Türk Bankacılığında Neler Değişti

Aslına bakarsanız, ülkemiz bankacılık sektörü, 2001 yılından başlayarak çok sancılı bir süreçte, geçmişten çok daha iyi bir noktaya geldi. Öyle ki 2012-2013 dönemi için en çok KV ödeyen şirketler anonim şirketler, bunlar içindeyse bankalar oldu. Vergi şampiyonluğu ise kolay gelmedi. Birçok kötü durumdan ya da alışkanlıktan kurtulmak için çok çaba sarf edildi.

2001 yılında sektör paramparça olmuşken, dönemin ekonomi yönetimi, uygulamaya koyduğu yeniliklerle enkazı yeniden bina etmeye başladı. Öncelikle sektördeki, doğaldır ki ekonomik anlamda, gayri ahlaki uygulamaları denetlemek ve sektörü bir düzen içine sokmak için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) kuruldu. Verimsiz ve etkinsiz çalışan bankalar, ya özelleştirildi ya da TMSF’ye devredildi. Bankacılık mevzuatı, kamuoyunun yakından takip edebileceği şekilde şeffaf hale getirildi. Bunlar, sektörü düzenleyen başlıca uygulamalardı fakat bunlarla da sınırlı kalmadı.

Merkez Bankası’nın tek amacı, fiyat istikrarını sağlama ve koruma olarak belirlendi. Merkez’in, enflasyonist bir eğilime sebebiyet verecek uygulama içinde olması yasaklandı.

Söz konusu düzenlemelerden bankalar da nasibini aldı. Öncelikle 2001 ve öncesinde yerleşmiş, alışılmış ve köhne bankacılık zihniyeti terk edildi. Özellikle kamu sermayeli bankaların yüksek görev zararları yazmaları uygulamasına son verildi. İster kamu, ister özel sermayeli olsun, tüm bankaların bir ticaret şirketi ve dolayısıyla ticarethane olduğu anlayışı yerleşti. Bu anlayışla bankalar, gelir kaynaklarını çeşitlendirdiler. Müşterilerin, yatırım araçlarına olan taleplerini izleyerek, yeni yatırım araçlarıyla, yeni yatırım ve kazanç fırsatları ve kar olanakları elde ettiler. Tüketicilerin zihninde ise bankalar sadece mevduat hesaplarının açıldığı ya da işletildiği, kredi imkânlarının sunulduğu yerler olmaktan çıktı.

Sektör, rekabete dayalı hale geldi. Rekabette ayakta kalabilmek için, donanımlı ve yetişmiş insan kaynaklarına ulaşma ihtiyacı doğdu ve bankalar bünyelerine sadece müşterilerinin her isteğini yerine getirebilenleri değil, bu rekabet ortamında yeni müşteri portföyü oluşturabilen girişimci ruhlu kişileri istihdam eder hale geldi. Kısaca bankaların insan kaynakları politikası da değişti.

Bütün bu değişiklikler, bankaların çehresini değiştirdi. Kapanmanın eşiğindeki birçok banka, şimdilerde kar üstüne kar elde eder hale geldi. Ee, bu durumda KV şampiyonu olmaları pek de yadırganmamalı bence.

Yazıyı Değerlendirin!

“Türk Bankacılığında Neler Değişti” için 2 cevap

  1. Devalasyon yıllarında bankalar sürekli batıyordu. Şimdi ise milleti sömürdükleri için batmıyorlar o zamandan bu zamana değişen tek şey bu bence.

  2. Bankalar değişti gelişti ancak insan kaynakları politikaları asla eğitimli kişiler yönünde olmadı. Onlar için ucuza çalıştırabilecekleri her personel işlerini gören her insan yeterli sayıldı. Malum kamu bankaları lise mezunu alıyorlar ve çıkış saati belli olmayan bir mesai düzeninde sömürgeci zihniyetle çalıştırıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir