Şeref Oğuz ile Ekonomi- Kritik 2.Bölüm – Yapısal Sorunlar!

1
2979

YENİ ORTA VADELİ PROGRAM ÜZERİNE.. – TASARRUF KONUSU-

Yeni Orta Vadeli Program Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı’nın ortak çalışması ile oluşturuldu. Programın, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu yapısal sorunlar göz önünde bulundurularak oluşturulduğunun altı çizildi. Bu yapısal sorunların başında düşük tasarruf, katma değeri düşük ihracat ve enerjide dışa bağımlılık geliyor. Öncelikle bu sorunlara çözüm bulunarak büyümenin ikinci plana alınması ve öncelikli olarak cari açığın düşürülmesi hedefleniyor. Uzun süredir yapısal bir sorun olarak mevcut bulunan düşük tasarruf konusu, yeni OVP’de temel olarak tüketicilerin harcama eğilimi dikkatle kontrol altına alınarak bir takım tedbirler aracılığı ile çözülmeye çalışılacak. Bu tedbirlerin başında kredi ve kredi kartı limitlerinin tüketicinin borç ve gelir düzeyine paralel olarak uygulanması, özellikle lüks tüketim ürünlerinde taksitlendirmenin kontrol altına alınması ve şuanda mortgage kredilerinde uygulanan peşinat uygulamasının bireysel kredilerde zorunlu hale getirilmesi gibi uygulamalar geliyor.

Bana göre kredili satışlarla ilgili en akıl dışı nokta bir yıldan fazla süreli taksitlendirmeler ile elde edilen -aslında o süre içinde kazanılıp yatırılmayan- gelirlerin bir yıl içinde üretilen tüm ürün ve hizmetlerin toplamı olarak hesaplanan GSYH rakamına eklenmesi. İktisatçılar ve otoriteler bu durumunu nasıl değerlendirip açıklıyor bilemezken, gelelim yeni OVP’nin kredi kartında taksitli satışların kontrol altına alınması uygulamasına hangi noktadan yola çıkılmış…

kredi kartı

Devlet kredi kartına taksit uygulamasını sınırlandırırken ‘toptancı’ bir yaklaşım sergilemiyor. Tüketime yönelik ve zorunlu olmayan harcamaların borçlanarak yapılmamasını öngören bir uygulama getiriyor. Asıl olması gereken de budur, zira bu noktada çizgi çoktan aşılmıştı. Yani tüketici kazandığı para ile harcamasını dilediği sektörde dilediği ürüne yapmalı ancak henüz kazanılmamış ve sistemden ödünç alınan paranın ihracat, yatırım, sağlık ve eğitim alanlarında kullanılmasını fakat tüketim için harcanmaması sağlanmaya çalışılıyor.

Taksitler, faizden geçinen kesimin iştahını kabartıyor

Bu sorunda en yaygın örnek mobil iletişim araçlarına yapılan harcamalar. Kullanım süresinden daha uzun taksitle alımlar yapılıyor. Bu tarz harcamalar tüketici içinden çıkılmaz bir girdaba sokuyor. Zamanında eski Bankalar Birliği başkanlarından Ersin Özince ‘yoğurdumu bile dokuz taksitle alırım, kime ne?’ şeklinde söylemde bulunmuştu. Bu söylemi çok eleştirmiştim. Bu taksitler faizden geçinen kesimin iştahını kalıcı hale getiriyor. Türkiye %2,2 büyürken bankalar %17,5 büyüyor. Türkiye %3 büyürken bankalar %20 büyüyor. İşte bu terslik yoğurdunu 9 taksitle almak, cep telefonunu 12 ay taksitle almaktan ileri geliyor. Bunun durdurulması gerekiyordu. Bu noktada bir şeyi karıştırmamak gerekiyor, küçülme böyle bir şeydir. Bu tedbirler büyümeye bir nevi frendir çünkü harcamalar(buna taksitli harcamalardan elde edilen faiz gelirleri de dahil) üzerinden hesap edilen GSYH’yı küçülten bir etkisi var. Fakat burdan kısılan parayla döviz kazandırıcı işlemler ve reel ekonomiyi geliştiren işlemlere harcanabilir. Zaten asıl amaç da budur.

Türkiye’deki tüm statükolar devrildi ama bankacı generaller hala devrilmedi

Türkiye’de kayıt dışı çok fazla olduğu için tasarrufların istatistiklerdeki kadar olması mümkün değil. Ölçülen tasarruf değerleri, kayıt içindeki ekonomiden hesaplanıyor. Oysa insanlar halen yastık atı tasarruflarda bulunuyor. Bunun sebebi de insanların bankalara olan güvensizliği. Zamanında Merhum Kahveci Maliye Bakanı iken kayıt dışındaki paraların ekonomiye kazandırılması için çok uğraşıldı. Fakat bu paraların dar gelirli insanlardan alınıp faiz lobisine girmesi için önce Türkiye’deki kayıt içi ekonominin adam olması gerekir. Mevcut yapısı içerisinde bu mümkün değil. Türkiye’deki bankacılık sistemi dünyanın hiç bir yerinde yok. Türkiye’deki tüm statükolar devrildi ama bankacı generaller hala devrilmedi. Onlar her şeye el koymak isterken, insanlar da tasarruflarını bankaya yatırmak istemiyorlar.

Birinci Bölümünü okumak isteyenler ==> https://neoekonomi.com/seref-oguz-ile-ekonomi-kritik1/

 

Sn. Şeref Oğuz’a sohbetimiz boyunca göstermiş olduğu nezaket ve engin bilgilerini paylaşmasından ötürü teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

https://twitter.com/serefoguz

https://twitter.com/Exponomist

 

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş
  • Faiz lobisi

    Sanirim tasarruf konursunda çok gerilerdeyiz bu nedenle yeterince amacina ulaşamıyor tedbirler. sanırım öncelikle halkı tasarruflara teşvik edici yöntemler bulup uygulamalıyız.