Ülkemiz İçin Sürprizler Haftası

Siyasetin ve ekonominin, birbirinin içinde olduğu, aynı şeyi, yani insanı ele aldığı bilinir. Ekonomi, mümkün olan çok sayıda insanı mutlu etmeyi amaçlar, siyaset ise insanı yönetime daha çok katmayı amaçlar. Ekonomi, insan mutluluğunu sağlarken, siyasi yapı ve ortama göre hareket eder ancak siyasetin insanı yönetime dahil etme araçları çok farklıdır. Siyaset;partileri, seçimleri, referandumları v.s kullanır.

Herkes bilir ki ekonomik manada bir tatmin düzeyini yakalmış birey veya toplum sonraki adım olarak kendi sorunlarıyla birlikte dünyadaki sorunlara da kafa yorar. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi burada çalışmaya başlar.

Buraya kadar yazılanların ülkemiz açısından bağlantısı ise şu:

Bilindiği üzere 2010 yılındaki insanlık dışı Mavi Marmara olayından sonra İsrail tarafından gecikmeli de olsa özür geldi. Özür dilenmesinde ABD başkanının doğrudan ya da dolaylı katkısı olup olmadığı tartışılır. Tartışılmayacak tek bir şey var ki, o da  bu saldırıyı yapanların artık Türkiye – İsrail ilişkilerinin fazla gerginleşmesini istemedikleridir. Tazminat ve ambargonun kalkması ise bu özrün devamında yine gecikmeli de olsa gelebilir. Bu, ülkemiz için son dönemde yaşanan sürprizlerin birincisidir.

KREDİ NOTUMUZUN ARTMASI

Henüz iki ya da üç gün önce sayılı kredi derecelendirme kuruluşlarından Standarts and Poors ülkemizin kredi notunu BB+ düzeyine yükseltti, ki bu not yatırım yapılabilir düzeyin bir altı.

Not artışı, farklı açılardan yorumlanabilir. Öncelikle, Türk ekonomisindeki gelişim ve değişimin ve hatta en önemlisi istikrarın bu tip kredi kuruluşları tarafından geç algılandığı söylenebilir. Ali Babacan’ın Türk ekonomisi için maraton koşucusu, kredi kuruluşları içinse kervan yakıştırması yapması, bu algının bir göstergesi. Bir sonraki cümleyse, Türk ekonomisi hakkında bir inancın ifadesi: “Türk ekonomisi bir gün hak ettiği itibarı görecektir.”  Bu ifade, sadece bakanın değil bizim de tek dileğimiz.

Başka bir açıdan bu artış şöyle yorumlanabilir: Kredi derecelendirme kuruluşları artık eski önyargılarından yavaş yavaş kurtulma eğilimindeler. Dünya ekonomilerinden bir kısmının özellikle Avrupa kesiminin eskisi gibi güçlü olmadıklarının farkındalar. Ekonomik krizin bu ülkeleri hırpaladığını yakından gözlemlemekteler. İşte bu yüzdendir ki kötünün iyisini ödüllendirmek ve en kötüsünü deyim yerindeyse yerin dibine sokmak için kredi notlarını kullanmaktalar.

Başka bir açıdansa artık bu not artış ya da azalışları sadece ekonomik veriler üzerinden olmuyor. S&P ‘nin kredi artışı için öne sürdüğü gerekçe, güçlü ve ayakta durabilen bir ekonominin yanı sıra olumlu siyasi gelişmelerdir.

Her ne olursa olsun, kredi notumuzun artışı, bizim için ikinci bir sürpriz.

MERKEZ’İN FAİZ KARARI

Merkez Bankası’nın Mart ayı sonundaki Para Politikası Kurulu toplantısı bir sürprizle sonuçlandı.Piyasaların yüzde 1.5 ilâ yüzde 9 arasındaki faiz koridorunu daraltması bekleniyordu. Merkez Bankası, bu beklentilerin doğrultusunda borç almada yüzde 1.5, borç vermede yüzde 9 olan faiz koridorunu daralttı. Bu piyasaların alkış tuttuğu bir şey oldu.

Ama beklenmeyen hareketi yüzde 6.25 olan politika faizini 50 baz puan (0.5) düşürerek yüzde 5.75’e indirmesi oldu. Bu indirimin doğal sonucudur ki dolar kuru, 1.7140 seviyesine yükseldi.

Merkez Bankası faiz koridorunu daraltarak kur üzerindeki yükselme eğilimine sınırlama getirmeyi düşünmektedir.

Dünya ekonomisindeki olumsuz havanın hızlı bir şekilde daha kötüye gidebileceğinin ilk sinyallerini aldığı için politika faizini yarım puan düşürmüş durumda. Merkez Bankası üst yönetiminde dünya ekonomisinde ileride yaşanacak bir resesyon beklentisi hakim. Bu yüzdendir ki, enflasyonu kısmen ikinci plana alıp, resesyonun etkilerinden en az zararla kurtulmak isteniyor. Zannedilmesin ki, Merkez Bankası, 2001’ den beri yürüttüğü fiyat istikrarı politikasından vazgeçti. Aksine, bu politikadan vazgeçmeden, sorunlar su üstüne çıkmadan sıkıntılara etkili önlemleri almak ve müdahalelerde bulunmak amacındalar.

Merkez Bankası’nın faiz konusunda aldığı cesur ve proaktif kararı, bu dönemin bir diğer sürprizi olarak görüyorum.

 

Yazıyı Değerlendirin!

“Ülkemiz İçin Sürprizler Haftası” için 2 cevap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir