Tasarrufların Cari Açık Üzerindeki Etkisi

0
1330

Bildiğiniz üzere Türkiye’nin yıllar boyunca süregelen bir cari açık sorunu var. Bu cari açığı en çok etkileyen etkenlerde hiç şüphesiz enerji maliyetleri ve tasarruf oranlarının az olmasıdır. Enerji kaynaklarında dışa bağımlı olmamız ve faizler yüksek olmasına rağmen teknolojik ürünlere olan merakımız ayrıca Türk insanının tüketim çılgınlığı bu cari açığı gün geçtikçe arttırmaktadır.

Cari açık bir ülkenin aynı zamanda tasarruf açığıdır. Tüketimlerin fazla olması bir yandan ülke ekonomisindeki canlılığı arttırsa da diğer yandan cari açık sorununu hiç şüphesiz daha çok arttırmaktadır. Gelişmiş olan ülkelere baktığımız zaman genellikle Asya ülkelerinde tasarruf oranları oldukça fazladır. Temel neden ise o bölgede çalışma koşulları ve sosyal güvenceler her birey için oldukça uygun ve sorunsuzdur.  Geçen günlerde Maliye Bakanı Sn. Mehmet Şimşek yaptığı bir açıklamada ‘Geçen sene Türkiye’de 100 lirası olan bir vatandaş bunun 87 lirasını harcamış ve 13 lirasını tasarruf etmiştir’ dedi. Bu gelişmiş ülkelerle kıyaslanacak olursa, gelişmiş ülkelerde vatandaşlar her 100 liranın 67 lirasını harcıyor. Bu durum şunu gösteriyor bize: Gelişmiş ülkelerde yüksek seviyelere ulaşan hayat standartlarının var olduğu, halkın bilinçli bir şekilde tükettiği ve aynı şekilde tasarruf yaptığı ima ediliyor. Ayrıca hane halkının geliri adaletli bir şekilde şekilleniyor. Peki bu durum nasıl giderilmeli? Ülkemizdeki tüketim çılgınlığı nasıl son bulmalı?

Gerek hükümet gerekse merkez bankası tasarrufları arttırmaya yönelik politikalar uygulamakta. Hükümet vergi oranlarını yüksek tutup, özelleştirmeler ile kamu harcamalarını daraltıcı uygulamalar yapmakta, merkez bankası da uyguladığı daraltıcı para politikası ile hem cari açığı dengede tutmak istiyor diğer yandan enflasyonu düşürmeye çalışıyor ve ülke ekonomisinin gidişatına göre para politikası araçlarını kullanarak döviz kurunu revize ediyor. Bu çerçevede bakacak olursak iktisat otoriteleri uyguladıkları politikalarla ekonomiyi güçlendirmeye ve ileri seviyelere getirmeye çalışıyor. Yalnız halkın bilinçsizce tüketmesinin önüne geçmekte ve tasarruf oranlarını arttırıp bu tasarruflar ile yatırımları finanse etmekte maalesef bir etki yaratamıyor. Yeri gelmişken söylemekte yarar var;  yatırımlar eğer tasarruflarla finanse edilemiyorsa bu da bir cari açık nedenidir.

Bu tüketim çılgınlığının çözülebilmesi ve önüne geçilmesi için halkın bilinçlendirilmesi, hayat standartlarının yükseltilmesi, girişimci gençlerin artması en temel belirleyiciler olarak gösterilebilir. Eğer bu standartlar uygulanır ve ileri seviyelere yükseltilirse ve ek olarak yenilikçi fikirler ile bilim, teknoloji ve sanayi alanında iyi noktalara gelinirse ülke ekonomisi için oldukça elverişli bir sürecin başlaması hiç kaçınılmaz bir durumdur.

Ülkemizde hane halkının %20’sinin tasarruf yapma imkânı maalesef yoktur. Bu durum ciddi bir gelir yetersizliği ve yaşam standartlarının elverişsiz olduğunu belirtir. Genellikle asgari ücretle çalışan bireyler ülke şartlarında sadece kendisine ve ailesine yetmektedir hatta ek iş yapıp geçimini zor karşılamaktadır. Ülkemizdeki gelir adaletsizliği ve yaşam koşullarının kısmen elverişsiz oluşu tasarruf oranlarının neden düşük olduğunu belirleyen etkenler arasında neredeyse ilk sıralardadır. Hayat pahalılığı borçlanma oranlarının artmasına, borçlanma oranlarının artması da maalesef tasarruf oranlarını azaltıcı etkide bulunmaktadır.

Bu yüzden ekonomi büyüdükçe gelir dağılımının makul düzeye getirilmesi için çalışmalar yapılmalı, hane halkına yönelik stratejik planlar geliştirilmelidir. Aksi halde her geçen yıl yığılan bir cari açık ve tüketim bolluğu Türkiye’de uzun dönemde kaçınılmaz krizlere yol açacaktır.

Gökhan AKTOPRAK

https://twitter.com/GkhnAktoprak

Yazıyı Değerlendirin!

Ne aradılar:

  • cari ak
  • cari açık etkisi
  • türkiye de enerjinin cari acık üzerindeki etkisi
Paylaş