Teknoloji Kimdeyse Pazar Onundur

0
1225

Gelişmiş Ülkeler Nasıl Başardı?

Bugün ‘küreselleşme’ dediğimiz dünyanın her bir yanını kapana kıstırmış felaket bir kavram var. Ülkeler arasındaki gelir düzeyi farkını açıklarken, oklar küreselleşmeye çevriliyor ve kapitalist devletlerin sömürgecilik yaparak bugünkü güçlerini elde ettiğinden tüm milletler hemfikir, fakat elden bir şey gelmiyor. Peki küreselleşme sürecinden önce ülkeler arası gelir dengesi, üretim ve ticaret yapmaya olanak sağlayacak kaynakları nasıldı?

 

teknoloji

 

TEPAV araştırmacısı Dr. Daron Acemoğlu çalışmasında, Adam Smith, modern iktisadın başladığı nokta olarak kabul edilen Ulusların Zenginliği kitabını 1776 yılında yazdığında en zengin ile en yoksul milletler arasındaki uçurumun 4 ya da 5 kat olduğunu belirtiyor. Castro’nun görüşünün tam aksine, bugün çok zengin olan kimi ülkelerin geçmişte aynı toprak kalitesine sahip olan diğer ülkelere kıyasla hayli yoksul olduklarını ve bunların içinde, bugün en gelişmiş ülkeler olan Avrupa ülkelerinin de bulunduğuna değiniyor.[1] Nitekim, Avrupa’nın Ganges’i, Nil’i, Dicle’si, Fırat’ı, Mezopotamya kadar bereketli toprakları yoktu. Bilakis, Avrupa haritasının yamalı bir bohçaya benzeyen görünümü, iklim çeşitliliği farklı ürünlerin elde edilmesini sağladı ve mübadeleye konu oldu. Fakat savaşlar ve salgın hastalıklar Avrupa’yı da fakirliğe itti. Hatta 18. Yüzyılın ortasında Avrupa ve Üçüncü Dünya’daki kişi başına sanayileşme düzeyi arasında fazla bir fark bulunmuyordu. Ancak, batılı ve oryantal kültürün farkı –ilk bölümündeki ‘beceriksizlik kavramına ithaf olunur- kendini ta 15. yy.’da kendini göstermişti bile. Avrupalılar, o dönemde dünyanın pek az yerinde rastlanabilecek ticari kredileri, kambiyo senetlerini ve bankacılık sisteminin geliştirilmesini ortaya çıkardılar.[2] 19. yüzyıla gelindiğinde ise Üçüncü Dünya ülkelerinin kişi başına sanayileşme oranı Avrupa’nın payının on sekizde biri, sadece Birleşik Krallığı’nın ise yaklaşık %2’si kadar olabilmişti.[3]

Bugün, gelişmiş ülkeler küresel konumlarını, yüksek eğitim ve kültür düzeyleri ile gelir ve refah seviyelerini –söylemesi her ne kadar antipatik olsa da- başarıyla yürüttükleri kapitalist politikalara, yukarıda değinilen finansal gelişmelere, karşılaştırmalı olgun piyasa ekonomisinin ve olgun demokratik politikalarının avantajlarına borçlular. İlerlemesine destek verdikleri endüstriyel devrimler, bilim ve teknolojideki atılımlar, hızlandırdıkları üretici güçler sayesinde gelişmiş materyaller teknolojisi, mikro-elektrik teknolojisi, lazer teknolojisi, uzay mühendisliği, okyanus mühendisliği, biyoloji mühendisliği gibi alanlarda gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeleri kendilerine bağımlı kılmışlardır. Gelişmiş ülkeler tüm bu avantajları dünyanın geri kalmış ekonomik ve kültürel zeminde bulunan diğer ülkelere karşı bir kaldıraç olarak kullanmışlar ve politik, ekonomik, askeri ve ideolojik cephelerde avantajlı bir konuma yerleşmişlerdir.[4] Bu sayede, bugün gelişmiş ülkeler 3. Dünya Ülkeleri olarak adlandırılan ülkelerin en mahrem alanlarına kadar girebilmektedirler. Zira, teknoloji kimdeyse pazar onundur.[5]

Yazı dizimiz ‘Avrupa Mucizesi’ konusuyla devam edecek…
https://twitter.com/Exponomist
@Exponomist

[1] http://www.tepav.org.tr/upload/files/haber/13402853795.Daron_Acemoglu___Bazi_Milletler_Neden_Basarisiz_Olur.pdf

[2] N.J.G Pounds, An Historical Geography of Europe, 1500-1840, (Cambridge, 1979), bölüm 1

[3] Kennedy, Paul, Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 8. Baskı, Ankara 2013) sf. 192

[4] Guoliang, Pu & Guangqing, Xiong, Dünya Solu ve Çin’in Konumu, (Kalkedon, İstanbul, 2011) sf. 90-92

[5] Prof. Dr. Müfit Akyüz, Marmara Üniversitesi, İİBF

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş