Smith Öncesi İktisat: Platon ve İbn-i Haldun

0
3189

İktisat ne zaman doğdu sorusu, cevabı tam verilemeyecek bir soru olsa gerek. İnsanlar ve devletler birbirleriyle ilişkilerinin bir kısmını bazen de çoğunu ekonomi üzerine kuruyorlardı ama bu ilişkilerin koskoca bir bilimin temeli olacağını kestiremiyorlardı. Adam Smith, iktisat kitaplarının çoğuna göre bize “Ahanda bu iktisattır. Sizin yüzyıllardır yaptığınız ekonomik işlerin tümü iktisadın alanıdır.” demiştir. Ekonomi ya da iktisat adına ne derseniz deyin Adam Smith ile hayat buldu. İktisat kitaplarının çoğu böyle yazar.

Peki, gerçekten iktisadı ilk defa önümüze çıkaran Adam Smith midir? Bence bu bilime en az Smith kadar katkıları olan İlkçağ filozoflarından, Ortaçağ Avrupası’nın karanlık yapısından ve skolastik düşünce ekseninden ayrı ve özgür düşünceye önem veren, ülkesinde tacirler rahatça işlerini yürütsün diye tarihteki ilk ticari ve ekonomik sigorta sistemini başlatan hükümdarların ve İslam düşünürlerinin de anılması gereklidir.

İlkçağ’da doğru düşüncenin kurucusu sayılan Platon, insanların iktisaden mutlu olabilmeleri için, sosyal bir devlet çatısı altında yaşamaları gerektiğine inanır. Düşünür, paranın mübadele aracı olma fonksiyonunu belirtir ancak paranın servet biriktirme amacının çok aşırı derecede ön plana alınmasını toplum refahı ve erdemi için tehlikeli bulur. Eşit gelir dağılımını savunur. Bu yönüyle sosyalist bir iktisadi görüşe sahiptir. Karl Marx’dan çok çok önce sosyalizmi iktisada katmış, eşit gelir dağılımından bahsetmiştir. Daha Lorenz’in bu konuda çalışmaları yokken, eşit gelir dağılımını incelemiştir. Lorenz’in eşit gelir dağılımı konusuna ve tabi ki iktisada katkısı yadsınamaz. Zira, kendisinden yüzyıllar önce söylenen bir şeyi, matematiksel ifadelerle daha anlaşılır hale getirmiştir. Ancak Platon’u da unutmamak gerekir.

Bir de bizden düşünürlerin iktisada katkılarından konuşalım.

İbn-i Haldun, 14. yüzyılda İslam dünyasına “Mukaddime” (Sunuş) adlı eseri kazandıran bir düşünür. Bu düşünürün iktisada katkısı çok önemlidir. Mesela ülkelerin coğrafik konumlarının ekonomik yaşantılarını etkileyeceğini ilk kez İbn-i Haldun söylemiştir. Bundan da önemlisi, kendisinden yıllar sonra literatüre Laffer Eğrisi adıyla girecek (ki eğrinin gerçek adı Haldun-Laffer Eğrisidir) eğriye, düşünceleriyle katkıda bulunmuştur. İbn-i Haldun’un “devlet eğer, vergi gelirlerini arttırmak istiyorsa, vergi oranlarını düşürmelidir, zira ağır vergiler kişilerin üretim şevkini kırar.” düşüncesini, Artur Laffer, matematiksel şekilde ifade ederek iktisada kazandırmıştır.

Bu örneklemeler gösteriyor ki Adam Smith öncesi ve sonrası her düşünür iktisatla az veya çok ilgilenmiştir. İktisada katkıları olmuştur. Özellikle aydınlanma çağının başlangıcı sayılan 18. yüzyıla kadar Avrupa’da tüm bilimler neredeyse birbirinin içinde oldukları için, mesela, bir filozof iktisadi hayata yön veren düşüncelere sahip olmuştur.

Adam Smith’in iktisada katkısı yukarıda söylediğim gibi yadsınamaz. Ama onun görüşleri de Keynes’e yenik düştü. 1929 bunalımı üzerine Keynesyen fikirlerin doğması, klasik iktisadi akımın artık miadını doldurması ve en önemlisi bu hastalığa (1929 bunalımına) çare olamaması, Keynes’in yıldızını parlattı.

Yazının ana fikrini şimdi söyleyeyim. İktisat sadece bir kişinin ya da ulusun tekeli değildir. Ekonominin, ticaretin, paranın, içinde para geçen her olayın yanında iktisat akla gelir. Bu bilime bir doğulunun da batılının da katkısı aynı derecede önemlidir.

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • platon ve iktisat
  • adam smith öncesi ve sonrası
  • adam smith öncesi ve sonrası iktisadi düşünce
  • laffer eğrisini ilk bulan islam alimi
  • laffer eğrisini ilk kez öngören düşünür
Paylaş