Yeni Bir Küresel Kriz mi Geliyor?

0
2389

Bundan beş yıl önce ABD’ de bankacılık ve gayrimenkul sektörü kaynaklı bir kriz yaşanmıştı. Hatırlarsanız, 2008 yılında patlak veren bu krizin ana nedenleri olarak sermaye piyasalarında ters seçim kaynaklı yanlış fiyatlandırma yapılması ve Amerikan Merkez Bankası (FED)’nın fon faizlerini çok uzun zaman oldukça düşük seviyelerde tutmasıdır.

Bu ne demek? İhtiyaçlarınız için bankalardan kredi alırken, FED’in de yardımıyla daha düşük faiz oranlarında borçlanacaksınız demek. Bu durum doğal olarak bir kredi patlamasına yol açtı ve konut fiyatları tavan yaptı.

Bizim mortgage dediğimiz bu sistemden kaynaklı krizin ateşi çok hızlı bir şekilde yayıldı ve sönmeye yüz tutması çok uzun zaman aldı. Bu zaman diliminde dünya ekonomisinin küresel olarak büyüme hızları düştü. Ülkemiz gibi, gelişme potansiyeline sahip ülkeler büyüme rakamlarında acı fren yaptılar. 2012-2013 arası, tam da küresel krizin ateşi küllenmeye yüz tutmuşken, bu kez yine ABD’den gelen olumsuz haberler, piyasaları yeni bir küresel dalgalanma konusunda endişeye sevk etti. Siyasetçilerin çıkarları yüzünden, ABD’de 17 yıl sonra yeniden bir kriz yaşandı. Krizin aktörü ise, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasındaki çatışma. Bu çatışma nedeniyle ekonomi her gün yüz milyonlarca dolar kaybetti. İki grubun asgari müştereklerde anlaşamamış olması ABD’ de şu anda sadece kepekleri indirecek boyuta geldi ama bu hal bile tehlikeli. Çünkü ileride, 17 Ekim tarihinde, borç tavanının yükseltilip yükseltilmeyeceğine ilişkin görüşmeler var. Bu görüşmelerde cebe girecek oy, paranın önüne geçerse vay halimize!

Birkaç hafta öncesinde FED kökenli olumlu adımların, küresel ekonomiyi nasıl olumlu etkilediği konuşulurken, gelinen durum dünyada gerçekten hiçbir şeyin sabit kalmadığını, her an değiştiğini gösterir nitelikte.

17 EKİM MUTABAKATI OLMAZSA…

Konu buraya kadar gelmişken, yukarıdaki soruyu ister istemez düşünmek gerekir. Diyelim ki, 17 Ekim geldi ve taraflar yine siyasi çıkarlarından ötürü borç tavanını yükseltmeyi amaçlayan plan konusunda anlaşamadılar. O zaman ne olacak? Dünya ekonomisinin beş yılda zar zor toparladığı ekonomik büyüme ivmesi, ABD kaynaklı bir krizle yeniden tersine dönebilir. ABD içinde ise bu durum, kepenkleri indirmekten ziyade bir hükümet krizi boyutuna gelir ve iç ekonomik yapı da zarar görebilir. Bir ihtimal de uluslar arası kredi derecelendirme kuruluşlarının ABD’ nin kredi notunu kırabilmesidir. Biliyorsunuz ki aynı durum 2011 yılında yaşanmış ve ülkenin kredi notu ilk defa düşmüştü.

ABD, dünya GSMH’sının tek başına beşte birini ortaya çıkaran bir ülke. Kısaca, dünya üzerindeki ekonomik hadiselerin büyük bir kısmı doğrudan ya da dolaylı olarak bu ülke ekonomisinin üzerinde gerçekleşiyor. Dünya’nın geri kalanını, ister iskambil kağıdı olarak görün, ister domino taşı, ilk sıradaki taş veya kağıt sarsılırsa, diğerleri de sarsılır.

17 Ekim’e an itibariyle henüz var ama olumsuz bir durumu da göz ardı etmemek lazım. Diğer taraftan tarafların borç tavanı konusunda anlaşması, krizin ayak seslerini kesebilir.

EKONOMİSTLERE GÖRE 17 EKİM

ABD’ de bunlar olurken, 17 Ekim tarihini dört gözle bekleyen ekonomistler olası bir anlaşmazlık durumunda yaşanacaklar hakkında fikir yürütmeye başladılar bile. JP Morgan Avrupa Yönetim Kurulu Başkanı ve İsrail Merkez Bankası’nın eski başkanı Jacob Frenkel, bütün dünya ekonomilerini, tek bir ülkeye bu derecede bağımlı olmakla eleştirdi ve bu durumu batacak bir gemide rahat rahat dolaşan yolcuya benzetti. Frenkel’e göre 17 Ekim’de yaşanacak bir olumsuzluk, ABD dışındaki ülkeleri, salt ABD’ye bu kadar bağlı oldukları için olumsuz etkileyecek. Sadece Frenkel değil, IMF’  ekonomistleri de aynı görüşe sahip.

İşte tam bu noktada 2008 yılından beri yavaş yavaş da olsa toparlanma sinyali veren küresel ekonomi, acaba 17 Ekim tarihiyle birlikte yeni bir krizle mi karşılaşacak? Bekleyip görelim.

 

Yazıyı Değerlendirin!
Paylaş