Ülkemizde Dergi ve Ekonomi

0
1588

Herkesin bir dönem aldığı ya da halen almış olduğu dergiler vardır.Kimileri abone olarak bunu rutin hale getirirken kimisi de bu dergileri nadiren takip etmektedir.Sonuç itibariyle, sosyal medya ve internet ortamının gelişmiş koşullarına rağmen dergi okuyucuları bu tutkudan vazgeçememektedirler.

TUİK’in Yazılı Medya Araştırmasına göre ülkemizde 2010 yılındaki toplam dergi tirajı 139 milyon civarındayken bu rakam 2011’de 4 milyon azalmış yaklaşık 135 milyona gerilemiştir.O yılki bu tiraj kaybının sebebi küresel olarak geçirmiş olduğumuz krize bağlanabilir.Çünkü ülkemizde ve dünyada, başta Amerika Birleşik Devletleri’nde olmak üzere bir çok ülkeyi  kapsayan geniş ölçüde etki yapan bir kriz yaşandı.Buradan çıkarımla Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nin yine doğru olduğuna kanaat getireceğiz.Bu teoride Maslow, beslenme ve barınma gibi fizyolojik ihtiyaçların insanların ihtiyaçları arasında en önde geldiğini ifade etmiştir.2011 yılında her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de bu krizin etkisi ciddi derecede hissedildi.Çalışanlar tüketim alışkanlıklarını kısmak zorunda kaldılar aileler biraz daha dikkatli ve tutarlı harcamalara yöneldiler.Hatta ciddi oranda bir işsizlik söz konusuydu.Haliyle öncelik yeme-içmede olduğu için insanlar kitle iletişim araçlarından biri olan yazılı medyayı tüketmeye geçici bir süre ara verdiler.

Sonraki yılda, 2012’de toplam dergi tirajları 32 milyon artış göstererek 165 milyona ulaşarak büyük bir tiraj patlaması yapmıştır.Daha detaylı incelemek gerekirse o yıl yerel, bölgesel ve ulusal dergi tirajlarının tümünde artış olmuştur.Bu da demek oluyor ki ekonomik koşullar 2011 e göre belirgin seviyede iyileşme göstermiştir.2013’e bakacak olursak 2012’ye oranla 374 bin civarında bir tiraj artışı olduğunu söyleyebiliriz.Ülkemizdeki basılı medya okur-yazarlığı sayısı ayrı bir tartışma noktası olduğu yadsınamaz bir gerçektir.Fakat bu oranın artışını sağlayan şeylerden en önemlisi de ekonomik koşullardır.Uluslararası ticaretin önemli bir durağı ve geçiş güzergâhı olan ülkemizdeki bireylerin alım gücü arttıkça basılı medyayı takip etme oranları o derece artacaktır.Bunda şüphe yoktur.Nitekim Japonya,Almanya ve eğitimde lider gösterilen Finlandiya’ya baktığımızda açık bir şekilde bunu görürüz.

Ayrıca hepimizin de bildiği gibi hemen hemen tamamına yakını aylık çıkan bir çok dergide değinilen konulara geniş çapta ele alınmış bir şekilde bulabiliyoruz.Bu da dergilerin albenisini daha yüksek kılıyor.Ayrıca gazetelerde de bazen durum bu şekilde diyebiliriz.Yayın ekipleriyle uzun süren yazı dizilerini günlük gazetelerde bile kimi zaman görmek mümkün.

Özetle dergiler, sosyal medyada bulunan bilgi ağı kadar bireylere geniş bir bilgi imkanı veremese de gündemdeki seçilmiş veya herhangi  bir konuda detaylıca bilgi verebilme açısından avantajlı durumdadır.Ayrıca internet üzerinden tek kaynakta kimi zaman yeterince bilgiye ulaşılamazken, dergilerde ise bu durum neredeyse ortadan kalkmış ve kaynak taraması yapılmış ve yazı dizisi önceden yazarlar tarafından detaylıca araştırılmış bir şekilde okuyucuya sunulmaktadır.Tirajlar da gösteriyor ki insanlar ekonomik koşulları iyileştikçe dergileri tüketiyor ve takip edebiliyor.Bu da bize açıkça şunu söylüyor; ekonomik anlamda güçlenen toplumlar aynı zamanda medyayı özellikle basılı medyayı geniş ölçüde takip etme şansına sahip olabiliyorlar.

Sinan Yılmaz

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş