyümesinin daha makul düzeyde olmasını istiyor. Sebepse açık, artan belirsizlik ve sermaye akımlarında görülen zayıflama. Şurası bir gerçek ki, musluk kısıldığı an işler umulmadık mecralara sürüklenebilir. Çünkü değirmenin suyu dışarıdan…

Küresel ekonomideki gelişmeler bir yana, tek başına etrafımızda olup bitenler bile, hem fertlerin hem de kurumların temkinli hareket etmesini zaruri kılıyor.

Sadece şu kadarını belirtmemiz yeterli olur sanırım: Suriye’deki iç savaş güney ülkelerine yaptığımız ihracatın önünü kestiği için Akdeniz’i aşıp Mısır kapısını aralamıştık. Şimdi orası da tıkandı…

Riskler giderek artıyor.

Twitter: @Kadir_Dikbas                                      http://www.kadirdikbas.com/r

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş
  • hakii

    sizin ekonomi siteniz…